ELDEN GELEN SAYGI, ELDEN GİDEN İLKE

  • 24 Haziran 2026
ELDEN GELEN SAYGI, ELDEN GİDEN İLKE

Bursa Vatan Medya Gurubu köşe yazarı Zeki Baştürk makalesinde;

El öpmek, bizim kültürümüzde yalnızca bir davranış değildir. Saygının, minnetin, değerbilirliğinve alçakgönüllüğün simgesidir. Büyüklerin eli öpülür; çünkü onların yaşanmışlıklarına, emeklerine, bilgeliğine ve yaşama kattıklarına duyulan saygı ifade edilir. Bu nedenle “eli öpülesi insan” denildiğinde akla makam sahipleri değil, karakter sahipleri gelir. Eli öpülesi olanlar; yaşamlarıyla örnek olmuş, doğruluktan ayrılmamış, bedel ödemeyi göze almış insanlardır.

Ne var ki siyasette ve toplumsal yaşamda kimi kavramlar zamanla anlam kaybına uğruyor. Saygının göstergesi olması gereken el öpmek, kimi zaman çıkarın, korkunun ve teslimiyetin sembolüne dönüşebiliyor.

İnsan düşüncesini değiştirebilir. Yeni bilgiler edinir, olayları farklı değerlendirir ve dün savunduğundan farklı bir noktaya gelebilir. Bu doğal ve insani bir durumdur. Ancak düşünce değişikliği ile çıkar değişikliği aynı şey değildir.

Bir insan yıllarca eleştirdiği, yanlış bulduğu bir anlayışın karşısında dururken, makamını, koltuğunu ya da kişisel geleceğini korumak adına bir anda o anlayışın en sadık savunucusu haline geliyorsa burada sorgulanması gereken şey düşünce değil, ilkedir.

Özellikle siyasette sıkça tanık olduğumuz parti değiştirmeler, saf değiştirmeler , el öpme yarışına girenler ve dün söylediklerini bugün inkâr edenler, toplumun siyaset kurumuna olan güvenini aşındırmaktadır. İnsanlar görüş ayrılıklarına saygı gösterebilirler; fakat ilkesizliğe saygı duymazlar. Çünkü toplumlar, düşünceler arasındaki farklılıklarla değil, güven duygusunun zedelenmesiyle yara alırlar.

Daha düne kadar sert sözlerle eleştirdiği insanların yanında yer almak, onların elini sıkmak hatta mecazen “elini öpmek”, eğer içtenlikli bir vicdan muhasebesinin değil de kişisel hesabın sonucuysa, bu davranış erdem olarak görülemez. Erdem, güçlüden yana olmak değil; doğru bildiğinin yanında durabilmektir. Erdem, rüzgârın estiği yöne dönmek değil, fırtına karşısında da omurgasını koruyabilmektir.

Toplumun belleği sanıldığı kadar kısa değildir. İnsanlar söylenenleri, verilen sözleri ve sergilenen tavırları not ederler. Bugün alkışlanan bir dönüş, yarın güven kaybı olarak geri dönebilir. Çünkü siyaset yalnızca iktidar mücadelesi değil, aynı zamanda ahlak sınavıdır. Bu sınavda başarı, kazanılan makamlarla değil, korunan değerlerle ölçülür.

Gerçek anlamda eli öpülesi insanlar; korkudan susmayanlar, çıkar uğruna eğilmeyenler, zor zamanlarda bile inandığı doğruları savunabilenlerdir. Onların eli öpülür; çünkü onlar kimsenin elini öpmek zorunda kalmamışlardır.

Bugün en çok gereksinim duyduğumuz şey, insanların hangi partide olduklarından önce hangi ilkelere sahip olduklarını sorgulamaktır. Çünkü siyaset değişebilir, iktidarlar değişebilir, dengeler değişebilir. Ama onurunu koruyan insanın değeri değişmez.

El öpmek saygının ifadesi olabilir; fakat ilke ve onur pahasına yapılan her eğiliş, saygı değil teslimiyettir. Toplumlar ise teslim olanları değil, dik duranları anımsar.

ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

BİR YORUM YAZ