DOĞU PERİNÇEK’TEN “MEKKE SAVUNMA ANLAŞMASI” ÇIKIŞI: “İSRAİL’E KARŞI İTTİFAK İRAN, FİLİSTİN, YEMEN VE HİZBULLAH İLE OLUR”
Vatan Partisi Genel Başkanı Doğu Perinçek, Mekke Savunma Anlaşması üzerinden Türkiye’nin Batı Asya’daki güvenlik politikalarına ilişkin dikkat çeken değerlendirmelerde bulundu. Perinçek, İran, Filistin, Yemen ve Lübnan Hizbullahı’nın dışında bırakıldığı bir ittifakın İsrail’e karşı gerçek anlamda bir güvenlik ittifakı olamayacağını savundu. Perinçek, Türkiye açısından çözüm olarak ise Türkiye-Rusya-Çin-İran ekseninde bir ittifak kurulması gerektiğini ileri sürdü.
Vatan Partisi Genel Başkanı Doğu Perinçek, Batı Asya’daki güvenlik dengeleri, İsrail’in bölgedeki konumu ve Türkiye’nin savunma politikaları üzerinden kapsamlı bir değerlendirmede bulundu.
Perinçek’in açıklamasının merkezinde, Türkiye, Suudi Arabistan ve Pakistan arasında gündeme gelen Mekke Savunma Anlaşması ile bölgedeki mevcut ittifakların İsrail ve ABD karşısındaki konumu yer aldı.
Perinçek, söz konusu anlaşmanın İsrail’e karşı oluşturulmuş bir savunma mekanizması olarak değerlendirilmesini eleştirerek, İran ve Filistin’in dışında bırakıldığı bir ittifakın bölgedeki mevcut güvenlik gerçekliğiyle bağdaşmadığını savundu.
“İSRAİL’E KARŞI İTTİFAK, İSRAİL’LE SAVAŞANLARLA OLUR”
Perinçek, Batı Asya’da İsrail’e karşı gerçek bir güvenlik ittifakı oluşturulabilmesi için İsrail ile doğrudan çatışma içerisinde bulunan aktörlerin bu yapının dışında bırakılmaması gerektiğini söyledi.
Perinçek’in değerlendirmesine göre İran, Filistin, Yemen ve Lübnan Hizbullahı’nın yer almadığı bir ittifakın İsrail’e karşı kurulmuş olduğunu söylemek mümkün değil.
Perinçek, bu yaklaşımını şu ifadelerle ortaya koydu:
“Batı Asya’da, içinde İsrail ile savaşan İran, Filistin, Yemen veya Lübnan Hizbullahı’nın bulunmadığı bir ittifak, İsrail’e karşı değildir.”
Perinçek böylece bölgesel güvenlik mimarisinin yalnızca devletler arası anlaşmalar üzerinden değil, sahadaki mevcut çatışma ve güç dengeleri üzerinden değerlendirilmesi gerektiğini savundu.
MEKKE SAVUNMA ANLAŞMASI TARTIŞMASI
Perinçek’in açıklamasında en fazla öne çıkan başlıklardan biri Mekke Savunma Anlaşması oldu.
Perinçek, anlaşmanın özellikle Türkiye açısından kritik öneme sahip olduğunu savunduğu Doğu Akdeniz ve Kuzey Kıbrıs eksenindeki güvenlik sorunlarına çözüm üretmeyeceğini ileri sürdü.
Türkiye’nin Doğu Akdeniz’de karşı karşıya olduğunu iddia ettiği ABD-İsrail-Yunanistan merkezli tehditlere dikkat çeken Perinçek, Mekke Savunma Anlaşması’nın bu tablo karşısında pratik bir savunma kapasitesi oluşturmadığını savundu.
Perinçek’e göre anlaşmanın bölgedeki gerçek askeri dengeleri değiştirebilmesi için Türkiye’nin ihtiyaç duyduğu askeri kapasiteye sahip aktörlerle daha güçlü ilişkiler kurması gerekiyor.
“KUZEY KIBRIS VE TÜRKİYE’Yİ HEDEF ALAN TEHDİTLERE KARŞI PRATİK DEĞERİ YOK”
Doğu Perinçek, Mekke Savunma Anlaşması’nın Kuzey Kıbrıs ve Türkiye açısından Doğu Akdeniz merkezli tehditler karşısında yeterli olmayacağını savundu.
Perinçek, özellikle ABD, İsrail ve Yunanistan arasındaki askeri ve stratejik ilişkileri Türkiye açısından güvenlik sorunu olarak değerlendirdi.
Bu çerçevede Türkiye’nin Doğu Akdeniz’de güçlü deniz gücüne sahip müttefiklere ihtiyaç duyduğunu belirten Perinçek, mevcut anlaşmanın bu ihtiyacı karşılamadığı görüşünü dile getirdi.
PAKİSTAN-HİNDİSTAN DENGESİNE DİKKAT ÇEKTİ
Perinçek açıklamasında Pakistan’ın Hindistan karşısındaki savunma durumunu da değerlendirdi.
Mekke Savunma Anlaşması’nın Pakistan’ın Hindistan’a karşı savunması açısından da yeterli pratik karşılık üretmeyeceğini savunan Perinçek, Pakistan’ın sahip olduğu nükleer kapasitenin Türkiye’nin savunma ihtiyaçlarına doğrudan katkı sağlayamayacağını ileri sürdü.
Perinçek’in değerlendirmesine göre Türkiye’nin karşı karşıya olduğunu savunduğu Doğu Akdeniz merkezli güvenlik sorunları ile Pakistan-Hindistan arasındaki stratejik dengeler farklı özellikler taşıyor.
Bu nedenle Türkiye’nin kendi güvenlik ihtiyaçları doğrultusunda farklı bir ittifak mimarisi oluşturması gerektiğini savundu.
“ANLAŞMA İRAN VE FİLİSTİN’İ DIŞLIYOR”
Perinçek’in Mekke Savunma Anlaşması’na yönelik eleştirilerinin temelinde ise İran ve Filistin’in anlaşmanın dışında bırakıldığı görüşü bulunuyor.
Perinçek, İran’ın bölgedeki askeri ve jeopolitik ağırlığına dikkat çekerken, Filistin meselesinin Batı Asya’daki güvenlik denkleminden ayrı düşünülemeyeceğini savundu.
Bu nedenle İran ve Filistin’in dışında bırakıldığı bir güvenlik anlaşmasının İsrail’e karşı bir ittifak olarak sunulmasını eleştiren Perinçek, bunun kamuoyunu yanıltacağını ileri sürdü.
Perinçek, söz konusu yaklaşımını oldukça sert ifadelerle dile getirerek, anlaşmanın İsrail’e karşı olduğu yönündeki değerlendirmelerin “büyük bir yalan” olduğunu savundu.
“TÜRKİYE-RUSYA-ÇİN-İRAN İTTİFAKI”
Perinçek’in açıklamasının en dikkat çekici bölümü ise Türkiye’nin nasıl bir ittifak modeli oluşturması gerektiğine ilişkin önerisi oldu.
Vatan Partisi lideri, Türkiye açısından stratejik çözümün:
Türkiye – Rusya – Çin – İran ittifakı
olduğunu savundu.
Perinçek, bu dört ülke arasında kurulacak güçlü bir stratejik iş birliğinin Türkiye’nin savunma kapasitesini artıracağını ve Batı Asya’daki güç dengesini değiştirebileceğini ileri sürdü.
Bu ittifakın yalnızca bölgesel güvenlik açısından değil, nükleer caydırıcılık bakımından da önemli olacağını savunan Perinçek, Rusya ve Çin’in askeri ve stratejik kapasitesine, İran’ın bölgesel konumuna ve Türkiye’nin coğrafi-stratejik ağırlığına dikkat çekti.
“NÜKLEER TEHDİDİ CAYDIRACAK BİRİCİK ÇÖZÜM”
Perinçek, Türkiye’nin güvenlik politikası açısından nükleer caydırıcılığın önemini de gündeme taşıdı.
Türkiye’nin çevresindeki stratejik dengelerin yalnızca konvansiyonel askeri güç üzerinden değerlendirilemeyeceğini savunan Perinçek, nükleer kapasiteye sahip ülkelerle kurulacak stratejik ittifakların caydırıcılık açısından kritik olduğunu belirtti.
Perinçek, Türkiye-Rusya-Çin-İran eksenini bu açıdan “nükleer tehdidi caydıran” bir stratejik çözüm olarak nitelendirdi.
Bu yaklaşım, Türkiye’nin dış politika ve savunma stratejisinde Batı merkezli güvenlik mimarisinden daha bağımsız ve çok kutuplu bir modele yönelmesi gerektiği düşüncesine dayanıyor.
İRAN, FİLİSTİN, YEMEN VE HİZBULLAH İLE İŞ BİRLİĞİ ÇAĞRISI
Perinçek, Türkiye’nin İsrail’e karşı mücadele eden İran, Filistin, Yemen ve Lübnan Hizbullahı ile ilişkilerini de geliştirmesi gerektiğini savundu.
Bu kapsamda Türkiye’nin;
- dayanışma,
- siyasi iş birliği,
- ekonomik ve diplomatik ilişkiler,
- güvenlik alanında koordinasyon
gibi başlıklarda daha yakın ilişkiler kurması gerektiğini ifade etti.
Perinçek’in yaklaşımına göre Türkiye, bölgedeki gelişmeleri yalnızca devletler arasındaki ilişkiler üzerinden değil, İsrail ile çatışma halinde bulunan aktörlerin oluşturduğu güç dengesi üzerinden de değerlendirmeli.
SUUDİ ARABİSTAN VE PAKİSTAN MESAJI
Perinçek’in açıklamasında Suudi Arabistan ve Pakistan da önemli bir başlık olarak yer aldı.
Mekke Savunma Anlaşması’na yönelik eleştirilerine rağmen Perinçek, Türkiye’nin Suudi Arabistan ve Pakistan ile ilişkilerini geliştirmesi gerektiğini belirtti.
Ancak bu ilişkilerin emperyalizme karşı ortak çıkarlar temelinde şekillenmesi gerektiğini savundu.
Bu yaklaşım, Perinçek’in bölge ülkeleriyle ilişkilerin tamamen kesilmesini değil, Türkiye’nin kendi stratejik çıkarları doğrultusunda daha bağımsız bir dış politika yürütmesini savunduğunu ortaya koyuyor.
“TÜRKİYE’NİN DOĞU AKDENİZ’DE GÜÇLÜ MÜTTEFİKLERE İHTİYACI VAR”
Perinçek’in açıklamasındaki ana başlıklardan biri Türkiye’nin Doğu Akdeniz’deki güvenlik pozisyonu oldu.
Türkiye’nin Doğu Akdeniz’de güçlü bir deniz gücü ve stratejik caydırıcılık kapasitesine sahip müttefiklere ihtiyaç duyduğunu savunan Perinçek, özellikle Rusya ve Çin gibi büyük güçlerle kurulacak ilişkilerin Türkiye açısından önem taşıdığını ifade etti.
Perinçek’e göre Türkiye’nin güvenlik politikası yalnızca mevcut ittifaklarla sınırlı kalmamalı; Türkiye kendi bölgesel ve küresel çıkarları doğrultusunda yeni stratejik ortaklıklar oluşturmalı.
PERİNÇEK’İN ÇIKIŞI YENİ BİR DIŞ POLİTİKA TARTIŞMASINI GÜNDEME GETİRDİ
Doğu Perinçek’in açıklamaları, Türkiye’nin Batı Asya’daki güvenlik mimarisi, NATO ilişkileri, Rusya ve Çin ile stratejik ortaklık ihtimali, İran’la ilişkiler ve İsrail karşısındaki tutumuna ilişkin tartışmaları yeniden gündeme taşıyabilecek nitelikte.
Perinçek’in önerdiği Türkiye-Rusya-Çin-İran ekseni, Türkiye’nin geleneksel Batı merkezli güvenlik mimarisinden daha bağımsız ve çok kutuplu bir dış politika izlemesi gerektiği düşüncesini savunan yaklaşımın önemli bir örneği olarak öne çıkıyor.
Ancak söz konusu ittifak önerisi, Perinçek’in siyasi değerlendirmesi ve önerisi niteliğinde bulunuyor; Türkiye’nin resmi dış politika tercihi anlamına gelmiyor.
PERİNÇEK’İN MESAJI NET
Vatan Partisi Genel Başkanı Doğu Perinçek, Mekke Savunma Anlaşması üzerinden yaptığı değerlendirmede Türkiye’nin bölgesel güvenlik politikasının yeniden ele alınması gerektiğini savunuyor.
Perinçek’in ortaya koyduğu modelin merkezinde ise dört ülke bulunuyor:
Türkiye – Rusya – Çin – İran.
Bunun yanında İran, Filistin, Yemen ve Lübnan Hizbullahı ile dayanışma ve iş birliğinin geliştirilmesini savunan Perinçek, Suudi Arabistan ve Pakistan ile ilişkilerin de emperyalizme karşı ortak çıkarlar temelinde güçlendirilmesi gerektiğini ifade ediyor.
Perinçek’in açıklaması, Türkiye’nin önündeki temel stratejik tercihlerden birinin Batı merkezli güvenlik sistemi ile Avrasya merkezli çok kutuplu güvenlik anlayışı arasındaki yönelim olduğu görüşünü bir kez daha gündeme taşıdı.
