Karga karga gak dedi…

  • 09 Aralık 2025
Karga karga gak dedi…

Bursa Vatan Medya Grubu Köşe Yazarı – Hasan Kaya

Hep aynı şeyler: Ciddi cümleler, uzun paragraflar, öfkeli analizler… Ne oluyor sonunda? Politikacı yine bildiğini okuyor, cemaat ne derse desin imam yine kendi notasını çalıyor. O zaman biz de meseleyi biraz tiye alalım dedik:

**Karga karga gak dedi,
Çık şu dala bak dedi,
Çıktım baktım o dala…**
Ama dal kırık, ağaç çürük, meğer daldaki de vaatmiş!

Hâkim sormuş: “Kıbrıs’tan nakil aldırırken ‘maddi durumum yetersiz’ demişsiniz…”
Sanık da dönmüş: “Buna mı takıldınız Hakim Bey?”
Haklı… Çünkü bizde takılmamak, sormamak, sorgulamamak makbul.

Türkiye’de işler böyle:
Zengin doğmazsın, öğrenciyken harçlığı zor çıkarırsın…
Ama bir bakarsın belediye başkanı olmuşsun, şansın yaver gitmiş, arsalar büyümüş, ihaleler güzelleşmiş.
Maaşla değil ama makamla zengin olmak adeta kader gibi.

Velhasıl, siz siz olun… Gak deyince dala çıkmayın.
Karga bile artık tecrübeli…
Bir bakmışsınız, o da parti değiştirip aday olmuş!

Hasan KAYA   

Karga karga gak dedi…

Karga karga gak dedi

Çık şu dala bak dedi

Çıktım baktım o dala…

Hep ciddi ciddi konular, yazılar… Uzun uzun cümleler, paragraflar… Sonuç: cemaat ne derse desin imamın bildiğini okuduğu gibi, politikacı da seçim öncesi verdiği sözleri unutup seçildikten sonra kafasının estiğini yapıyor…

Hepsinden iyisi, olayları ciddiye almak yerine biraz tiye alıp tekerleme ile yazmak daha eğlenceli olabilir.

Hâkim soruyor: “Kıbrıs’tan naklini aldırırken ‘Maddi durumum yetersiz’ yazmışsınız…” Sanık cevap yerine o da hâkime soruyor: “Buna mı takıldınız…”

Takılmamak lazım… Sormamak lazım.

Dünya hali bu… Türkiye’de zengin olarak doğmaya bilirsin, öğrencilik yıllarında maddi durumun iyi de olmayabilir ama günün birinde milli piyango çıkar veya belediye başkanı falan seçilirsen ülkenin en zengini olabilirsin.

Hâkim sorduğu zaman “Buna mı takıldınız…” dediğinizde, davalar siyasi deyip bu müthiş cevabı alkışlayacak bir kitleyi arkanızda bulabilirsiniz…

Şehrin suları akmaz… Aksa bile çamur gibi akar… Siz konserler, deve güreşi müsabakaları düzenleyip “Su vardı da biz mi içtik? Veya benden önce damıtılmış su mu içiyordunuz?” dediğinizde: “Kirli mirli musluklardan su akıyor mu, siz ona bakın” diyecek ve her şeye rağmen bir dahaki dönemde sizi seçecek kitle varsa, salla gitsin.

Su içmeyen ve kullanmayan ölüyor da suyu içen ölmüyor mu? Hem eskiden su mu vardı… Millet suyunu kuyulardan karşılıyordu… Hem görmüyor musun, dünyada kuraklık var…

Olmayan ve akmayan suya yüzde yüz zam olur mu?

Olmayan su idareli nasıl kullanılır…?

Kullanılır hemşerim…

Makarnayı biraz az ye, o zaman akmayan suyun nasıl idareli kullanıldığını ve olmayan suya nasıl yüzde yüz zam yapıldığını anlarsın… Anlamakla kalmaz, bir de savunmaya geçersin…

Su diyen haindir…

Hem dağları taşları maden ocağına çevirdiniz… Ağaç kalmadı…

Melik hesap verecek…

Suça karışmış herkes hesap versin…

Ama illa da Melik hesap verecek…

Versin kardeşim… Siz sorun ve belgeleriyle birlikte koyun savcının veya hâkimin önüne, hesap versin… Hesap sormayan da hesap vermeyen de kalmasın…

Tabii bunlar gerçek olan ama ironi diye geçiştirilecek hususlar…

Ama bazılarının “yüzer gezer oy” dedikleri, bazılarının da “sırtında yumurta küfesi olmayan seçmen” diye isimlendirdikleri sessiz bir çoğunluk var… Onlar sessiz kalsalar da muhatap alıp cevap vermeseler de işi ciddiye alıyorlar…

Kalem defter kullanmadan olanları, yaşananları, yaşatılanları toplumsal hafızaya tek tek kaydediyorlar… Güvendikleri dağlara ne zaman kaç cm kar yağdığını dahi es geçmiyorlar…

Zamanı geldiğinde de sandığa gidip, yaptıkları muhasebe ile oylarını kullanıyorlar…

Bazen “Susuzluk mu? Yolsuzluk mu? Adam kayırma mı? Siyasi gücünü kullanmak mı?” gibi sorularla kendince verdikleri cevapları tercih olarak sandığa yansıtıyorlar… Kimisi “ehveni şer” diyor… Kimisi de “defi bela” diyor ama bir şekilde oyunu veriyor… Tercihini sandığa yansıtıyor…

Adam kulağıma eğilip: “Abi, adamlar her şeyi ellerine yüzlerine bulaştırdılar… Akan sular akmaz oldu… Aksa bile çamur akıyor… Ama etrafıma şöyle bir kulak kabartıyorum, yine de sandık konulduğunda kazanacak gibi duruyor” diye şaşkınlıkla soruyor…

Haklısın diyorum.

Çünkü adam yerden göğe kadar haklı… “Kitle müsait” diyeceğim ama bunun kitle ile de alakası yok… Seçmenin yerelde siyaseten karşısına koydukları adamlara da güveni kalmamış… Karşısındaki adam “yürüyen üçkâğıt” … “Milli afet” … Ona oy verip başımıza bela etmektense susuz kalmayı tercih ederim düşüncesi ağır basıyor…

Güya ciddi olmayacaktık… Tiye alacaktım ama yine beceremedik… Ciddi ciddi daldık.

Ama konu gerçekten ciddi…

Çeşmelerden su akmıyor, yollar köstebek yuvası gibi… Hal ve gidiş sıfır ama millet hâlâ “Bunlar yerelde yapamadı ama ülkeyi öyle veya böyle kazasız belasız yönetenleri yerelde de malum nedenlerle seçelim” diyemiyor… Demiyor…

Burada yol çatallaşıyor…

Burada suçlu halk mı? Yoksa “Yürüyen/yürüten üçkâğıt” veya “ Tam bir milli afet” denilen insanlara temsil yetkisi verip halkı ürkütende mi?

ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

BİR YORUM YAZ