Siyasette Omurga Aranıyor (Bulana Ödül Yok)
Bursa Vatan Medya Grubu Köşe Yazarı
Hayrettin Bulut
Bu ülkede siyaset yapmak zor iştir denir. Doğrudur. Ancak bazıları için zor olan siyaset yapmak değil, aynı fikirle beş yıl ayakta durabilmektir. Çünkü omurga, her bünyede aynı sağlamlıkta bulunmuyor. Kimi taşır, kimi ise ilk rüzgârda bırakır.
Daha düne kadar “ihanet” diye suçladığı kişiye bugün “liderim” diye hitap eden siyasetçileri izliyorsak, burada ne siyasi olgunluktan ne de fikrî dönüşümden söz edilebilir. Bunun adı düpedüz çıkar siyasetidir. Yumuşatmaya, süslemeye gerek yok. Seçmeni kandırmanın daha rafine, daha cilalı bir versiyonu da yok.
Parti değiştirenlerin neredeyse ezbere bağlanmış ortak bir cümlesi vardır:
“Ülkem için en doğru yerdeyim.”
Ne hikmetse o “en doğru yer” her zaman iktidara biraz daha yakın, biraz daha sıcak, biraz daha garantili olur. Memleket sevgisiyle koltuk sevgisi bu kadar sık karıştırılıyorsa, ortada ciddi bir ahlaki bulanıklık var demektir. Çünkü vatan sevgisi, yön değiştirdikçe artan bir duygu değildir.
Daha düne kadar kürsülerden bağırarak eleştirdiği politikalara bugün imza atanlar, tek bir açıklama yapma zahmetine bile girmiyor. Çünkü hesap vermek zordur. Susmak ise konforludur. Nasıl olsa unutulacağını sanırlar. Ama yanılırlar. Toplum her şeyi not eder; sadece her zaman yüksek sesle konuşmaz.
“Siyaset bir fikir mücadelesidir” diyoruz ama ortada fikirden çok etiket koleksiyonerliği var. Bir rozet eskidi mi çıkarılır, yenisi takılır. Dün milliyetçi, bugün liberal; sabah muhafazakâr, akşam reformist… Değişen fikirler değil, pozisyonlardır. Buna da utanmadan “tecrübe” derler.
Asıl acı olan ise bu tablonun bize normalmiş gibi kabul ettirilmeye çalışılmasıdır. Sorgulayanlara hemen hazır cevap sunulur:
“Bu siyasetin doğası.”
Hayır. Bu siyasetin doğası değil. Bu, siyasetin yozlaşmış hâlidir. Doğal olan, eleştirdiğin yapıya katıldığında en azından utanabilmektir. Özür dilemektir. Çıkıp açıkça hesap verebilmektir. Bunlar yoksa ortada siyaset değil, yalnızca koltuk yarışı vardır.
Omurgalı siyasetçi kaybedebilir. Yalnız kalabilir. Medyada yer bulamayabilir. Ama aynaya baktığında başını çevirmek zorunda kalmaz. Diğerleri ise kazandıkları her makamda biraz daha küçülür. Çünkü koltuk yükseldikçe, karakter daha net görünür.
Bu ülkenin temel problemi fikir ayrılıkları değildir. Asıl problem, fikri olmadığı hâlde her fikrin yanına yanaşabilen siyasetçilerdir. Ve seçmen artık şu basit ama hayati soruyu sormalıdır:
“Dün ne diyordun, bugün neden buradasın?”
Bu soruya cevap veremeyenler, aslında her şeyi anlatıyordur.
Not:
Belediyelerde temizlik işçisine imzalatılan süreli iş sözleşmeleri varsa; başkanlık ve siyasi görevleri de süreyle sınırlı olanlar için görev akdi sözleşmesi yapılmalıdır. Yetki süreliyse, sorumluluk da yazılı ve bağlayıcı olmalıdır.
