“Bu Bir Provokasyon Değil, Devlete ve Millete Açık İhanettir”
Suriye’deki kaos ve istikrarsızlığı bahane ederek PKK–YPG–SDG çizgisinde hareket eden bölücü terör unsurlarının, Mardin’in Nusaybin ilçesinde Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin bağımsızlık ve egemenlik sembolü olan Şanlı Türk Bayrağı’nı hedef alan alçak saldırısı, ülke genelinde büyük bir öfke ve infialle karşılandı.
Yaşanan hadisenin ne münferit ne de anlık bir provokasyon olmadığı, aksine Türk Devleti’nin otoritesini test etmeye yönelik bilinçli ve organize bir meydan okuma olduğu vurgulandı. Bayrağa uzanan bu kirli girişimin, doğrudan Türk Milleti’nin namusuna ve devletin varlık iradesine yönelmiş bir saldırı olduğu ifade edildi.
“Bu Bir Sokak Olayı Değil, Siyasi Cesaretlendirmedir”
Yapılan değerlendirmelerde, Nusaybin’de yaşanan bu alçak girişimin; Ankara’da kapalı kapılar ardında yürütüldüğü iddia edilen ve kamuoyunda “İkinci İhanet Süreci” olarak adlandırılan siyasi manevraların sahadaki yansıması olduğu açıkça dile getirildi.
Terör örgütü elebaşına ve uzantılarına siyasi ve hukuki meşruiyet alanı açmaya çalışan söylemler, TBMM çatısı altında gündeme getirildiği iddia edilen hukuk dışı komisyon arayışları ve devletin temel reflekslerini zayıflatan açıklamaların, bu tür küstah eylemler için cesaret kaynağı oluşturduğu belirtildi.
Açıklamada, “Terörle müzakere eden bir dilin, sahada bayrağa saldırı olarak geri döndüğü” vurgulanarak, bu tabloya sebep olan zihniyetin tarihe utançla geçeceği ifade edildi.
“Devlet Otoritesi Tartışılamaz, Bayrak Pazarlık Konusu Olamaz”
Türk Devleti’nin egemenlik sembollerinin hedef alınmasının asla kabul edilemeyeceği vurgulanırken, bayrağa yönelik her saldırının doğrudan devlete başkaldırı anlamı taşıdığı kaydedildi. Zafer Partisi Gemlik İlçe Başkanı Nilüfer Toprakçı yaşanan olaylar karşısında sesini yükselterek;
“Devlet otoritesinin sarsılmasına, milli egemenlik alametlerimizin aşağılanmasına, bayrağımızın sokaklarda hedef hâline getirilmesine asla müsaade etmeyeceğiz” denilerek, yaşanan olayın yalnızca bir güvenlik sorunu değil, Türkiye Cumhuriyeti’nin varlık iradesini ilgilendiren stratejik bir tehdit olduğu ifade edildi.
“Türkiye Cumhuriyeti Pazarlıkla Değil, Devlet Aklıyla Yönetilir”
Türkiye Cumhuriyeti’nin terörle mücadelede:
-
pazarlık masalarıyla,
-
örtülü mutabakatlarla,
-
siyasi manevralarla
yönetilemeyeceği vurgulandı.
Devletin, hukuk devleti ilkeleri, milli güvenlik refleksi ve devlet ciddiyetiyle yönetildiği belirtilirken; hiçbir koşulda terör örgütleriyle veya onların siyasi uzantılarıyla meşruiyet tartışmasına girilmeyeceğinin altı çizildi.
Kirli pazarlıkların, kapalı kapılar ardında yürütülen hesapların ve siyasi mühendislik girişimlerinin Türk Milleti’nin iradesi karşısında eriyip gideceği ifade edildi.
Zafer Partisi’nden Tavizsiz ve Net Duruş
Zafer Partisi’nin bu süreçte Türk Milleti’nin sarsılmaz iradesini ve devlet refleksini temsil etmeye devam edeceği, üniter devlet yapısı, milli egemenlik ve bayrak konusunda en küçük bir geri adımın dahi söz konusu olmadığı vurgulandı.
Zafer Partisi Gemlik İlçe Başkanlığı önünde Şanlı Türk Bayrağı’nın ilelebet dalgalanmaya devam edeceği, bunun yalnızca sembolik bir duruş değil; siyasi, milli ve tarihsel bir kararlılığın ilanı olduğu ifade edildi.
Mesaj Net, Tavır Kesin
Yapılan açıklama, Yüce Türk Milleti’ne saygıyla duyurulurken; bayrağa, vatana ve devletin temel değerlerine yönelik her girişimin karşısında milletin ve milli iradenin dimdik duracağı mesajı net bir şekilde verildi.
Türk Milleti’nin bayrağı sahipsiz değildir.
Bu devlet sahipsiz değildir.
Bu irade teslim alınamaz.
