Kovid’in 5. Yılında Bilim Konuştu: “Aşılar Kalp Krizini Artırmıyor”
Kovid-19 pandemisinin üzerinden 5 yıl geçerken, aşıların uzun vadeli etkilerine ilişkin kamuoyunda süregelen tartışmalar bilimsel verilerle netlik kazandı. Özellikle sosyal medyada sıkça dile getirilen “Kovid aşıları kalp krizini artırıyor” iddialarına, İstanbul Aydın Üniversitesi VM Medical Park Florya Hastanesi Kardiyoloji Bölümü’nden Doç. Dr. Emrah Ermiş bilimsel çalışmalar ışığında yanıt verdi.
Sosyal medya hesabı üzerinden kapsamlı bir değerlendirme yapan Doç. Dr. Ermiş, pandeminin ilk günlerinden bu yana geçen sürede artık yeterli ve güçlü bilimsel veri birikiminin oluştuğunu belirterek, aşılarla ilgili iddiaların duygusal değil, kanıta dayalı tıp çerçevesinde ele alınması gerektiğini vurguladı.
“Artık Net Konuşabiliyoruz”
Kovid pandemisinin 5. yılının geride kaldığını hatırlatan Ermiş, bu sürenin bilim dünyası açısından son derece önemli olduğuna dikkat çekerek, uzun dönem sonuçları değerlendirmeye olanak tanıyan çok sayıda çalışmanın yayımlandığını ifade etti.
Bir kardiyolog olarak kendisine en sık yöneltilen sorulardan birinin, Kovid aşılarının kalp sağlığı üzerindeki etkileri olduğunu belirten Ermiş, bu konuda yayımlanan çok sayıda geniş ölçekli meta-analizin artık net sonuçlar sunduğunu söyledi.
“Kalp Krizi, İnme ve Ölüm Riskinde Artış Yok”
Doç. Dr. Ermiş, bilimsel verilerin ortaya koyduğu tabloyu şu sözlerle özetledi:
“Kovid aşılarıyla ilgili yayımlanan meta-analizlere baktığımızda, kalp krizi dahil olmak üzere artmış bir kardiyovasküler ölüm riski söz konusu değil. Aynı şekilde inme ve pıhtı oluşumuna dair artmış bir risk de görülmüyor.”
Ermiş, yüz binlerce hatta milyonlarca kişiyi kapsayan çalışmalarda, aşı olan bireylerle olmayanlar arasında kalp krizi, inme, kalp yetmezliği ve hastaneye yatış oranları açısından anlamlı bir fark bulunmadığını vurguladı.
Miyokardit Tartışmalarına Bilimsel Yanıt
Kovid aşılarıyla ilgili en çok gündeme gelen başlıklardan birinin miyokardit (kalp kası iltihabı) olduğunu hatırlatan Ermiş, bu konunun da bilimsel olarak netleştiğini ifade etti.
Özellikle gençler ve erkeklerde miyokardit görülme sıklığının bir miktar daha fazla olabildiğini belirten Ermiş, şu önemli noktaların altını çizdi:
-
Görülme sıklığı milyonda yaklaşık 20–50 civarında
-
Vakaların büyük çoğunluğu hafif ve iyi huylu seyirli
-
Kalıcı kalp hasarı riski son derece düşük
-
Uygun takip ve tedaviyle tam iyileşme oranı yüksek
“Aşı ile Enfeksiyon Birbirine Karıştırılmamalı”
Doç. Dr. Emrah Ermiş, kamuoyunda sık yapılan en büyük hatalardan birinin, Kovid enfeksiyonunun etkileriyle aşıların etkilerinin birbirine karıştırılması olduğunu vurguladı.
“Kovid enfeksiyonu sırasında çok sayıda pıhtı ile ilişkili damar hastalığı, MI yani kalp krizi ve inme vakaları gördük. Bu virüsün pıhtılaşmaya eğilim yarattığını net olarak biliyoruz. Ancak aşılarda böyle bir tablo söz konusu değil.”
Ermiş, özellikle pandeminin ilk dönemlerinde Kovid enfeksiyonuna bağlı akciğer embolisi, kalp krizi, inme ve çoklu damar tutulumlarının yoğun şekilde gözlemlendiğini hatırlattı.
Riskli Hasta Grupları İçin de Güven Verici Sonuçlar
Kalp damar hastalığı, kalp yetmezliği veya kronik hastalığı bulunan riskli hasta gruplarında da aşıların olumsuz bir etki oluşturmadığını vurgulayan Ermiş, bilimsel çalışmalarda şu sonuçların elde edildiğini belirtti:
-
Hastaneye yatış oranlarında artış yok
-
Kalp krizi ve inme riskinde artış yok
-
Ölüm oranlarında artış yok
-
Kalp yetmezliğine bağlı yatışlarda artış yok
Bu verilerin, aşıların yalnızca sağlıklı bireyler için değil, yüksek riskli hasta grupları için de güvenli olduğunu ortaya koyduğunu ifade etti.
“Bilimsel Veriler Net: Aşılar Güvenilir”
Açıklamasının sonunda net ve açık bir mesaj veren Doç. Dr. Emrah Ermiş, bilimsel verilerin geldiği noktayı şu sözlerle özetledi:
“Sonuç itibariyle, elimizdeki veriler Kovid aşılarının güvenilir olduğunu açıkça ortaya koyuyor. Tartışmaların bilimsel veriler yerine sosyal medya söylentileri üzerinden yapılması toplum sağlığı açısından ciddi riskler doğurur.”
Uzmanlar, pandemi sonrası dönemde bilgi kirliliğiyle mücadelenin, en az hastalıkla mücadele kadar önemli olduğuna dikkat çekiyor.
