Işıkları Kapatmayın: Karanlığın Romantikleşmesine İtiraz

  • 20 Ocak 2026
Işıkları Kapatmayın: Karanlığın Romantikleşmesine İtiraz

Bursa Vatan Medya Grubu Köşe Yazarı – Zeki Baştürk

Yıldızlar, sadece karanlık çöktüğünde görünür. Işıkları kapatmayın.

Bu tümce, ilk bakışta umut dolu bir çağrışım yaratır. Karanlık varsa yıldızlar da vardır; demek ki krizlerin, yoksullukların, baskıların ortasında bile parlayan insanlar, fikirler ve direnişler çıkabilir. Ancak bu söz, yanlış ellerde tehlikeli bir meşrulaştırma aracına dönüşür. Çünkü karanlığı doğal, kaçınılmaz hatta gerekli bir aşama gibi sunar. Oysa asıl mesele yıldızların görünmesi değil; karanlığın neden var olduğu ve neden kalıcılaştırıldığıdır.


Ekonomik Karanlık: Yoksulluğun Romantikleştirilmesi

Ekonomik kriz dönemlerinde sıkça duyduğumuz bir anlatı vardır: “Zor zamanlar güçlü insanlar yaratır.” Oysa yoksulluk kimseyi yüceltmez; yalnızca tüketir. Açlık, işsizlik ve güvencesizlik birer karakter sınavı değil, sistemsel tercihlerin sonucudur.

Elbette karanlık çöktüğünde bazı “yıldızlar” parlar: dayanışma ağları kurulur, imece kültürü canlanır, insanlar birbirine tutunur. Ancak bu tablo, karanlığın meşru olduğu anlamına gelmez. Işıkları kapatmak, yoksulluğu kaderleştirmektir. Ekonomik eşitsizliği “sabır”, “şükür” ve “direnç” söylemleriyle süslemek, sorumluları görünmez kılar. Yıldızlar görünüyor diye karanlığa razı olunmaz; asıl görev, ışığı çoğaltmaktır.


Toplumsal Karanlık: Acının Normalleşmesi

Toplumlar uzun süre karanlıkta kaldığında gözleri alışır. Şiddet sıradanlaşır, adaletsizlik kanıksanır, kayıplar istatistiğe dönüşür. Tam da bu noktada “yıldızlar” devreye sokulur: tekil başarı öyküleri, mucize kurtuluşlar, “her şeye rağmen başaranlar” anlatısı…

Bu hikâyeler, çoğunluğun neden karanlıkta bırakıldığını gizler. Bir çocuğun karanlıktan çıkabilmesi, milyonlarcasının neden orada olduğunu sorgulamamıza engel olmamalıdır. Toplumsal ışık, birkaç yıldızın parıltısıyla ölçülmez; herkesin görebildiği bir aydınlıkla ölçülür.


Siyasal Karanlık: Baskının Estetikleştirilmesi

Siyasal iktidarlar karanlığı sever. Çünkü karanlıkta korku büyür, itaat kolaylaşır. Baskı dönemlerinde sıkça duyduğumuz “Bu zor günler bizi daha güçlü kılacak” söylemi tesadüf değildir. Oysa baskı kimseyi özgürleştirmez; yalnızca sessizleştirir.

Karanlık arttıkça “yıldız” diye sunulan figürler çoğalır: kahraman liderler, kurtarıcı anlatılar, tek sesli umutlar… Bu, ışıkların kapatılmasının doğal sonucudur. Oysa demokrasi yıldızlara değil; aydınlatılmış alanlara ihtiyaç duyar. Saydamlığa, denetime, çoğulculuğa…


Sonuç: Yıldızlara Değil, Aydınlığa Gereksinim Var

Evet, karanlıkta yıldızlar görünür. Ama insanlık yıldızlara bakarak değil, ışık yakarak yol alır. Karanlığı estetik bir fon, acıyı bir sahne, yoksulluğu bir erdem gibi sunan her söz dikkatle sorgulanmalıdır.

Işıkları kapatmayın.
Çünkü karanlıkta görünen her yıldız, aslında sönmüş bir ışığın yerini tutmaya zorlanıyordur.

Zeki BAŞTÜRK
Bursa Vatan Medya Grubu Köşe Yazarı

ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

BİR YORUM YAZ