GÖNÜLLERE KAR YAĞIYOR – Hasan Kaya’nın Kaleminden

  • 12 Ocak 2026
GÖNÜLLERE KAR YAĞIYOR – Hasan Kaya’nın Kaleminden

Bursa Vatan Medya Grubu köşe yazarlarından Hasan Kaya, 11 Ocak 2026 Pazar günü kaleme aldığı yazısında, Büyük Birlik Partisi’nin (BBP) Çanakkale İl Kongresi üzerinden duygusal bir iç muhasebe yaptı. Soğuk bir havada, kırgınlıklar ve içsel çatışmalar arasında kongreye gitmeme kararı alan Kaya, yazısında hem siyasi hem de insani bir yüzleşmeye yer verdi.

Kaya, eskiden tanıştığı bir arkadaşının ısrarlı davetine rağmen, “hava soğuktu, üzerinize afiyet, biraz da kırgınlık vardı” diyerek içinden yükselen tereddütle kongreye katılmadığını belirtti. Gitmek ve gitmemek arasında gidip gelen yazar, sonunda içindeki “itirazın” ağır bastığını vurguladı.

Her ne kadar kongreye fiziki olarak katılmasa da, yazarın ifadesiyle “dışarıdaki havanın sertliği, şehrin gündemi ve rahmetli Muhsin Yazıcıoğlu’nun hatırası” gönül kapısından içeri sızdı.

Pazar günü Çanakkale’de beklenen kar, yazarın iç dünyasında ayrı bir yankı buldu. “Hava tam anlamıyla ‘deli olan delinin dışarı çıkmayacağı’ bir havaydı” cümlesiyle hem atmosferi hem ruh halini resmeden Kaya, yazısının sonunda aslında o gün gönüllere yağan karı tarif etti.

Yazı, siyasetle bireyin içsel dünyası arasında kurulan ince köprüye ve hatıraların zamansız etkisine güçlü bir gönderme olarak dikkat çekti.

İşte o yazı…

Hasan KAYA   

Gönüllere Kar Yağıyor

11 Ocak 2026 Pazar günü, BBP’nin Genel Başkanının da katıldığı Çanakkale İl Kongresi yapıldı. Bir gün öncesinde eskilerden tanış olduğum bir arkadaşım arayıp, Büyük Birlik Partisi’ne Çanakkale’deki teveccühü ve heyecanı görmem için ısrarcı olmuş, “Gelsene” diye davet etmişti. Davete icabet etmek gerekirdi; fakat hava soğuktu, üzerinize afiyet, biraz da kırgınlık vardı.

Bir taraftan gitmek istiyor, diğer taraftan da cesaret edemiyordum. “Gitsem mi, gitmesem mi?” diye evde kendi kendime sayıklıyordum ki, içimdeki itiraz ağır bastı ve kongreye gitme düşüncemden vazgeçtim.

BBP’nin il kongresine gitmemiş olsam da, dışarıdaki havanın sertliği, şehrin gündemi ve rahmetli Muhsin Yazıcıoğlu’nun hatıratı gönül kapısından içeri giriyordu.

Pazar günü hava bir hayli soğuk ve yağmurluydu. Akşama doğru kar bekleniyordu. Hava tam anlamıyla “deli olan delinin dışarı çıkmayacağı” bir havaydı.

Kar beklentisiyle birlikte televizyon ekranlarında günler öncesinden sanki kıyamet senaryosu türünden son dakika haberleri veriliyordu. “Bilmem ne soğuğu kapıda… Kar Balkanlardan, yok Sibirya’dan yola çıkmış, ülkeye giriş yapmak üzereymiş…” gibi her cümle bir felaket haberi gibi sunuluyor, biz de zihnimizi bu ritme göre hazırlıyorduk.

BBP’nin adı karla birlikte anıldığında, hafızalarda Muhsin Başkan’ın beyaz sessizliği yankılanır. Ölümünün üzerinden yıllar geçti; hâlâ aydınlatılamamış bir sır gibi duruyor. Kar beklentisiyle birleşince, kongreyle ilgili haberleri ve canlı yayınları izlerken içimde başka bir sessizlik büyüdü: Muhsin Başkan’ın akıbetinin sessizliği.

O sessizlik, 25 Mart 2009’da Kahramanmaraş’ın dağlarında karda düşen/düşürülen helikopterin sessizliğiydi. Aramalar günlerce sürdü; kar ve ayaz enkazı sakladı, yolları kapattı. Muhsin Başkan’ın naaşına ancak iki gün sonra ulaşılabildi. O gecikme, o soğuk ve o sessizlik hâlâ hafızalarda bir yara gibi duruyor.

İşte bu nedenle bu gelgitler arasında gönüllere adeta kar yağıyor… Ve bütün bu yaşananlar, yıllar geçse de hâlâ unutulamayan bir sır olarak içimizde yerini koruyor. Çeşitli vesilelerle hatırlandığında vicdanları acıtıyor.

Muhsin Başkan, “Bir saniyesine bile hâkim olamadığınız bir dünya için; bu kadar fırıldak olmanın anlamı yoktur.” diyen omurgalı ve ilkeli bir siyasetçiydi. 28 Şubat’taki dik duruşu ve Refahyol hükümetine verdiği destek ile hâlâ hafızalardadır.

Karın beyazlığı gibi saf bir duruşla, siyasetin karanlık hesaplarını örter; gönüllere umut serperdi.

İşte tam da burada insanın aklına ister istemez şu soru geliyor: Muhsin Başkan bugün olsaydı, Türkiye nasıl olurdu?

Bugün siyaset sahnesinde hâlâ omurgalı bir duruşun timsali olurdu. “Bir saniyesine bile hâkim olamadığınız bir dünya için; bu kadar fırıldak olmanın anlamı yoktur.” sözünü sadece dile getirmekle kalmaz, hayatının her anında yaşatırdı. Birçok insanın gözlerinin içine bakarak söyleyeceği bu sözler karşısında kimileri nokta ve virgül olmaya cesaret edemez, en azından yüzü kızarırdı.

28 Şubat’ta gösterdiği dik duruş, Refahyol hükümetine verdiği destek gibi, bugün de milletin iradesini koruyan bir ses olurdu. Karın beyazlığı gibi tertemiz bir duruşla, siyasetin kirli hesaplarını örter; gönüllere dokunur, umut yağdırırdı.

Onun varlığı, siyasette bir denge unsuru değil; bir vicdan pusulası olurdu.

Onun için bugün “Gönüllere kar yağıyor…” diyoruz. Çünkü Muhsin Başkan olsaydı, beyaz bir sessizlik değil; beyaz bir umut hâlâ içimizde yankılanırdı.

Bu gerçeğin ardından şöyle bir durum çıkıyor ortaya: Varlığı ile toplumun politik yapısına katacağı değerlerden rahatsız olan birileri, o muammalarla dolu kazayı organize etti ihtimalini akla getiriyor ister istemez.

Ama bugün bu olay tam anlamıyla çözülemedi.

Arama sürecindeki gecikmeler, delillerin sağlıklı toplanamaması, kamu görevlilerinin yargılanmasının zamanaşımına uğraması ve soruşturmalara farklı müdahaleler nedeniyle dosya kapanmış olsa da, kamu vicdanında hâlâ açık bir yara olarak duruyor.

Kazanın resmî kayıtlarda kapatılmış olması, toplumsal hafızada onun hâlâ bir sır olarak yaşamasına engel olmadı. Bu beyaz sessizlik, hâlâ çözülemeyen bir muammanın ağırlığını taşıyor.

Ama Muhsin Başkan, gönüllerde dik duruşu ve eksikliği hissedilerek yaşıyor. Onun adı anıldığında, siyasetin hesapları değil; milletin vicdanı konuşuyor.

Karın beyazlığı gibi saf bir duruşla, siyasetin karanlık gölgelerini dağıtan bir hatıra olarak hâlâ içimizde.

Çanakkale’ye tam anlamıyla beklenen kar yağmadı, teğet geçti; ama Muhsin Başkan’ı hatırlayınca ister istemez gönüllerimize karlar yağdı…

Güvendiğimiz dağlara karların yağdığı bir devirde gönüllere kar yağması ne ilginç değil mi?

İlginç ve manidar…

Çünkü Muhsin Başkan’ın eksikliği, beyaz bir sessizlik değil; beyaz bir özlem olarak hafızalarda yankılanıyor.

ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

BİR YORUM YAZ