Avukat Cüneyt Bülent Şeker’den Aşı ve Topuk Kanı Reddine İlişkin Çarpıcı Açıklamalar
Bursa Vatan Medya Grubu köşe yazarı Avukat Cüneyt Bülent Şeker, aşı ve topuk kanı uygulamalarını reddeden ailelerin karşılaştığı idari baskılarla ilgili dikkat çeken açıklamalarda bulundu. Şeker, kendisine başvuran bir ailenin, “imzalamaya zorlandıkları aşı ve topuk kanı reddi dilekçesi” hakkında görüş istemesi üzerine kapsamlı bir hukuki değerlendirme yaptı.
Şeker, ailelerin Aile Sağlığı Merkezleri (ASM) tarafından gönderilen belgeleri imzalamaya zorlanmasının hukuka aykırı olduğunu savunarak, bu uygulamaların hem Anayasa Mahkemesi (AYM) hem de Yargıtay içtihatlarına aykırı sonuçlar doğurabileceğini ifade etti.
“İmzalamaya Zorlama En Temel Hak İhlalidir”
Avukat Şeker, ailelere gönderilen evrakların aleyhe delil oluşturduğunu vurgulayarak şu değerlendirmede bulundu:
“Size gönderilen bu belgeler, sizi aydınlattıklarını ispatlamak ve ileride hakkınızda istenecek tedbir kararlarına hukuki zemin hazırlamak için kullanılmaktadır. ‘İmzalamanız zorunlu’ denilerek, imzadan imtina hakkınız fiilen ortadan kaldırılmak isteniyor. Oysa imza bir rıza beyanıdır; zorunlu rıza diye bir şey olmaz.”
Şeker, ailelerin ASM’lerin sunduğu formları imzalamak zorunda olmadığını, aksine bu belgelerin imzalanmasının idarenin elini güçlendirdiğini savundu.
“Amaç Çocuğun Üstün Yararı Değil”
Köşe yazısında oldukça sert ifadeler kullanan Şeker, sürecin çocuğun üstün yararından ziyade idari ve mali kaygılarla yürütüldüğünü öne sürdü:
“Aile Sağlığı Merkezleri bu evrakların imzalanmamasından hoşnut olmaz. Çünkü bu durumda maaş kesintileri gündeme gelir. Bu iş onların görevi olmamasına rağmen, ailelere baskı yapılmasının sebebi budur.”
Şeker, bazı sağlık çalışanlarının aileleri “zimmetlenmiş nüfus” gibi gördüğünü, aşı veya topuk kanı yaptırılmamasının çocuğa verebileceği olası zararlarla ilgilenilmediğini iddia etti.
“İmzalamak Tedbir Kararını Engellemez”
Avukat Şeker, kamuoyunda sıkça dile getirilen “İmzalamazsak başımıza daha çok iş açılır” endişesine de açıklık getirdi:
“Onların sunduğu evrakı imzalamanız, hakkınızda tedbir kararı istenmesini hiçbir şekilde engellemez. Tam tersine, hukuki pozisyonlarını güçlendirirsiniz. O halde neden aleyhinize bir belgeyi imzalayasınız?”
Şeker, ailelerin isterlerse hiçbir belge imzalamadan da mahkemede, yeterince aydınlatılmadıklarını ve AYM ile Yargıtay’ın aradığı tedbir şartlarının oluşmadığını ileri sürebileceklerini belirtti.
“Ret İradesi Yazılı Olarak Bildirilmeli”
Öte yandan, Avukat Şeker aileleri önemli bir konuda uyardı. Aşı ve topuk kanı reddinin mutlaka yazılı olarak bildirilmesi gerektiğini vurgulayan Şeker, şu ifadeleri kullandı:
“Hiçbir belge vermeden süreci tamamen boş bırakmak sizi sürekli rahatsız edilmeye açık hale getirir. Şikâyet hakkınızı kullanabilmeniz için, önceden yazılı bir ret iradesi ortaya koymuş olmanız gerekir.”
Bu kapsamda Şeker, ailelerin kendi hazırladıkları aşı ve topuk kanı reddi dilekçesini, iadeli taahhütlü mektupla hem ilgili Aile Sağlığı Merkezi’ne hem de İl Sağlık Müdürlüğü’ne göndermelerini tavsiye etti.
“Sorumluluk Neden Hep Aileye Yükleniyor?”
Şeker, ASM’lerin gönderdiği tutanaklarda yer alan “Topuk kanı verilmezse ve çocuk ileride hastalanırsa tüm hukuki ve cezai sorumluluk aileye aittir” ibaresini de eleştirdi:
“Kendileri aşı yaptıklarında veya topuk kanı aldıklarında hangi sorumluluğu üstleniyorlar ki, sizden tüm sorumluluğu kabul etmenizi istiyorlar?”
Bu yaklaşımın hukuken ve vicdanen kabul edilemez olduğunu savunan Şeker, ailelerin aşağılayıcı ve baskıcı dayatmalara boyun eğmemesi gerektiğini söyledi.
Ailelere Çağrı
Avukat Cüneyt Bülent Şeker, açıklamasının sonunda ailelere çağrıda bulunarak, haklarını bilmeleri ve aleyhlerine olan hiçbir belgeyi imzalamamaları gerektiğini vurguladı. Şeker’e göre, hukuki mücadelede en güçlü zemin, bilinçli ve yazılı bir ret iradesinin doğru mercilere zamanında bildirilmesiyle oluşturulabiliyor.
