Tüm-Köy-Sen Mudanya’dan İncir Üreticisi İçin Alarm: “Köylünün Emeği Bedavaya Alınmasın”

  • 04 Eylül 2026
Tüm-Köy-Sen Mudanya’dan İncir Üreticisi İçin Alarm: “Köylünün Emeği Bedavaya Alınmasın”

Tüm Üretici Köylüler Sendikası (Tüm-Köy-Sen) Mudanya Şubesi, Bursa siyah incir üreticilerinin yaşadığı fiyat, alım kotası ve kantar sorunlarını Mütareke Meydanı’nda düzenlediği basın açıklamasıyla gündeme taşıdı. Şube Başkanı Mehmet Eker, ilaç kalıntısı gerekçesiyle tüm üreticilerin cezalandırılmaması gerektiğini belirterek Bursa Büyükşehir Belediyesi, Tarım A.Ş., Tarım ve Orman Bakanlığı, mülki idareciler ve siyasi temsilcilere çağrıda bulundu. Eker, çözüm için Marmara Birlik bünyesinde bağımsız bir İncir Birliği kurulmasını önerdi.

Bursa’nın önemli tarımsal ürünlerinden biri olan siyah incirde hasat döneminin başlamasıyla birlikte üreticilerin yaşadığı sorunlar da yeniden gündeme geldi. Tüm Üretici Köylüler Sendikası (Tüm-Köy-Sen) Mudanya Şubesi, 3 Eylül’de Mudanya Mütareke Meydanı’nda düzenlediği basın açıklamasıyla incir üreticilerinin karşı karşıya kaldığını belirttiği sorunları kamuoyuna taşıdı.

Basın açıklamasında özellikle üreticiden alım fiyatları, şirketlerin kantar kapatması, günlük alım kotaları, ilaç kalıntısı denetimleri, coğrafi işaret kullanımı ve üreticinin pazarlık gücünün artırılması konuları öne çıktı.

Tüm-Köy-Sen Mudanya Şube Başkanı Mehmet Eker, yalnızca sorunları dile getirmek amacıyla değil, köylerde gerçekleştirilen saha çalışmalarından elde edilen gözlemler doğrultusunda çözüm önerilerini kamuoyunun tartışmasına açmak için açıklama yaptıklarını söyledi.

Eker, Mudanya ve Bursa genelindeki siyasi parti temsilcileri, kamu yöneticileri, Tarım ve Orman Bakanlığı’nın ilgili birimleri, belediyeler ve diğer yetkililerin üreticinin yaşadığı sorunlara daha fazla müdahil olması gerektiğini savundu.

İlaç kalıntısı tartışması: “Kurunun yanında yaş yanmasın”

Basın açıklamasının en önemli başlıklarından biri ilaç kalıntısı nedeniyle yaşanan alım sorunları oldu.

Tüm-Köy-Sen adına konuşan Mehmet Eker, ilaç kalıntısı tespit edilen ürünlerin satın alınmaması gerektiği konusunda sendikanın tavrının net olduğunu ifade etti. Eker, kurallara aykırı üretim yapanların gerekli yaptırımlarla karşılaşmasını desteklediklerini, ancak birkaç üreticide tespit edilen kalıntı nedeniyle bütün köydeki üreticilerin cezalandırılmasının doğru olmadığını söyledi.

Eker, örnek olarak Eşkel Mahallesi’ni göstererek, 260 aileden yalnızca 3 üreticinin ürününde ilaç kalıntısı tespit edilmesi durumunda tüm kantarların kapatıldığını öne sürdü.

Bu uygulamanın gerçekleşmesi halinde kurallara uygun üretim yapan yüzlerce üreticinin de ürününü satamaz hale geldiğini belirten Eker, “kurunun yanında yaşın da yanmaması” gerektiğini vurguladı.

Sendikanın önerisi ise kalıntı tespit edilen üreticinin ürününün alınmaması, gerekli denetim ve yaptırımların ilgili üreticiye uygulanması, ancak temiz üretim yapan diğer üreticilerin alım süreçlerinin bundan etkilenmemesi yönünde.

“Kantarların kapanması fiyat baskısı oluşturuyor”

Tüm-Köy-Sen Mudanya Şubesi, kantarların kapatılmasının üreticinin pazarlık gücünü de zayıflattığını savundu.

Sendikaya göre ürünün alıcı bulamadığı dönemlerde üretici, hasat edilmiş inciri bekletme imkânının sınırlı olması nedeniyle tüccarın veya alıcı şirketlerin belirlediği fiyatlara daha fazla bağımlı hale geliyor.

Mehmet Eker, kantarların kapatılmasıyla birlikte üreticinin alternatif alıcı bulma imkânının azalmasının fiyatların aşağı çekilmesine zemin hazırladığını ileri sürdü.

Özellikle rekoltenin yüksek olduğu dönemlerde üreticinin “ürün fazlalığı” gerekçesiyle düşük fiyatlara mahkûm edilmemesi gerektiğini ifade eden Eker, kamunun kriz dönemlerinde piyasayı düzenleyici bir rol üstlenmesi gerektiğini söyledi.

Tarım A.Ş.’ye “kriz döneminde piyasaya girsin” çağrısı

Basın açıklamasında Bursa Büyükşehir Belediyesi bünyesinde faaliyet gösteren Tarım A.Ş.’ye de özel bir çağrı yapıldı.

Tüm-Köy-Sen, belediyeye bağlı şirketin Bursa’daki tüm incir üretimini satın almasının gerçekçi olmadığını kabul ederken, özellikle piyasada tıkanıklık yaşandığı dönemlerde sınırlı miktarda alımla dahi üreticiye destek verilmesini istedi.

Sendikanın önerisine göre Tarım A.Ş., şirketlerin alım yapmadığı veya üreticinin ürününü satmakta zorlandığı kriz dönemlerinde piyasaya girerek alım yapmalı ve üreticinin elindeki ürünün belirli bir taban fiyatın altında satılmasını önleyecek bir denge unsuru oluşturmalı.

Tüm-Köy-Sen ayrıca uzun vadede Tarım A.Ş.’nin alım kapasitesinin kademeli olarak artırılmasını ve yerel pazarın yanı sıra uluslararası pazarlara yönelik pazarlama stratejileri geliştirilmesini talep ediyor.

Sendikaya göre böyle bir yapı, üreticinin yalnızca özel şirketlerin alım kararlarına bağımlı kalmasının önüne geçebilir.

Bursa Siyah İnciri ve coğrafi işaret tartışması

Basın açıklamasında Bursa Siyah İnciri’nin coğrafi işaret statüsü de gündeme getirildi.

Tüm-Köy-Sen, Bursa Siyah İnciri’nin bölge açısından yalnızca ekonomik değeri yüksek bir tarım ürünü olmadığını, aynı zamanda Bursa’nın tarımsal kimliği bakımından stratejik bir ürün olduğunu vurguladı.

Sendikanın açıklamasında Bursa Siyah İnciri’nin koyu renkli kabuğu, iri yapısı, yüksek şeker oranı ve raf ömrü gibi özellikleri nedeniyle uluslararası pazarda bilinen bir ürün olduğu belirtildi.

Açıklamada ayrıca ürünün coğrafi işaret ve menşe statüsüne ilişkin kuralların etkin şekilde uygulanması gerektiği savunuldu.

“Başka illerin inciri Bursa Siyahı adıyla satılmasın”

Tüm-Köy-Sen Mudanya Şubesi, Aydın, Manisa, Mersin, Denizli ve Çanakkale gibi farklı üretim bölgelerinden getirilen incirlerin Bursa Siyahı adı altında piyasaya sürüldüğünü öne sürdü.

Sendikaya göre bu durum hem Bursa’daki üreticinin marka değerini zedeliyor hem de coğrafi işaretin ekonomik değerini düşürüyor.

Mehmet Eker, Bursa Siyah İnciri isminin korunması için üretim, toplama, paketleme ve pazarlama süreçlerinin ilgili mevzuat çerçevesinde etkin şekilde denetlenmesi gerektiğini belirtti.

Sendika, özellikle ihracata yönelik ürünlerde coğrafi işaret kullanımının daha sıkı kontrol edilmesini talep etti.

Üretici fiyatlarıyla tüketici fiyatları arasındaki fark gündemde

Basın açıklamasında üreticinin eline geçen fiyat ile ürünün iç ve dış pazardaki satış fiyatları arasındaki fark da eleştirildi.

Tüm-Köy-Sen, Avrupa pazarında yüksek fiyatlardan satıldığı belirtilen Bursa Siyah İnciri’nin üreticiden çok daha düşük bedellerle satın alındığını savundu.

Sendika tarafından verilen rakamlara göre geçen yıl ihracatlık incirde ortalama üretici alım fiyatının 110 TL seviyelerinde olduğu, bu yıl ise girdi maliyetlerindeki artışa rağmen ihracatlık ürünün yaklaşık 50-55 TL bandına gerilediği ifade edildi.

Olgun incirin iç piyasadaki üretici fiyatının ise 25-30 TL seviyelerine kadar düştüğü ileri sürüldü.

Sendika, mazot, gübre, zirai ilaç, işçilik ve diğer üretim maliyetlerindeki artış dikkate alındığında bu fiyatların üreticinin sürdürülebilir biçimde üretim yapmasını zorlaştırdığını savundu.

“Bir köy 3 tonla nasıl geçinecek?”

Üreticilerin en fazla tepki gösterdiği konulardan birinin de günlük alım kotası olduğu belirtildi.

Tüm-Köy-Sen, bazı şirket ve kooperatifler tarafından uygulandığını belirttiği günlük 3 tonluk kotaların üreticiler açısından ciddi sorun oluşturduğunu ifade etti.

Sendikaya göre bazı köylerde günlük incir üretimi 14-15 tona ulaşabilirken, alım merkezlerinin birkaç tonla sınırlı kalması nedeniyle üreticilerin ürünlerini aynı gün satması mümkün olmuyor.

Bu durumun kantarların önünde yoğunluk ve tartışmalara yol açtığını belirten sendika, ekonomik baskının zaman zaman köylerde sosyal ilişkilere de zarar verdiğini ileri sürdü.

Mehmet Eker, alım kotalarının belirlenmesinde üreticinin gerçek rekoltesinin dikkate alınması ve uygulamanın adil bir sisteme bağlanması gerektiğini söyledi.

“Üretici arasında ayrım yapılmasın” iddiası

Basın açıklamasında bazı üreticiler de söz alarak kendi yaşadıkları sorunları anlattı.

Üreticiler, düşük alım fiyatları, artan işçilik ve akaryakıt maliyetleri nedeniyle üretim faaliyetlerinin ekonomik olarak sürdürülebilir olmaktan çıktığını savundu.

Bazı üreticiler, alım kotalarının adil dağıtılmadığını ve alım süreçlerinde belirli kişilere öncelik verildiğini iddia etti.

Bu iddialar üreticilerin kendi beyanları olarak dile getirilirken, ilgili şirket ve kurumların görüşlerinin alınmasının konunun tüm taraflarıyla değerlendirilmesi açısından önem taşıdığı belirtildi.

“Bir günlük emek mazot parasına yetmiyor”

Toplantıda söz alan üreticilerden biri, üretim maliyetlerini günlük çalışma üzerinden değerlendirdi.

Üreticinin aktardığı hesaba göre bir kişinin günlük çalışma maliyetinin veya yevmiyesinin 2 bin 500 ila 3 bin TL seviyelerine ulaştığı, tek bir üreticinin bir gün içerisinde yaklaşık 100 kilogram incir toplayabildiği belirtildi.

Kilosu 25 TL’den satılan ürün üzerinden yapılan hesaplamada, günlük gelirin dahi üretim ve işçilik maliyetlerini karşılamakta yetersiz kaldığı savunuldu.

Üretici, mazot, gübre, ilaç ve işçilik giderleri de eklendiğinde mevcut fiyatların sürdürülebilir olmadığını dile getirdi.

Ayrıca bazı üreticiler, ilaç kalıntısı tartışmasının bu yıl fiyatların düşürülmesinde bir gerekçeye dönüştürüldüğünü öne sürdü.

Bu iddiaların üreticilerin değerlendirmeleri olduğu ve ilgili kamu kurumları ile alıcı firmaların açıklamalarının konunun diğer tarafını oluşturduğu belirtildi.

Genç çiftçiden dikkat çeken uyarı

Basın açıklamasında 25 yaşındaki genç bir çiftçinin değerlendirmeleri de dikkat çekti.

Genç üretici, tarımdan elde edilen gelirin azalmasının gençlerin kırsalda kalma isteğini olumsuz etkilediğini savundu.

Zeytin ve incir gibi bölgenin önemli tarımsal ürünlerinden yeterli gelir elde edilememesinin, gençleri farklı sektörlerde iş aramaya veya kentlere yönelmeye ittiğini belirten genç çiftçi, tarımsal üretimin devamlılığı açısından gençlerin yeniden toprağa yönlendirilmesi gerektiğini ifade etti.

Genç üretici, mevcut koşulların devam etmesi halinde Türkiye’nin gelecekte bugün ihraç ettiği bazı tarım ürünlerini ithal etmek zorunda kalabileceği uyarısında bulundu.

Tarım ve Orman Bakanlığı’nın yerel birimleri ile ziraat odalarının üreticinin sorunlarına daha fazla çözüm üretmesi gerektiğini savunan genç çiftçi, yalnızca denetim ve yaptırım mekanizmalarının değil, üreticiyi ekonomik olarak koruyacak politikaların da hayata geçirilmesi gerektiğini söyledi.

Tüm-Köy-Sen’den kalıcı çözüm önerisi: Marmara Birlik bünyesinde İncir Birliği

Basın açıklamasının en dikkat çekici önerilerinden biri ise Marmara Birlik bünyesinde ayrı bir İncir Birliği kurulması oldu.

Mehmet Eker, mevcut sorunların her hasat döneminde yeniden yaşanmaması için üreticinin kurumsal bir yapıya kavuşturulması gerektiğini belirtti.

Bu noktada Eker, Ege Bölgesi’ndeki TARİŞ yapılanmasını örnek gösterdi.

TARİŞ bünyesinde zeytin, incir, üzüm ve pamuk gibi farklı ürünler için uzmanlaşmış birliklerin bulunmasını örnek gösteren Eker, Bursa’da da benzer bir üretici örgütlenmesine gidilebileceğini savundu.

Neden Marmara Birlik?

Tüm-Köy-Sen’in önerisinde Marmara Birlik’in tercih edilmesinin birkaç temel gerekçesi bulunuyor.

İlk olarak Marmara Birlik’in hâlihazırda güçlü bir kurumsal altyapıya, personele, tesislere ve depolama imkânlarına sahip olduğu belirtiliyor.

İkinci olarak incir ve zeytin üretim dönemlerinin birbirini takip etmesinin mevcut altyapının daha verimli kullanılmasına imkân sağlayabileceği savunuluyor.

Üçüncü gerekçe ise Marmara Birlik’in Türkiye’nin yanı sıra Avrupa pazarında da bilinen bir marka ve dağıtım ağına sahip olması.

Son olarak bölgede incir üretimi yapan çok sayıda çiftçinin aynı zamanda zeytin üreticisi olması nedeniyle mevcut üretici tabanının yeni bir yapılanmaya kolaylıkla adapte olabileceği ifade ediliyor.

Eker, siyasi iradenin, Tarım ve Orman Bakanlığı’nın ilgili birimlerinin ve Marmara Birlik Genel Kurulu’nun ortak irade ortaya koyması halinde böyle bir yapının kısa sürede hayata geçirilebileceğini savundu.

Tüm-Köy-Sen’in 5 temel talebi

Tüm-Köy-Sen Mudanya Şubesi, açıklamasının sonunda üretici sorunlarına ilişkin beş temel talep sıraladı:

  1. Kalıntı nedeniyle tüm köy cezalandırılmasın: İlaç kalıntısı tespit edilen üreticinin ürünü alınmamalı ve gerekli yaptırım uygulanmalı; ancak temiz üretim yapan diğer üreticilerin ürünlerinin alımı durdurulmamalı.
  2. Tarım A.Ş. kriz döneminde devreye girsin: Bursa Büyükşehir Belediyesi bünyesindeki Tarım A.Ş.’nin özellikle piyasada tıkanma yaşanan dönemlerde alım yaparak üretici fiyatlarını desteklemesi sağlanmalı.
  3. Coğrafi işaret korunmalı: Bursa dışından getirilen incirlerin Bursa Siyah İnciri adıyla satışının önüne geçilmeli ve coğrafi işaretin korunmasına yönelik denetimler artırılmalı.
  4. Kantarların kapatılması uygulamasına son verilmeli: İhracatçı şirketlerin alım noktalarını kapatması nedeniyle oluşan mağduriyetlerin önüne geçilmesi ve üreticinin ürününü satabileceği alternatif mekanizmaların oluşturulması sağlanmalı.
  5. Marmara Birlik bünyesinde İncir Birliği kurulmalı: Üreticinin tüccar ve şirketlerin alım kararlarına bağımlılığını azaltacak, fiyat ve pazarlama konusunda üreticiye daha güçlü bir konum sağlayacak kurumsal bir yapı oluşturulmalı.

“Amaç ağaçları kestirmek olmamalı”

Basın açıklamasında üreticilerin ortak kaygısı ise tarımsal üretimin geleceği oldu.

Üreticiler, artan maliyetler karşısında düşük alım fiyatlarının devam etmesi halinde incir üretiminin ekonomik cazibesini kaybedebileceğini savundu.

Özellikle gençlerin tarımdan uzaklaşmasının uzun vadede üretim kapasitesini olumsuz etkileyebileceğini belirten üreticiler, bugün yaşanan fiyat ve pazarlama sorunlarının yalnızca bir sezonun problemi olarak görülmemesi gerektiğini ifade etti.

Üreticiler, incir ve zeytin gibi Bursa’nın geleneksel tarım ürünlerinin korunmasının aynı zamanda kırsal nüfusun ve tarımsal kültürün devamlılığı açısından da önem taşıdığını dile getirdi.

“Köylünün emeği bedavaya alınmasın”

Tüm-Köy-Sen Mudanya Şubesi’nin Mütareke Meydanı’ndaki açıklamasında ortaya koyduğu temel mesaj, üreticinin emeğinin karşılığını alabileceği sürdürülebilir bir tarım ve pazarlama sisteminin kurulması oldu.

Sendika, ilaç kalıntısı gibi gıda güvenliği açısından kritik konularda denetim yapılmasına karşı olmadığını, ancak bu denetimlerin kurallara uygun üretim yapan çiftçileri de mağdur edecek şekilde uygulanmaması gerektiğini vurguladı.

Bunun yanında üretici fiyatları ile tüketici ve ihracat fiyatları arasındaki farkın daha yakından takip edilmesi, alım kotalarının üreticinin gerçek kapasitesine göre belirlenmesi, coğrafi işaretin korunması ve kamu kurumlarının kriz dönemlerinde piyasada dengeleyici rol üstlenmesi talep edildi.

Tüm-Köy-Sen Mudanya Şubesi, önerdiği Marmara Birlik bünyesinde İncir Birliği modelinin hayata geçirilmesiyle üreticinin örgütlü bir yapıya kavuşabileceğini ve her hasat döneminde yeniden yaşanan fiyat ve alım krizlerinin daha kalıcı biçimde çözülebileceğini savundu.

Açıklamanın ardından sendika, Bursa ve Mudanya’daki siyasi temsilciler, yerel yöneticiler, tarım kurumları ve üretici örgütlerini ortak bir çözüm zemini oluşturmaya çağırdı.

ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

BİR YORUM YAZ