Uyuşturucu alarmı: Kullanım yaşı 12’nin altına indi! “Bu artık sadece asayiş meselesi değil”
Hasan Mesut Ekmen DİYARBAKIR – Diyarbakır Barosu’nun uyuşturucu kullanım yaşının 12’nin altına kadar düştüğüne ilişkin açıklaması, Türkiye’nin karşı karşıya olduğu tehlikenin boyutlarını yeniden gündeme taşıdı. Dünya Mağdurları Derneği adına açıklama yapan Türkan Çaçan, ortaya çıkan tablonun birkaç gün konuşulup unutulacak sıradan bir istatistik olmadığını belirterek, uyuşturucuyla mücadelenin devlet politikası ve toplumsal seferberlik düzeyinde ele alınması çağrısında bulundu.
Çaçan’ın açıklamasına göre mesele artık yalnızca emniyetin, yargının ya da güvenlik birimlerinin sorumluluğuna bırakılamayacak kadar büyümüş durumda. Uyuşturucunun çocuk yaşlara kadar inmesi, doğrudan aileyi, eğitimi, sosyal yapıyı ve toplumun geleceğini tehdit eden ağır bir toplumsal kriz olarak değerlendiriliyor.
“12 yaşından küçük çocuktan söz ediyoruz”
Çaçan, uyuşturucuyla karşılaşan çocuğun yaşına dikkat çekerek tablonun vahametini ortaya koydu.
“On iki yaşından küçük bir çocuktan söz ediyoruz. Okul sırasında olması, oyun oynaması, kitaplarla, sporla ve sanatla tanışması gereken bir çocuğun uyuşturucuyla karşılaşması, yalnızca o çocuğun veya ailesinin sorunu sayılamaz.”
Çaçan, çocuk yaşta uyuşturucuya erişilebiliyor olmasının bütün topluma yöneltilmiş ciddi bir soru olduğunu vurguladı:
“Bir çocuğun eline uyuşturucu ulaşabiliyorsa hepimizin kendimize sorması gereken bir soru vardır: Biz nerede geç kaldık?”
“Satıcıya hukuk, bağımlıya tedavi, çocuğa koruma”
Dünya Mağdurları Derneği’nin yaklaşımının yalnızca cezalandırma üzerine kurulmadığını belirten Çaçan, uyuşturucu ticareti yapanlarla bağımlılık yaşayanların aynı kategoride değerlendirilmemesi gerektiğini savundu.
Çaçan’a göre uyuşturucu ticaretinden kazanç sağlayan ve özellikle çocukları hedef alanlara karşı güçlü ve caydırıcı hukuk mekanizması işletilmeli. Bağımlılığa sürüklenen kişilere ise tedavi ve rehabilitasyon imkânı sunulmalı.
Bu yaklaşımın özeti ise net:
Satıcıya karşı caydırıcı hukuk, bağımlıya karşı tedavi, çocuğa karşı koruyucu sosyal devlet.
“Asıl başarı, çocuğun uyuşturucuyla hiç tanışmamasıdır”
Çaçan, uyuşturucuyla mücadelede yalnızca operasyon ve yakalamalara odaklanılmasının yeterli olmayacağını belirtti.
“Asıl başarı, uyuşturucu satıcısını yakalamanın yanında bir çocuğun uyuşturucuyla hiç tanışmamasını sağlayabilmektir.”
Bu nedenle mücadelenin yalnızca uyuşturucu sokaklara çıktıktan sonra değil, çocuk uyuşturucuyla karşılaşmadan önce başlaması gerektiği vurgulandı.
Eğitim kurumlarından sağlık kuruluşlarına, üniversitelerden belediyelere, barolardan meslek örgütlerine ve sivil toplum kuruluşlarına kadar bütün kurumların ortak bir mücadele mekanizmasının parçası olması gerektiği ifade edildi.
“Uyuşturucu yalnızca bağımlılık yaratmıyor, yeni mağduriyetler üretiyor”
Dünya Mağdurları Derneği, uyuşturucunun etkisini yalnızca madde kullanan kişiyle sınırlı görmüyor.
Çaçan, bağımlılığın beraberinde aile içi sorunları, eğitimden kopuşu, ekonomik yıkımı, şiddeti, suçu ve yeni mağduriyetleri getirebildiğine dikkat çekti.
Bu nedenle uyuşturucuyla mücadelenin aynı zamanda yeni mağduriyetlerin oluşmasını engelleme mücadelesi olduğu belirtildi.
“Devlet yalnızca suçtan sonra müdahale eden mekanizma değildir”
Çaçan’ın açıklamasındaki en dikkat çekici siyasi mesajlardan biri sosyal devlet vurgusu oldu.
“Devlet yalnızca suç meydana geldikten sonra müdahale eden bir mekanizma değildir.”
Sosyal devlet anlayışının, risk ortaya çıkmadan önce harekete geçmesi gerektiğini belirten Çaçan; okuldan kopma riski bulunan çocuklara ulaşılması, ailelerin desteklenmesi, bağımlılık tedavisinin ücretsiz ve erişilebilir olması ve çocukların spor, sanat, kültür ve eğitim olanaklarına daha kolay ulaşabilmesi gerektiğini ifade etti.
Aileler kurum kapılarında yalnız bırakılmamalı
Uyuşturucuyla mücadelede ailelerin de ağır bir yük altında kaldığına dikkat çekilen açıklamada, çocuğundaki değişimi fark eden ancak nereye başvuracağını bilmeyen anne ve babaların kurumlar arasında dolaştırılmaması gerektiği belirtildi.
Tedaviden psikolojik desteğe, eğitimden sosyal yardıma kadar bütün mekanizmaların koordineli biçimde çalışacağı erişilebilir bir sistem kurulması çağrısı yapıldı.
“Uyuşturucuyla mücadele, çocuğu o maddeye götüren yolu kapatmaktır”
Çaçan, mücadelenin yalnızca sokaktaki uyuşturucuyu ortadan kaldırmakla sınırlı tutulamayacağını belirterek şu çarpıcı değerlendirmeyi yaptı:
“Çünkü uyuşturucuyla mücadele yalnızca sokaktaki maddeyi ortadan kaldırmak değildir; çocuğu o maddeye götüren yolu da kapatmaktır.”
Bu yaklaşım, uyuşturucuyla mücadelede önleyici sosyal politikaların güçlendirilmesi gerektiğine işaret ediyor.
“Sorumluluğu yalnızca emniyete ve yargıya bırakamayız”
Kullanım yaşının 12’nin altına indiği yönündeki açıklamanın ardından sorumluluğun yalnızca güvenlik birimlerine yüklenemeyeceği vurgulandı.
Çaçan, devlet kurumları ile sivil toplumun aynı toplumsal sorumluluğun farklı tarafları olduğunu belirterek, birbirinden kopuk çalışmalar yerine ortak akıl ve ortak mücadele çağrısı yaptı.
STK’lara çağrı: “Sürecin dışında bırakılmayalım”
Dünya Mağdurları Derneği, uyuşturucuyla mücadelede sivil toplum kuruluşlarının daha aktif rol üstlenmesini istedi.
Çağrıda; önleme, bilinçlendirme, rehabilitasyon ve topluma yeniden kazandırma çalışmalarında sivil toplumun bilgi ve saha deneyiminden yararlanılması gerektiği belirtildi.
Çaçan, uyuşturucuyla mücadelede sivil toplumun yalnızca sonuçlar ortaya çıktıktan sonra değil, önleyici politikaların oluşturulması aşamasında da sürece dahil edilmesi gerektiğini savundu.
“Burada bir istatistikten değil, çocuklarımızdan söz ediyoruz”
Açıklamanın finalinde ise doğrudan toplumsal sorumluluk vurgusu yapıldı.
“Çünkü burada herhangi bir istatistikten değil, çocuklarımızdan söz ediyoruz.”
Çaçan, uyuşturucu nedeniyle kaybedilen her çocuğun yalnızca bir ailenin değil, bütün toplumun kaybı olduğunu belirterek, mücadelede dört temel başlık ortaya koydu:
Satıcıya karşı caydırıcı hukuk.
Bağımlıya karşı tedavi.
Aileye sosyal destek.
Çocuğa güçlü koruma.
Dünya Mağdurları Derneği, uyuşturucunun çocuk yaşlara kadar inmesine karşı önleyici politikaların güçlendirilmesi, ailelerin yalnız bırakılmaması ve sivil toplumun mücadeleye etkin biçimde dahil edilmesi çağrısını yineledi.
Çünkü bir çocuk uyuşturucuya kaybedildiğinde yalnızca bir aile değil, toplum kaybediyor.
