İNSANI MAKAMLAR DEĞİL, HAYATA BIRAKTIĞI İZLER ANLATIR: GERCÜŞ’ÜN EVLADI İBRAHİM TORLAK
Hasan Mesut Ekmen
Bursa Vatan Medya Grubu Köşe Yazarı
Bir insanı anlatmak bazen birkaç satıra sığar, bazen de sayfalar dolusu cümle kurmanız gerekir. Çünkü bazı insanlar vardır ki hayat hikâyeleri sadece özgeçmişlerden, makamlarından veya unvanlarından ibaret değildir. Onları anlamak için yaşadıkları coğrafyaya, yürüdükleri yollara, dokundukları insanlara ve geride bıraktıkları izlere bakmak gerekir.
Bugün kaleme aldığım isim de işte böyle bir isimdir: İbrahim Torlak.
Bu yazı herhangi bir siyasi değerlendirme ya da makam övgüsü değildir. Çünkü bazı insanlar görevleriyle değil, karakterleriyle; unvanlarıyla değil, insanlıklarıyla anılırlar. Onların gerçek kimliği, toplumun hafızasında bıraktıkları izlerde saklıdır.
Batman’ın şirin ilçesi Gercüş’ün bağrında büyüyen İbrahim Torlak, çocukluğunu ve gençliğini bu kadim toprakların kültürüyle, değerleriyle ve mücadele ruhuyla yoğurarak geçirmiştir. Toprağın kokusunu bilen, alın terinin değerini yaşayarak öğrenen, emeğin kutsallığını hayatının merkezine koyan bir isim olmuştur.
Hayat ona hiçbir şeyi kolay sunmamıştır. O da hiçbir başarıyı kolay elde etmemiştir. Her adımında çalışmış, mücadele etmiş ve sabretmiştir. Gençlik yıllarında sporla iç içe olmuş, arkadaşlık ilişkilerine önem vermiş, sosyal hayatın içerisinde aktif bir şekilde yer almıştır.
Ancak onu farklı kılan yalnızca çalışkanlığı değil, aile değerlerine verdiği önemdir.
Henüz genç yaşlarda yuvasını kuran İbrahim Torlak, hayatı boyunca ailesini her şeyin önünde tutmuş, çocuklarının eğitiminden kişisel gelişimlerine kadar her aşamada yanlarında olmuştur. Sadece bir baba değil, aynı zamanda yol gösteren bir rehber olmayı başarmıştır.
Çocuklarına sık sık şu öğütleri verdiği bilinir:
“Doğruluktan ayrılmayın. Kimsenin hakkını yemeyin. Dürüst olun. İyilikten vazgeçmeyin. Çünkü sonunda kazanan her zaman doğrular olacaktır.”
Bu anlayış yalnızca ailesine değil, hayatının her alanına yansımıştır.
Yaklaşık yirmi yıllık gazetecilik serüveni boyunca halkın sesi olmayı kendisine görev edinmiştir. Gazeteciliği bir meslekten çok, topluma hizmet etmenin bir aracı olarak görmüştür. Bazen bir köy yolunda, bazen bir traktör kasasında, bazen de kilometrelerce yürüyerek ulaştığı insanların sorunlarını dinlemiş, dertlerini kaleme almış ve onların sesi olmaya çalışmıştır.
Gazetecilik yaptığı yıllarda makam sahiplerinin değil, halkın yanında durmayı tercih etmiş; toplumun yaşadığı sıkıntıları gündeme taşıyarak çözüm arayışlarına katkı sunmuştur. Bu nedenle sadece okuyucularının değil, meslektaşlarının da saygısını kazanmıştır.
Hayatının belirli dönemlerinde siyasetin içinde yer almış olsa da hiçbir zaman halktan kopmamıştır. Çünkü onun anlayışında en büyük makam, milletin gönlünde yer bulabilmektir.
Bugün de Gercüş sokaklarında yürüdüğünüzde insanların onu samimiyetle selamladığını görmek mümkündür. Çünkü o, büyüklerini gördüğünde aracını durdurup ellerini öpen, hâl hatır soran, ihtiyaç sahiplerinin yanında duran, gençlerle sohbet eden, çocuklarla vakit geçiren ve toplumun her kesimiyle bağ kurabilen bir kişilik sergilemektedir.
Düğünde sevince ortak olan, taziyede acıyı paylaşan, hastalıkta geçmiş olsun ziyaretini ihmal etmeyen insanların sayısı günümüzde giderek azalırken, İbrahim Torlak bu değerleri yaşatmaya devam eden isimlerden biri olarak öne çıkmaktadır.
Belki de onu farklı kılan en önemli özelliği mütevazılığıdır.
Çünkü bazı insanlar makam sahibi olduklarında değişirler. Ulaştıkları konumlar onları halktan uzaklaştırır. Bazıları ise hangi göreve gelirlerse gelsinler özlerinden hiçbir şey kaybetmezler.
İbrahim Torlak da bu ikinci grupta yer alan insanlardan biridir.
Yıllar geçmesine rağmen samimiyetini koruyan, insan ilişkilerinde saygıyı esas alan, büyüklerin tecrübelerine önem veren ve manevi değerlere bağlı yaşamayı sürdüren bir karakter ortaya koymaktadır.
Dini vecibelerini yerine getirmeye özen göstermesi, büyüklerin sohbetlerinden faydalanmayı önemsemesi ve insan ilişkilerinde sevgi ile saygıyı ön planda tutması da onun kişiliğinin önemli parçaları arasında yer almaktadır.
Çünkü bilir ki insanı değerli yapan şey serveti, makamı veya gücü değildir.
İnsanı değerli yapan; geride bıraktığı güzel hatıralar, ettiği iyilikler ve aldığı hayır dualarıdır.
Bugün Gercüş’te birçok insanın ortak bir noktada buluşmasının nedeni de budur. Onun isminden söz edildiğinde insanların aklına ilk olarak samimiyet, tevazu, dürüstlük ve insan sevgisi gelmektedir.
Hayat geçicidir.
Makamlar gelir geçer.
Görevler sona erer.
Ancak insanlık kalır.
Bir gün herkes sahip olduğu unvanlarla değil, insanlara nasıl davrandığıyla; ne kadar kazandığıyla değil, kaç gönüle dokunduğuyla hatırlanacaktır.
Bu nedenle bazı insanlar görevleriyle değil, gönüllerde bıraktıkları izlerle yaşamaya devam ederler.
Uzun yıllardır takip ettiğim, gözlemlediğim ve toplum içerisindeki duruşuna şahit olduğum İbrahim Torlak hakkında kaleme aldığım bu satırlar bir övgü değil; emekle yoğrulmuş, dürüstlükten taviz vermemiş, aile değerlerine bağlı kalmış ve insan sevgisini hayatının merkezine koymuş bir yaşamın gözlemidir.
Günümüz dünyasında insan kalabilmek, değerlerinden vazgeçmeden yaşayabilmek ve bulunduğu her ortamda saygıyla anılabilmek belki de en büyük başarıdır.
Ve bazı insanlar vardır ki doğdukları topraklardan hiçbir zaman kopmazlar. Nerede olurlarsa olsunlar, o toprağın insanı olarak yaşamaya devam ederler.
İbrahim Torlak da Gercüş’ün bağrından çıkmış, Gercüş’ün kültürüyle büyümüş, halkıyla yol yürümüş ve yine halkıyla yürümeye devam eden isimlerden biridir.
Kendisine bundan sonraki yaşamında sağlık, huzur ve başarı diliyorum.
Çünkü insanın en büyük mirası sahip olduğu makamlar değil, geride bıraktığı güzel isimdir.
Kalıcı olan unvanlar değil, insanlıktır.
Kalıcı olan görevler değil, gönüllerde bırakılan izlerdir.
Yolunuz açık olsun İbrahim Torlak…
Gercüş’e olan sevdanız, insanlara olan saygınız ve mütevazı duruşunuz daim olsun.
