BAYRAĞIM TÜRK BAYRAĞIDIR, VATANIM TÜRKİYE’DİR: BU TOPRAKLARDA KARDEŞLİK KANLA YAZILMIŞTIR
Gazeteci Yazar Hasan Mesut Ekmen
Ben Kürt kökenliyim.
Ama bayrağım Türk bayrağıdır.
Vatanım Türkiye’dir.
Bu cümle bir savunma değil, bir kimliktir. Çünkü bu topraklarda Kürtlük de Türkülük de aynı kaderin, aynı tarihin ve aynı şehadet bilincinin içinde yoğrulmuştur. Bugün Türk bayrağına dil uzatanlar, aslında sadece bir bayrağa değil; bu milletin ortak mücadelesine, ortak hafızasına ve kardeşliğine hakaret etmektedir.
Ne yazık ki zaman zaman ortaya çıkan densizler ve bilinçli provokatörler; Türk ile Kürt’ü karşı karşıya getirmek, iki kardeş halkın arasına nifak sokmak ve ülkeyi istikrarsızlığa sürüklemek istemektedir. Bu yeni bir oyun değildir. Tarih boyunca farklı isimler ve yöntemlerle denenmiş, ancak her defasında milletin ferasetiyle boşa çıkarılmıştır.
Tarih konuşsun.
Çanakkale’ye bakılsın.
Çanakkale’de sadece bir cephe yoktu; Çanakkale’de bir millet vardı. Türk’ü, Kürt’ü, Arap’ı, Laz’ı, Çerkes’i… Siirt’ten gelen Kürt evladı da vardı, İstanbul’dan gelen Türk delikanlısı da. Aynı siperde yan yana durdular, aynı merminin altında şehit düştüler, aynı bayrak için can verdiler. Bugün Çanakkale Şehitliği’ne giden herkes görür ki; mezar taşlarında memleket isimleri farklıdır ama hepsinin üzerinde dalgalanan bayrak aynıdır.
Birinci Dünya Savaşı’nda da tablo değişmedi. Anadolu’nun her köşesinden insanlar, “vatan” dediği topraklar için cepheye koştu. Kürt aşiretleriyle Türk köylüleri, şehirliyle köylü omuz omuza aynı safta yer aldı. Bu vatan masa başında değil, cephede birlikte savunuldu.
1974 Kıbrıs Barış Harekâtı da bu ortak kaderin ve kardeşliğin açık bir göstergesidir. Kıbrıs Türk halkının can güvenliğini sağlamak ve adaya barışı getirmek için gerçekleştirilen bu harekâtta, Anadolu’nun dört bir yanından gelen Mehmetçik aynı üniforma altında görev yaptı. Kürt’üyle Türk’üyle, Karadenizlisinden Güneydoğuluna kadar her bölgeden evlatlar, Kıbrıs’ta aynı ideal için mücadele etti. Şehit düşenlerin kimliğine değil, taşıdığı ay-yıldızlı bayrağa bakıldı. Çünkü orada da mesele etnik köken değil; vatan, bayrak ve onurdu.
İkinci Dünya Savaşı’nda Türkiye fiilen savaşın dışında kalmış olsa da, millet olarak aynı bilinçle ayakta durduk. Yoklukta da darlıkta da tehdit karşısında da kader birliğimizi koruduk. Bu ülkenin mayasında ayrılık değil, birlik vardır.
Bugün Türk bayrağına hakaret edenlerin hedefi açıktır:
Birlik ruhunu zayıflatmak,
kardeşliği yaralamak,
Türkiye’yi içeriden karıştırmak.
Ama şunu herkes bilmelidir ki; Türk ile Kürt arasındaki bağ, sosyal medyada yapılan bir provokasyonla kopacak kadar zayıf değildir. Bu bağ; Çanakkale’de kanla, Kıbrıs’ta mücadeleyle, Anadolu’nun her köşesinde alın teriyle kurulmuştur.
Ben Kürt kökenliyim ve Türk bayrağını başımın üstünde taşırım. Çünkü o bayrak sadece bir etnik kimliğin değil; bu topraklarda yaşayan herkesin ortak onurunun, ortak mücadelesinin sembolüdür. Türk bayrağına uzanan dil, Kürt’ün de onuruna uzanmıştır. Türk’ü Kürt’ten ayırmaya çalışan her anlayış, bu millete düşmandır.
Bu ülkeyi karıştırmak isteyenlere verilecek en güçlü cevap; sağduyu, tarih bilinci ve kardeşliktir. Bizim yolumuz öfke değil, birlik yoludur. Ayrıştırma değil, bütünleştirmedir.
Bu topraklar kolay kazanılmadı.
Bu bayrak kolay dalgalanmadı.
Bu kardeşlik tesadüf değil, kaderdir.
Ve bu kaderi bozmaya kimsenin gücü yetmeyecektir.
