TEKNOLOJİ 

Neyi Değiştireceksin!

Sosyal Medyada Paylaş

Şahlanış Hareketi Genel Başkanı Mehmet Mahmut Yıldız son zamanlarda kurulmaya çalışılan partiler ile ilgili çarpıcı değerlendirmelerde bulundu. Yıldız; “Siyasi Parti mi, Yoksa Oyuncak mı?” sorusunu yönelttiği yazısında; “Memlekette devlet adamı eksik, cesur adam eksik, adalet eksik, üretim eksik, vicdan eksik, ahlak eksik. Ama çok olan bir şey var: Siyasi partiler. Şu an ülkemizdeki siyasi parti sayısı 80’e yakın. Bunlardan seçime girme yeterliliği olanların sayısı ise, iki elin parmakları kadar bile değil. Genel başkanları kim, genel merkezleri nerede, tüzükleri var mı yok mu? Belirsiz. Kağıt üzerinde var olan; ama fiiliyatta varlıkları hissedilmeyen yapılar bunlar.

Siyasi parti demek, ülkeyi yönetme iddiasında olmak demek. Bunun için kadro gerek, irade gerek, cesaret gerek. Var mı böyle bir durum? Mecliste grubu olan partiler dışında(Hatta onlarda bile) bu soruya evet cevabı verebileceğimiz bir yapı yok maalesef.

Memlekette kıyamet kopuyor. Üretim dibe vurmuş. Üretici kan ağlıyor. Tüketici geçinemiyor. Her alanda dışa bağımlılık kıskacında debeleniyoruz. Oniki Ada işgal edilmiş. Akdenizi bize kapatmak istiyorlar. ABD ile bir dargın bir barışık; ama kesin bir bağımlılık ilişkisi içinde bir iktidar var. Her şeyi kırıyor, döküyor, insanları öteki- beriki diye bölüyor. Toplum travmalı. İş cinayetleri, kadın cinayetleri, doğa katliamlarının ardı arkası kesilmiyor.Toplumsa susturulmuş.

Anayasa yapılır, hukuk fakülteleri suspustur. Tarımla ilgili düzenleme yapılır, bir tane ziraat fakültesinin sesi çıkmaz. Mühendislik fakülteleri, hükümet kızar diye tren kazalarına bilirkişi göndermekten korkar.

Onlar böyle de genel başkanlarının oyuncağı bu partilerden herhangi birinden, bu konularla ilgili bir açıklama duyan var mı şimdiye dek? Neden dut yemiş bülbül gibi susarlar bunlar? Zülf-ü yare dokunmadan siyaset mi olurmuş? Fincancının katırlarını ürkütmeden memleket meselelerine nasıl derman olunurmuş?

Şahlanış hareketi olarak asla susmadık, haklıya hakkını teslim etsek de haksızlık karşısında geri durmadık. Memleketin her türlü sıkıntısını çözmek üzere görüşlerimizi ilgili mercilere aktardık. Medyada adı sıkça anılan, kendi olmasa da adı büyük partiler bile, projelerimizi, sözlerimiz kopya çektiler. “Her taklit aslına övgüdür.” diyerek acı acı gülümsedik.

“Meşverette rahmet vardır.” diyerek çoğuyla onlarca kez görüştük. Mevcut yönetim tarzından yakınanların bir araya gelmesi için neler yapılabileceğine kafa yorduk. Asla “Biz önde olalım.” demedik. Mevcut liderler, genel başkanlar dışında geçici yapılanmalar kurulmasını önerdik. Olmadı. Baktık ki on binde bir oy alamayan particikler bile iktidar adayı pozlarındalar. Bize; “Gelin partimiz kontenjanından milletvekili adayı, belediye başkanı adayı olun.” diye lutufta bulunmaktalar.

Anladık ki bu adı var kendi yok partilerin liderleri, aynadaki görüntülerine bile büyüteçle bakıyor ve; ”Vay be ne büyük adamız!” diyorlar.

Bakın beyler, bayanlar. Siyaset oyun değil. Siyasi partiler de sizin oyun oynama zevkinizi tatmin edecek oyuncaklar değil. Eğer eğlence istiyorsanız gidin torunlarınızı sevin. O da yoksa gidin mahallenizin kahvesine okeye dördüncü olun; ama lütfen siyaset sahnesini meşgul etmeyin.” İfadelerini kullandı.

Gün ‘SEN-BEN’ günü değil ‘BİZ’ günüdür. Eğer benliğinizden sıyrılamıyor, egonuzun tutsaklığını kıramıyorsanız bu sahada işiniz yok. Söyleyecek sözünüz olmadığını ise zaten biliyoruz.

Ortada kurumla salınıp; “Falan emaneti bana teslim etti, filanın mührü bende, falankesin manevi oğluyum, bilmem kimin ruhu bizde yaşıyor.” diye cevherler saçmayın. Elbette onlar hürmetle rahmetle anılmayı hak ediyorlar; ama ölülerden medet umarak siyaset olmaz.

Türkiye genç nüfuslu bir ülke. Gençler sizin himmet beklediğiniz muhterem mütevefaları duymamışlar bile. Genç işsizlik oranı % 27 olan bir ülkede bu sorunla ilgili tek kelam etme zahmetine katlanmayan sizler; bu ülkede yarım asrı devirmiş insanlar, çoğu sizden yaşlı olan insanlara dayanarak siyasi umut olma iddiasındasınız. Lutfen boşa yorulmayın.

Gerçekten samimiyseniz egolarımızı bir kenara bırakarak, bütün nefsani hislerden sıyrılarak tek çatı altında bir araya gelelim. Süreç içinde bu hareket yolunu bulacak, kendini iktidara taşıyacak lideri, kendi içinden çıkaracaktır.

Buna varsanız mesele yok. “Hayır illa da ben baş olacağım.” diyorsanız aynı yolun yolcusu olamayız. Siz kendi küçük dünyanızda üzerinde bir siyasi partinin adı yazılı oyuncağınızla oynayarak avunabilirsiniz. Bizim mühim işlerimiz var.” Dedi.









Diğer Haberler

Yorum Yaz

shares