CHP Bursa’da gündemi ekonomiyle belirledi: “Bursa üretiyor, emekçi geçinemiyor”
CHP Bursa İl Başkanı Turgut Özkan ile Nilüfer İlçe Başkanı Deniz Baykal, Nilüfer İlçe Başkanlığı’nda düzenlenen basın toplantısında son günlerde gündeme gelen görevden alma ve atama iddialarına yan yana yanıt verirken, toplantının ana gündemini Bursa’nın ekonomik yapısı, çalışanların geçim mücadelesi, emeklilerin yaşadığı sorunlar, konut krizi, gençlerin geleceği ve sosyal politikalar oluşturdu. CHP Nilüfer Eğitim Sorumlusu Uğur Kartum ise Bursa’nın üretim ve ihracat gücüne karşın bu zenginliğin kentte yaşayanların refahına yeterince yansımadığını savundu.
BURSA – Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Nilüfer İlçe Başkanlığı’nda düzenlenen basın toplantısında Bursa’nın ekonomisi ve kentte yaşayan farklı kesimlerin karşı karşıya bulunduğu ekonomik sorunlar kapsamlı biçimde ele alındı.
Son günlerde CHP Bursa İl Başkanı Turgut Özkan’ın görevden alınacağı ve yerine CHP Nilüfer İlçe Başkanı Deniz Baykal’ın getirileceği yönündeki iddialar kamuoyunda tartışılırken, Özkan ve Baykal’ın toplantıda yan yana görüntü vermesi dikkat çekti.
Ancak toplantının ağırlık noktası parti içi görev değişikliği iddialarından ziyade Bursa’nın ekonomik ve sosyal sorunları oldu. Nilüfer İlçe Başkanı Deniz Baykal, il yönetimi ve ilçe örgütündeki çalışma arkadaşlarıyla ortak çalışmalar yürüttüklerini belirterek, CHP’nin Bursa’nın sorunlarına ilişkin çalışmalarını ortak akıl ve dayanışma anlayışıyla sürdürdüğü mesajını verdi.
Toplantıda özellikle çalışanların geçim sıkıntısı, asgari ücretin alım gücü, artan kiralar, emeklilerin ekonomik koşulları, sosyal konut ihtiyacı, iş güvenliği, gençlerin geleceği, çiftçilerin sorunları ve Bursa sanayisinin geleceği başlıkları öne çıktı.
CHP’den Bursa ekonomisine dikkat çeken değerlendirme
CHP Nilüfer Eğitim Sorumlusu Uğur Kartum tarafından yapılan değerlendirmede, Bursa’nın Türkiye ekonomisinin en önemli üretim ve ihracat merkezlerinden biri olduğu belirtildi.
Otomotivden tekstile, makineden metale, kimyadan gıdaya ve mobilyaya kadar çok sayıda sektörün Bursa’da güçlü bir üretim altyapısına sahip olduğu ifade edilirken, kentin ekonomik büyüklüğünün çalışanların yaşam koşullarına aynı ölçüde yansımadığı savunuldu.
Kartum, Bursa’nın 2025 yılında yaklaşık 18 milyar dolarlık ihracat gerçekleştirdiğini, 2026 yılının ilk altı ayında ise ihracatın 9,14 milyar dolara ulaştığını belirtti.
Bu rakamların Bursa’nın Türkiye ekonomisindeki ağırlığını ortaya koyduğunu söyleyen Kartum, buna karşın kentte çalışan emekçilerin yaşam koşullarının aynı ölçüde iyileşmediğini dile getirdi.
Kartum’un toplantıdaki temel mesajı ise şu ifadeyle özetlendi:
“Bursa ihraç ediyor, Bursa’da çalışan emekçi refah içinde yaşayamıyor.”
CHP’li yöneticiye göre asıl tartışılması gereken konu, Bursa’nın ne kadar üretim yaptığı kadar, bu üretimden elde edilen ekonomik değerin kentte yaşayanlar arasında nasıl paylaşıldığı.
“Asgari ücretle Bursa’da geçinmek mümkün mü?”
Toplantının en dikkat çeken başlıklarından biri asgari ücret ve yaşam maliyetleri oldu.
2026 yılı net asgari ücretinin 28 bin 75,50 TL olduğunu hatırlatan Kartum, Bursa’da özellikle kira, gıda, ulaşım, enerji, eğitim, sağlık ve borç ödemelerinin çalışanların bütçesi üzerindeki baskıyı artırdığını söyledi.
Bursa’da ortalama konut kiralarının yaklaşık 20 bin TL seviyesine ulaştığını, Nilüfer’de ise kiraların 22-23 bin TL bandında seyrettiğini belirten Kartum, asgari ücretli bir çalışanın gelirinin çok büyük bölümünü yalnızca barınma giderine ayırmak zorunda kalmasının kabul edilemez olduğunu savundu.
Kartum, ekonomik büyümenin çalışanların günlük hayatındaki karşılığının sorgulanması gerektiğini belirterek, “İnsanca yaşamak bir ayrıcalık değil, temel bir haktır” mesajını verdi.
CHP Nilüfer yönetimi, Bursa gibi sanayi ve ihracat kapasitesi yüksek bir kentte çalışanların temel ihtiyaçlarını karşılamakta zorlanmasının ekonomik model açısından önemli bir sorun olduğunu savundu.
Bursa sanayisi büyüyor, “emeğin payı” tartışması gündemde
Bursa ekonomisinin önemli bölümünü organize sanayi bölgelerinde faaliyet gösteren işletmelerin oluşturduğuna dikkat çekilen toplantıda, otomotiv, tekstil, makine, metal, kimya, gıda ve mobilya sektörlerinde çalışan binlerce işçinin kentin ekonomik başarısındaki rolü vurgulandı.
Üretim bandında, gece vardiyasında, depolarda, lojistik sektöründe ve taşımacılıkta çalışan emekçilerin Bursa’nın ihracat performansının temel aktörleri olduğu ifade edildi.
Ancak CHP tarafından yapılan değerlendirmede, ekonomik büyümenin yalnızca üretim ve ihracat rakamları üzerinden değerlendirilmemesi gerektiği savunuldu.
Kartum, işçi ve işveren arasında bir karşıtlık oluşturmak istemediklerini belirterek, güçlü sanayi ile güçlü istihdamın birlikte ele alınması gerektiğini söyledi.
Bu çerçevede sanayicinin üzerindeki vergi ve finansman yüklerinin azaltılması, işletmelerin yatırım ve üretim kapasitesinin güçlendirilmesi ancak ortaya çıkan ekonomik kazanımın çalışanlara da yansımasının sağlanması gerektiği ifade edildi.
CHP’nin yaklaşımı, “işçi de sanayici de kazanmalı” anlayışıyla özetlendi.
En düşük emekli aylığı gündemde
Basın toplantısında emeklilerin ekonomik koşulları da geniş biçimde ele alındı.
2026 Temmuz döneminden itibaren en düşük emekli aylığının 23 bin 552 TL olduğunu belirten Kartum, Bursa’daki kira seviyeleri dikkate alındığında bu gelirin özellikle tek başına yaşayan veya yalnızca emekli aylığıyla geçinen vatandaşlar açısından ciddi bir ekonomik baskı oluşturduğunu savundu.
Emekliliğin çalışma hayatının ardından huzur içinde geçirilmesi gereken bir dönem olduğuna dikkat çeken Kartum, bugün çok sayıda emeklinin kira, gıda, sağlık ve diğer temel ihtiyaçlarını karşılayabilmek için çalışmaya devam etmek zorunda kaldığını söyledi.
“Emeklilik geçim mücadelesi olmamalı” mesajının öne çıktığı toplantıda, emeklilerin yalnızca maaşlarının artırılmasının yeterli olmayacağı ifade edildi.
CHP’den “Emekli Dostu Bursa Modeli” önerisi
CHP Nilüfer Eğitim Sorumlusu Uğur Kartum, Bursa Büyükşehir Belediyesi ve ilçe belediyeleriyle birlikte “Emekli Dostu Bursa Modeli” oluşturulmasını önerdi.
Önerilen model kapsamında;
- emeklilerin uygun fiyatlarla yemek yiyebileceği sosyal tesislerin artırılması,
- ulaşım desteklerinin genişletilmesi,
- uygun fiyatlı ve sağlıklı gıdaya erişimin kolaylaştırılması,
- mahalle ölçeğinde dayanışma merkezlerinin oluşturulması,
- emeklilerin sosyal ve kültürel faaliyetlere daha fazla katılabilmesi
gibi uygulamaların hayata geçirilmesi istendi.
CHP, böylece emeklilik politikalarının yalnızca maaş artışı üzerinden değil, barınma, ulaşım, beslenme, sağlık ve sosyal yaşam başlıkları üzerinden bütüncül biçimde ele alınması gerektiğini savundu.
Konut krizi için sosyal konut çağrısı
Toplantının bir diğer önemli gündemi ise Bursa’daki konut ve kira maliyetleri oldu.
Konut fiyatlarındaki ve kiralardaki artışın yalnızca dar gelirli vatandaşları değil, genç çalışanları ve orta gelir grubunu da etkilediği ifade edildi.
Özellikle Nilüfer’de kira maliyetlerinin çalışanların gelirleriyle arasındaki makası büyüttüğü belirtilirken, belediyelerin sosyal konut politikalarında daha aktif rol üstlenmesi gerektiği savunuldu.
CHP tarafından;
dar gelirli çalışanlar, gençler ve emekliler için sosyal konut üretiminin artırılması, sosyal kiralık konut modellerinin geliştirilmesi, genç çalışanlara uygun fiyatlı konut projeleri hazırlanması ve emekliler için düşük maliyetli yaşam alanlarının oluşturulması
önerileri gündeme getirildi.
Toplantıda konutun yalnızca bir yatırım aracı olarak görülmemesi gerektiği belirtilerek, “Konut temel bir insan hakkıdır” yaklaşımı öne çıkarıldı.
“Önce insan, önce iş güvenliği”
Bursa’nın Türkiye’nin en önemli sanayi kentlerinden biri olması nedeniyle iş güvenliği konusuna da özel bir bölüm ayrıldı.
Fabrikalarda ve üretim tesislerinde çalışanların güvenliğinin ekonomik hedeflerin önünde tutulması gerektiğini belirten Kartum, hiçbir üretim hedefinin insan hayatından daha değerli olamayacağını ifade etti.
Bursa’da iş kazaları ve meslek hastalıklarına ilişkin denetimlerin güçlendirilmesi gerektiği savunulurken, iş güvenliği tedbirlerinin işletmeler açısından yalnızca bir maliyet kalemi olarak görülmemesi gerektiği vurgulandı.
CHP, “Önce insan, önce iş güvenliği” anlayışının Bursa sanayisinin temel ilkelerinden biri olması gerektiğini belirtti.
Sendikal örgütlenme vurgusu
Basın toplantısında çalışanların örgütlenme hakkı da gündeme getirildi.
İşçilerin haklarını koruyabilmesinin en önemli araçlarından birinin örgütlü çalışma yaşamı olduğu belirtilirken, sendikal örgütlenmenin önündeki fiili ve hukuki engellerin kaldırılması gerektiği ifade edildi.
Toplu pazarlık mekanizmalarının güçlendirilmesinin hem çalışanların gelir düzeyinin yükseltilmesi hem de çalışma barışının sağlanması açısından önemli olduğu savunuldu.
CHP tarafından, örgütlü işçinin yalnızca kendi haklarını değil, aynı zamanda üretimin sürdürülebilirliğini de koruduğu görüşü dile getirildi.
Gençlerin Bursa’da gelecek kurabilmesi için yeni politika önerisi
Bursa’nın geleceğinin gençler olduğunu belirten CHP yönetimi, gençlerin karşı karşıya bulunduğu ekonomik sorunlara da dikkat çekti.
Yüksek kira fiyatları, düşük ücretler, iş güvencesizliği, eğitim giderleri ve istihdam sorunlarının gençlerin ailelerinden bağımsız bir hayat kurmasını zorlaştırdığı ifade edildi.
Bir gencin çalışmasına rağmen ev kuramaması, konut satın alamaması veya çocuk sahibi olmayı sürekli ertelemesinin yalnızca bireysel bir sorun olmadığı belirtilirken, bunun Bursa’nın geleceğini ilgilendiren sosyal ve ekonomik bir mesele olduğu savunuldu.
Bu nedenle gençlere yönelik politikaların yalnızca istihdamla sınırlı kalmaması gerektiği; mesleki eğitim, istihdam, uygun konut ve ulaşım desteğinin birlikte ele alınması gerektiği ifade edildi.
“Bursa yalnızca sanayi kenti değil”
Toplantıda Bursa’nın tarımsal üretim potansiyeline de dikkat çekildi.
Bursa’nın yalnızca otomotiv ve sanayi sektörlerinden ibaret olmadığı belirtilirken, ova tarımı, meyvecilik, sebzecilik, zeytin, süt ve hayvancılığın da kent ekonomisinin önemli parçaları olduğu vurgulandı.
Sanayi ve tarımın birbirinin alternatifi olmadığı ifade edilerek, Bursa’nın verimli tarım topraklarının korunması, çiftçilerin üretim maliyetlerinin azaltılması ve üreticinin emeğinin karşılığını alabilmesi gerektiği belirtildi.
CHP tarafından dile getirilen değerlendirmede, çiftçinin kazanamadığı bir sistemde tüketicinin de uygun fiyatlı ve sağlıklı gıdaya ulaşmasının mümkün olmayacağı savunuldu.
“Kaynak yok değil, kaynak nasıl kullanılıyor?”
Toplantıda kamu kaynaklarının kullanımına ilişkin eleştiriler de gündeme geldi.
Emeklilere, çalışanlara ve dar gelirli vatandaşlara yönelik sosyal politikalar söz konusu olduğunda “kaynak yok” denilmesinin doğru olmadığı savunulurken, asıl tartışmanın kamu kaynaklarının nasıl kullanıldığı üzerinden yürütülmesi gerektiği ifade edildi.
CHP tarafından kamu harcamalarında israfın önlenmesi, kamu ihalelerinde şeffaflığın güçlendirilmesi, yolsuzluk ve usulsüzlükle etkin mücadele edilmesi, kamu kaynaklarının rant yerine üretime yönlendirilmesi ve vergi sisteminde adaletin sağlanması gerektiği belirtildi.
Toplantıda bu yaklaşım, “Kaynak yok değildir. Kaynak vardır. Mesele, kaynağın kime ve nasıl aktarıldığıdır” sözleriyle ifade edildi.
Bursa için 10 maddelik sosyal ve ekonomik politika önerisi
CHP Nilüfer İlçe Başkanlığı tarafından toplantıda Bursa için öne çıkarılan başlıklar ise şöyle sıralandı:
1. Yaşanabilir ücret:
Ücretlerin gerçek yaşam maliyetleri dikkate alınarak belirlenmesi.
2. Emekliye insanca yaşam:
Emekli aylıklarının gerçek yaşam maliyetleri karşısında yeterli hale getirilmesi.
3. Sosyal konut:
Dar gelirli çalışanlar, gençler ve emekliler için sosyal konut üretiminin artırılması.
4. Ulaşım desteği:
İşçi ve emeklilerin toplu taşımaya daha düşük maliyetle erişebilmesi.
5. Ucuz ve sağlıklı gıda:
Üretici ile tüketiciyi doğrudan buluşturan kooperatif ve satış modellerinin geliştirilmesi.
6. İş güvenliği:
Bursa’daki sanayi tesislerinde iş güvenliği denetimlerinin artırılması.
7. Sendikal haklar:
Çalışanların örgütlenmesinin önündeki fiili engellerin kaldırılması.
8. Genç istihdamı:
Mesleki eğitim ile sanayi arasında daha güçlü bağlantı kurulması.
9. Kadın emeği:
Kadınların işgücüne katılımını artıracak kreş, ulaşım ve çalışma modellerinin geliştirilmesi.
10. Üreten sanayici:
Sanayicinin finansman, enerji, vergi ve rekabet sorunlarının çözülmesi; ekonomik büyümenin çalışanlara da adil biçimde yansımasının sağlanması.
“Bursa’nın ürettiği değer Bursa’da yaşayanlara dönmeli”
Basın toplantısının sonunda CHP’nin Bursa ekonomisine ilişkin temel yaklaşımı bir kez daha ortaya konuldu.
Bursa’nın yalnızca fabrikaları, organize sanayi bölgeleri, şirketleri ve ihracat rakamlarıyla değerlendirilmemesi gerektiğini belirten CHP yönetimi, kentin gerçek zenginliğinin burada yaşayan insanların yaşam kalitesiyle ölçülmesi gerektiğini savundu.
Çalışanın hakkı, emeklinin yaşam koşulları, çiftçinin üretimi, esnafın ayakta kalması, sanayicinin yatırım yapabilmesi ve gençlerin geleceğe güvenle bakabilmesinin birbirinden ayrı başlıklar olmadığı ifade edildi.
CHP Nilüfer İlçe Başkanlığı tarafından verilen mesajda, Bursa’nın üretim gücünün sosyal refaha dönüştürülmesi gerektiği vurgulandı.
Toplantının ekonomik çerçevesini oluşturan ana mesaj ise şu ifadelerle özetlendi:
“Bursa üretiyor, Bursa ihraç ediyor, Bursa büyüyor. Ancak Bursa’nın ürettiği değer Bursa’da yaşayanların refahına dönüşmelidir.”
Toplantıda ayrıca CHP Bursa İl Başkanı Turgut Özkan ve Nilüfer İlçe Başkanı Deniz Baykal’ın birlikte verdiği görüntüyle, son dönemde gündeme gelen görevden alma ve atama iddialarına karşı örgüt içindeki birlik ve dayanışma mesajı öne çıkarıldı.
CHP yönetimi, Bursa’nın ekonomik ve sosyal sorunlarının önümüzdeki dönemde parti çalışmalarının temel gündemlerinden biri olacağı mesajını verirken, “Üreten kazanacak, emek karşılığını alacak, emekli insanca yaşayacak, genç geleceğini Bursa’da kurabilecek, çiftçi ürettiğinin karşılığını alacak” yaklaşımını öne çıkardı.
