DÜNYA BARIŞ GÜNÜNDE

Esma Müjgan ÇELİKKOL

Esma Müjgan ÇELİKKOL

  • 01 Eylül 2026

Bursa Vatan Medya Gurubu köşe yazarı Esma Müjgan Çelikkol makalesinde;

BARIŞ; Toplumda adaletin, güvenin ve karşılıklı iş birliğinin sağlanarak , savaş veya düşmanlık durumunun olmaması, kavgaların bitmesi ve şiddetin, çatışmanın sona ermesi, toplumsal uyum ve sükûnet, huzur içinde yaşanmasıdır.
Henüz ne Ülkemizde ne de Dünyada Barışı sağlayabildik. Ne yazıkki gerçek bu.

Hikayeye göre; Büyük Tufan’da Nuh Peygamber, tufanın şiddeti azalınca dünyada hayatın başlayıp başlamadığını öğrenmek için beyaz bir güvercin gönderiyor. Konmak için bir ağaç dalı veya toprak parçası bulamayan güvercin gemiye geri dönüyor. Nuh Peygamber bir süre daha bekledikten sonra güvercini tekrar gönderiyor. Güvercin bu kez ağzında taze koparılmış bir zeytin dalı ile geri dönüyor. Bunu gören Nuh Peygamber, tufanın bittiğini ve suların çekildiğini anlıyor. İşte bu nedenle ağzında zeytin dalı tutan beyaz güvercin, tarih boyunca barışın ve yeniden doğmanın sembolü olarak anılıyor.

10 DİLDE BARIŞ ŞİİRİ

1 Eylül Dünya Barış Günü; aynı zamanda 1939 da İkinci Dünya Savaşı’nın başladığı gündür.
Yannis Ritsos, Yunanistan’ın İkinci Dünya Savaşı yıllarında ve iç savaş yıllarında, bir yurtsever olarak duyduğu toplumsal acıların şiirini yazdı. Ataol Behramoğlu’nun çevirisi ile Türkçeye kazandırılan ‘Barış’ şiiri, barışa duyulan özlemi en güzel anlatan şiirlerden biridir. 1 Eylül Dünya Barış Günün’de , Yannis Ritsos’un ‘Barış’ şiiri bu toprakların dilleri ile Türkçe, Kürtçe, Zazaca, Ermenice, Arapça, Çerkezce, Romanca, Gürcüce, Azerice, lazca da hep okunacaktır.

“BARIŞ
Çocuğun gördüğü düştür barış.
Ananın gördüğü düştür barış.
Ağaçlar altında sevdalıların sevda sözleridir barış.
Bir babanın alnında ter damlalarıyla eve dönmesidir barış.
Açılan bir pencereden ne zaman olursa olsun, gökyüzünün içeriye dolmasıdır barış.

Bir tas sıcak süttür barış ve uyanan bir çocuğun gözleri önünde duran kitaptır.
Barış, bir annenin gülümseyişinden başka bir şey değildir.

BARIŞ, sımsıkı kenetlenmiş elleridir insanların, sıcacık bir ekmektir o masası üstünde dünyanın…
Barış ışın demetleridir yaz tarlalarında, iyilik alfabesidir o dizlerinde şafağın.

Herkesin kardeşim demesidir birbirine, yarın yeni bir dünya kurmamızdır türkülerle ,
Kardeşler, uzatın ellerinizi.
Barış Budur işte …..
Yannis Ritsos”
**
İşçileri, emekçileri, yoksulları, ezilenleri, kadınları ve gençliği etkileyen ve savaşsız sömürüsüz bir yaşamın kurulmasında rol oynayan yazarlardan Armağan Barışgül İŞÇİ SINIFI DESTANI’nı yazmıştır .

“Ilık ve alacakaranlık bir hazan gecesi,
Gökyüzünde milyonlarca yıldız ışımakta…
Birazdan şafak atacak,
Tanyeri ağaracak,
Işıl ışıl yeni bir gün doğacak ve
Aydınlık yeryüzünü saracak…
…………..”
Armağan Barışgül

**

SAVAŞ, yalnızca iki tarafın karşılaşması değildir; insan hayatının topluca yok edilmesidir.
İnsan, yaratılmış olana neden bu kadar kolay düşman olur?
Tarihe baktığımızda büyük bir çelişki görürüz.
Barışa inanan bir halkın tarihi, savaşlarla doludur.
Öldürmeyi reddeden insanların tarihi, öldürülmelerle doludur.
**

Belki insanı insan yapan şey ;

Toprak gibi dayanmak.
Su gibi yol bulmak.
Işık gibi yeniden ortaya çıkmak.
Dağlar bazen son sığınaktır.
Ve sonra güneş gelir.
Her sabah yeniden doğar.

BARIŞ, bazen yalnızca hayatta kalabilmek için herşeye rağmen İNSAN KALMA yeteneğini korumaktır.

Çünkü insanın başına gelen kötülükler onu her zaman kötü yapmaz. Bazen tam tersine, insanın içinde daha büyük bir direnç yaratır.
**
DUA, yalnızca Tanrı’dan bir şey istemek değildir.
Dua; İnsanın, kimseye göstermeden, kendi içindeki en gerçek cümleyi söylemesidir.
Bazen insanın bütün kayıplarına rağmen hayata “evet” demesidir.

O dua aynı zamanda insanın insana karşı sorumluluğuna dair bir hatırlatmadır.
Çünkü hâlâ hayattadır. Ve hayatta olmak, bazen başlı başına bir direniştir.
Duası insanadır.

Çünkü insanı aşağılamamak, öldürmemek gerekir.
İnsanı inancı nedeniyle düşman ilan etmemek gerekir.
Bir çocuğu annesinden ayırmamak gerekir.
Bir insanı doğduğu yerden sürmemek gerekir.
Bir halkın hafızasını yok etmeye çalışmamak gerekir.
Ve belki en önemlisi:
İnsanı, insan olduğu için sevmeyi öğrenmek gerekir.

Yüzyıllar boyunca insanların başına gelenleri düşündüğümüzde,
Bir dağ,
Bir güneş.
Bir çocuk.
Ve güneşin karşısında sessizce duran bir insan.
Belki geçmişi için dua ediyor.
Belki ölüleri için.
Belki yarın için.
Sadece güneşe bakıyor.

Ve o anda insan, bütün dinlerin, bütün sınırların, bütün siyasal tartışmaların ötesinde çok eski bir gerçeği hatırlıyor:

İnsan ölmek istemez.
İnsan yaşamak ister.
İnsan hatırlanmak ister.
Ve insan, ne olursa olsun, insan olarak kalmak ister.

Çünkü bazı dualar bir dine değil, doğrudan insanın kendisine söylenmiştir.

1 Eylül Dünya Barış Günü’nde, barışın ve kardeşliğin önemini en güzel anlatan Ulu Önder Mustafa Kemal Atatürk’ün dediği gibi:
“Yurtta Sulh, Cihanda Sulh.”
Barışın hüküm sürdüğü bir dünya için, mücadelemiz ve umudumuz sonsuza dek sürecek.
Savaşlar son bulsun, barışla kalalım

Kaynak: Prof.Dr.Ümit Yazıcıoglu

ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

BİR YORUM YAZ