Hey Gidi Eski Ramazan Sofraları…

Yücel AKYÜREKLİ

Yücel AKYÜREKLİ

  • 17 Şubat 2026

Bursa Vatan Medya Grubu köşe yazarı
Yücel Yürekli

Ramazan…
Bir zamanlar sadece takvimde yer alan bir ay değil; gönüllerin aynı duada buluştuğu, milletçe aynı “âmin”de birleştiğimiz müstesna bir mevsimdi. Aynı ezanın çağrısıyla oruç açar, aynı sofrada olmasak bile aynı manevi iklimin huzurunu hissederdik.

O eski Ramazan sofralarında milli ve manevi değerler gösterişten uzak, sessiz ama derin bir şekilde yaşanırdı. Bayrağın gölgesinde, ezanın huzurunda, şükürle semaya açılan ellerdi bizi birbirimize bağlayan.

Sofralar mütevazıydı…
Bir pide, birkaç hurma, sıcak bir çorba… Ama o sofralarda konuşulanlar çok daha kıymetliydi. Vatanın değeri, ailenin önemi, birliğin anlamı… Büyükler geçmişin yokluk günlerini anlatır; sabrın, kanaatin ve dayanışmanın nasıl bir millet ruhu oluşturduğunu hatırlatırdı.

Çocuklar sadece oruç tutmayı öğrenmezdi o sofralarda. Paylaşmayı, halden anlamayı, komşunun kapısını çalıp bir tabak yemek götürmenin inceliğini öğrenirdi.

Ramazan gelince mahalle kültürü daha da güçlenirdi. Çalınan kapılar asla geri çevrilmez, ihtiyacı olan incitilmeden gözetilirdi. Kimse aç kalmasın diye edilen dualar, aslında bu milletin asırlardır taşıdığı merhamet mirasının sessiz bir ifadesiydi.

Bugün sofralar belki daha zengin, çeşitler daha fazla… Ama o eski sofralardaki ruh bambaşkaydı. Çünkü orada sadece yemek değil, birlik vardı. Sadece tatlı değil, gönülleri ısıtan bir muhabbet vardı.

Ve insanın içinden yine aynı cümle dökülüyor:

Hey gidi… paylaşmanın bereket olduğu eski Ramazan sofraları…

Hey Gidi Eski Ramazan Sofraları…
Ramazan bir zamanlar sadece bir ay değil, milletçe aynı duaya “âmin” dediğimiz bir mevsimdi. Aynı ezanla oruç açar, aynı sofrada olmasak da aynı manevi iklimi paylaşırdık. O eski Ramazan sofralarında milli ve manevi değerler sessizce, gösterişsizce yaşanırdı. Bayrağın gölgesinde, ezanın huzurunda, şükürle açılan ellerdi bizi bir arada tutan.
Sofralar mütevazıydı: Bir pide, biraz hurma, sıcak bir çorba… Ama o sofralarda vatanın, ailenin, birliğin kıymeti konuşulurdu. Büyükler geçmişin yokluk günlerini anlatır, sabrın ve dayanışmanın nasıl bir millet ruhu oluşturduğunu hatırlatırdı. Çocuklar sadece oruç tutmayı değil; paylaşmayı, halden anlamayı, komşuya tabak götürmeyi öğrenirdi.
Mahalle kültürü Ramazan’da daha da güçlenirdi. Kapısı çalınan ev boş çevrilmez, ihtiyacı olan incitilmeden gözetilirdi. Kimse aç kalmasın diye edilen dualar, aslında bu milletin asırlardır taşıdığı merhamet mirasının bir yansımasıydı.
Bugün sofralar daha zengin olabilir; ama o eski sofralardaki ruh bambaşkaydı. Çünkü orada sadece yemek değil, birlik vardı. Sadece tatlı değil, tatlı bir muhabbet vardı.
Ve insanın içinden yine aynı cümle dökülüyor:

Hey gidi, paylaşmanın bereket olduğu eski Ramazan sofraları…

Yücel Akyurekli

ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

BİR YORUM YAZ