CHP’DE 12 ŞUBAT GERİLİMİ: “HAKİKAT VE HESAP SORMA MUHTIRASI”
Erdoğan Kaçar’dan İl Disiplin Kurulu’na Sert Çıkış: “Ben Sanık Değil, Susmayan Bir Neferim”
Cumhuriyet Halk Partisi Osmangazi örgütünün tanınan isimlerinden Erdoğan Kaçar, 12 Şubat’ta İl Disiplin Kurulu’nda verdiği savunmada adeta siyasi bir manifesto ortaya koydu. Hakkındaki disiplin sürecine karşı son derece sert bir dil kullanan Kaçar, yalnızca kendisine yöneltilen iddialara cevap vermekle kalmadı; parti içi işleyişten tüzük ihlallerine, yetki tartışmalarından çifte standart iddialarına kadar uzanan geniş bir çerçevede yönetimi hedef aldı.
Kaçar’ın konuşması, klasik bir savunmanın ötesinde, “Hakikat ve Hesap Sorma Muhtırası” başlığıyla örgüt içi bir hesaplaşma çağrısına dönüştü.
“ATATÜRK’ÜN EMRİ SUSMAMAKTIR”
Savunmasına tarihsel bir referansla başlayan Erdoğan Kaçar, Mustafa Kemal Atatürk’ün 1931 yılında parti içi eleştiriye dair ortaya koyduğu ilkeye atıf yaparak, “Partide bir yanlışı gördüğünüzde dile getirin, susmayın” anlayışının CHP’nin kurucu iradesi olduğunu vurguladı.
Kaçar, “Ben burada konuştuğum için yargılanıyorsam, bu Atatürk’ün emrine sadakatimin sonucudur. Susmak ihanetse, ben ihanet etmedim” diyerek disiplin sürecinin meşruiyetini sorguladı.
Bu çıkış, parti içinde uzun süredir konuşulan “eleştiri mi, itaatsizlik mi?” tartışmasını yeniden alevlendirdi.
YETKİ TARTIŞMASI: “İRADE GASPI” İDDİASI
Kaçar’ın en sert başlıklarından biri ise hukuki yetki meselesi oldu. Osmangazi İlçe Örgütü tarafından hakkında resmi bir şikâyet bulunmadığını belirten Kaçar, il yönetiminin doğrudan sürece müdahil olmasını “yetki tecavüzü” ve “örgüt iradesinin gaspı” olarak nitelendirdi.
Parti içi hiyerarşinin ve usulde paralellik ilkesinin ihlal edildiğini savunan Kaçar, disiplin mekanizmasının bir “sopa” gibi kullanıldığını öne sürdü. Bu sözler, CHP’de uzun süredir eleştirilen merkezileşme ve blok liste tartışmalarına doğrudan gönderme olarak yorumlandı.
TÜZÜK MADDELERİ MASADA: 2,5 YILLIK TOPLANTI SESSİZLİĞİ
Kaçar, konuşmasının en dikkat çekici bölümünde parti tüzüğünün 40 ve 41. maddelerini gündeme taşıdı. İl Danışma Kurulu’nun en geç 6 ayda bir, İlçe Danışma Kurulu’nun ise 3 ayda bir toplanması gerektiğini hatırlatan Kaçar, “2,5 yıldır bu toplantılar neden yapılmıyor?” sorusunu yöneltti.
Örgüt içi iletişim kanallarının kapatıldığını, üyelerin görüşlerini ifade edebileceği resmi zeminlerin ortadan kaldırıldığını savunan Kaçar, “Kanalları tıkayanlar, sızıntıdan şikâyet edemez” diyerek sosyal medya çıkışlarının zorunluluktan doğduğunu ifade etti.
Bu iddia, parti içi demokrasi ve kurumsal işleyiş konusunda ciddi bir tartışmanın kapısını araladı.
“TATLI SU SOLCULUĞU” ELEŞTİRİSİ
Kaçar, ideolojik zemine de sert ifadelerle yüklendi. Sol siyasetin temelinde haksızlığa karşı duruş olduğunu belirten Kaçar, güç odaklarına göre pozisyon alan anlayışı “tatlı su solculuğu” olarak tanımladı.
Bu çıkış, parti içinde uzun süredir dillendirilen “ilkesel duruş mu, pragmatik siyaset mi?” ikilemini yeniden gündeme taşıdı.
ÇİFTE STANDART SUÇLAMASI: “NEDEN ONLARA DOKUNMADINIZ?”
Savunmada en dikkat çeken bölümlerden biri de çifte standart iddiası oldu. Kaçar, bazı partililerin sosyal medya paylaşımlarında parti yönetimine ve belediyelere yönelik ağır eleştirilerde bulunduğunu, ancak haklarında disiplin süreci işletilmediğini öne sürdü.
“Yandaşın eleştirisi özgürlük, benimkisi suç mu?” diyerek eşit uygulama talep eden Kaçar, disiplin sürecinin seçici işletildiğini iddia etti.
DİSİPLİN KURULUNA DOĞRUDAN SUÇLAMA
Kaçar’ın en sert bölümü ise disiplin kurulunun tarafsızlığına yönelik sözleri oldu. Kurul üyelerinden birinin parti üyelerine baskı yaptığı iddiasını gündeme taşıyan Kaçar, “Cellat kurbanını yargılayamaz” diyerek kurulun etik meşruiyetini sorguladı.
Bu ifadeler, parti içinde yeni bir kriz başlığının doğmasına neden olabilecek nitelikte.
“BLOK LİSTE” ÇIKIŞI VE FİNAL MESAJI
Konuşmasının sonunda yönetim anlayışını hedef alan Kaçar, blok liste uygulamasına gönderme yaparak, “Seçilmiş değil atanmış bir akılla hareket ediyorsunuz” dedi. Alınacak kararı önemsemediğini belirten Kaçar, mücadele vurgusuyla sözlerini tamamladı:
“Bu parti şahısların mülkü değildir. Bu kapıdan nefer olarak girdim, daha güçlü çıkarım.”
PARTİ İÇİ DEMOKRASİ SINAVI
Erdoğan Kaçar’ın çıkışı, CHP’de yalnızca bir disiplin dosyasından ibaret görünmüyor. Bu savunma, parti içi demokrasi, tüzük uygulamaları, ifade özgürlüğü ve örgüt iradesi başlıklarında daha geniş bir tartışmayı tetikleyebilir.
12 Şubat’ta verilen bu sert mesaj, Bursa siyasetinde yeni bir sürecin başlangıcı olarak değerlendiriliyor. Disiplin Kurulu’nun vereceği karar kadar, parti yönetiminin bu eleştirilere nasıl yanıt vereceği de önümüzdeki günlerde belirleyici olacak.
