HASAN MESUT EKMEN: “BU BİR TALEP DEĞİL, DEVLETİNE DUYULAN GÜVENİN İFADESİDİR”
Kamu Bankaları Promosyonlarında Beklenti Büyüyor: Emekli, İşçi ve Memur Devletinden Çözüm Bekliyor
Bursa Vatan Medya Grubu Köşe Yazarı Hasan Mesut Ekmen, kaleme aldığı dikkat çekici değerlendirmede; ekonomik koşulların ağırlaştığı bir dönemde kamu bankalarının maaş promosyonları konusundaki beklentiyi gündeme taşıdı. Ekmen, yazısında bu çağrının bir şikâyet ya da serzeniş olmadığının altını çizerek, bunun doğrudan devletine güvenen vatandaşın samimi beklentisi olduğunu vurguladı.
Ekmen’in değerlendirmesinde, Türk devlet geleneğinin temelini oluşturan devlet–millet birlikteliği ön plana çıkarıldı. Tarih boyunca zor zamanlarda milletini yalnız bırakmayan devlet anlayışının, bugün de emeklilerden işçilere, memurlardan dar gelirli kesimlere kadar toplumun tüm kesimleri için en güçlü dayanak olduğuna dikkat çekildi.
“PROMOSYON ARTIK LÜKS DEĞİL, GEÇİM DESTEĞİDİR”
Son yıllarda hayat pahalılığı, artan enflasyon ve temel ihtiyaçlardaki fiyat yükselişleriyle birlikte maaşların alım gücünün ciddi şekilde düştüğünü ifade eden Ekmen, maaş promosyonlarının artık tali bir konu olmaktan çıktığını belirtti.
Özel bankaların promosyon rakamlarını ciddi oranlarda yükselttiğine işaret eden Ekmen, kamu bankalarının mevcut rakamlarla geride kalmasının vatandaş nezdinde doğal bir beklenti oluşturduğunu şu ifadelerle aktardı:
“Kamu bankalarımızın bugüne kadar sunduğu imkânlar elbette kıymetlidir. Ancak gelinen noktada rakamların günümüz ekonomik şartlarına göre yeniden değerlendirilmesi, milletimizin ortak kanaatidir.”
Ekmen’e göre promosyon tutarlarının güncellenmesi ve sözleşme sürelerinin daha makul seviyelere çekilmesi, özellikle emekliler için yalnızca maddi değil, psikolojik ve moral açıdan da büyük bir destek anlamı taşıyor.
“DEVLETİMİZ VAR, BİZİ GÖRÜR VE DUYAR”
Yazısında emeklilerin, işçilerin ve devlet memurlarının ortak düşüncesini aktaran Hasan Mesut Ekmen, toplumun bu beklentiyi başka bir merciden değil, doğrudan kendi devletinden beklediğini vurguladı. Bu yaklaşımın, devlete duyulan güvenin en açık göstergesi olduğunu belirtti.
Ekmen, kamu bankalarına yönelik olası bir düzenlemenin yalnızca ekonomik rahatlama sağlamayacağını, aynı zamanda devlet–millet bağını daha da güçlendireceğini ifade etti. Yazısında şu değerlendirmeye yer verdi:
“Bu çağrı bir talep değil; bir güven ifadesidir. Millet konuşur, devlet dinler ve gereğini yapar.”
LİYAKAT, HALKIN KAPISINI ÇALABİLME CESARETİDİR
Hasan Mesut Ekmen’den İl ve İlçe Teşkilatlarına Net Mesaj
Hasan Mesut Ekmen’in kaleme aldığı bir diğer değerlendirme ise siyasetin sahadaki karşılığına ve liyakat kavramına odaklandı. Ekmen, siyasetin yalnızca kürsülerde yapılan konuşmalarla değil, gidilmeyen yerlere gidilerek ve çalınmayan kapılar çalınarak anlam kazandığını ifade etti.
Özellikle il ve ilçe teşkilatlarının siyaset açısından hayati bir role sahip olduğuna dikkat çeken Ekmen, siyasetin merkezden değil; mahallelerden, köy yollarından ve yoksulun evinden başladığını vurguladı.
“HALK, TEPEDEN BAKANI DEĞİL, YANINA OTURANI UNUTMAZ”
Ekmen, yetimin başını okşamanın, yoksulun sofrasına misafir olmanın ve derdi olanı sabırla dinlemenin; siyasetçinin makamını değil, vicdanını gösterdiğini ifade etti. Halkla kurulan bağın gösterişle değil, samimiyetle mümkün olabileceğini belirtti.
Bu anlayışın temelinde liyakat olduğunu vurgulayan Ekmen, liyakatli siyasetçinin görevi bir unvan değil, emanet olarak gördüğünü şu sözlerle dile getirdi:
“Liyakatli bir siyasetçi, halkın derdini dinlemeyi yük değil, asli görev kabul eder.”
LİYAKATLİ SİYASETİN TEMEL ÖLÇÜTLERİ
Ekmen, il ve ilçe teşkilatlarında liyakatin ne anlama geldiğini maddeler hâlinde sıraladı:
-
Sahaya çıkabilme cesareti,
-
Eleştiriye kulak verebilme olgunluğu,
-
Herkese eşit mesafede durabilme adaleti,
-
Makamdan değil, milletten güç alma bilinci.
Liyakatli siyasetin yalnızca seçim dönemlerine sıkışmadığını vurgulayan Ekmen, gerçek siyasetin kimsenin görmediği anlarda yapıldığını, halkla bağın ancak bu şekilde güçlendiğini ifade etti.
“GİTMEDİĞİN YERE GİT, DİNLEMEDİĞİNİ DİNLE”
Yazısını güçlü bir çağrıyla tamamlayan Hasan Mesut Ekmen, il ve ilçe siyasetinin temel sorumluluğunu şu sözlerle özetledi:
“Gitmediği yere gitmek,
Dinlemediğini dinlemek,
Görmediğini görmek…
Çünkü siyaset, halkın kapısını çaldığı ölçüde anlamlıdır.
Liyakat ise o kapının anahtarıdır.”
