Kazandıran Sendika
Onurun, Emeğin ve Mücadelenin Adı Türk Diyanet Vakıf-Sen
Türk Diyanet Vakıf-Sen Genel Sekreteri Hilmi Şanlı, sendikacılığın özünden koparılarak hediyeler ve promosyonlar üzerinden yürütülen bir “üye avcılığı” faaliyetine dönüştürülmesine sert tepki gösterdi. Şanlı, sendikacılığın koltuk, hediye ve eşantiyon işi olmadığını vurgulayarak, “Sendikacılık; emekçinin alın terine sahip çıkma, haksızlığın karşısında dimdik durma ve gerektiğinde bedel ödemeyi göze alma işidir” dedi.
Son yıllarda özellikle yetki dönemleri yaklaşırken ortaya çıkan tabloyu “utanç verici” olarak nitelendiren Şanlı, bazı yapıların sendikal mücadeleyi bilinçli biçimde itibarsızlaştırdığını ifade etti. Tabletler, kahve makineleri, umre çekilişleri ve çeşitli promosyonlarla çalışanların iradesinin ipotek altına alınmaya çalışıldığını belirten Şanlı, “Bu anlayış sendikacılık değildir; bu açıkça irade gaspıdır” sözleriyle eleştirilerini sertleştirdi.
“Bu, Emeğe Saygı Değil; Emeği Küçümsemektir”
Mayıs ayı yaklaştıkça bu tür uygulamaların arttığına dikkat çeken Hilmi Şanlı, çalışanların geleceklerinin hediyeler karşılığında pazarlık konusu hâline getirildiğini dile getirdi. “Bekârların geleceği, evlilerin çocuklarının çeyizi bu dağıtım tezgâhlarına mahkûm edilmek isteniyor. Bu, emeğe saygı değil; emeği küçümsemektir” diyen Şanlı, sendikal mücadelenin pazarlama faaliyetine indirgenmesini kabul etmediklerini vurguladı.
Kazanım Hediyeyle Değil, Mücadeleyle Olur
Hilmi Şanlı, Türk Diyanet Vakıf-Sen’in dayandığı sendikal anlayışın köklü bir mücadele geleneğine sahip olduğunu belirterek, 2001–2009 yılları arasında yetkili sendika olan Türkiye Kamu-Sen döneminde elde edilen kazanımları hatırlattı.
2007 yılında banka promosyonlarının doğrudan hak sahiplerine verilmesinin sağlandığını anımsatan Şanlı, “Bugün üç yılda 60–70 bin TL’ye ulaşan bu kazanım, bir defalık bir hediye değil; yıllara yayılan, emekçinin cebinde kalan kalıcı bir haktır” dedi.
Yine 2005 yılında toplu görüşme masasında sendika ödeneğinin kabul ettirildiğini belirten Şanlı, bu ödemenin bugün itibarıyla 981,22 TL olarak maaşlara yansıdığını ifade etti. Üyelik kesintisi sonrası dahi çalışanlara yıllık 7.452 TL net fayda sağlayan bu kazanımın hâlâ yürürlükte olduğunu vurgulayan Şanlı, “Bu haklar rüşvetle değil, mücadeleyle kazanılmıştır” diye konuştu.
“Biz Rüzgâra Göre Yön Değiştirmeyiz”
Denge tazminatı, seyyanen zamlar, millî ve dinî bayramlarda mesai ücretleri, yaz Kur’an kursları ek ders ücretleri gibi pek çok hakkın da aynı mücadele anlayışının ürünü olduğunu belirten Hilmi Şanlı, Türk Diyanet Vakıf-Sen’in ilkesel duruşunun altını çizdi:
“Biz rüzgâra göre yön değiştirmeyiz. Günü kurtaran vaatler değil, geleceği güvence altına alan haklar üretiriz. Sahada ter döker, masada sözü geçen oluruz. Zor zamanda kaybolanlardan değil, en zor anlarda omuz verenlerdeniz.”
“Karar Memurun Vicdanındadır”
Açıklamasının sonunda memurlara seslenen Şanlı, tercihin yalnızca bir sendika seçimi değil, aynı zamanda bir duruş meselesi olduğunu vurguladı. “Ya sadece Mayıs aylarını hatırlayan, eşantiyon bittiğinde ortadan kaybolan sözde sendikalar… Ya da ömür boyu yanında duran, hakkın gasp edilmesine sessiz kalmayan Türk Diyanet Vakıf-Sen” ifadelerini kullandı.
“Unutulmasın ki hediyeler tükenir, tabletler eskir, kahve makineleri bozulur. Ama kazanılmış haklar kalır, onur kalır, mücadele kalır” diyen Hilmi Şanlı, sözlerini şu ifadelerle tamamladı:
“Biz hediyeyle değil, hakla konuşuruz. Biz susarak değil, mücadele ederek var oluruz. Sendikacılık bir çıkar işi değil, bir onur işidir. Ve bu onurun adı Türk Diyanet Vakıf-Sen’dir.”
