Elektrikli Araçlar: Kurtarıcı mı, Yeni Bir Yanılsama mı?

  • 16 Ocak 2026
Elektrikli Araçlar: Kurtarıcı mı, Yeni Bir Yanılsama mı?

Bursa Vatan Medya Gurubu köşe yazarı Sevgi Yıldız’ın kaleminden;

Elektrikli araçlar, son yılların en parlak yıldızı. Sessizce ilerleyen otomobiller, egzozdan çıkmayan dumanlar, “sıfır emisyon” vaatleri… Hepsi kulağa oldukça hoş geliyor. Peki gerçekten öyle mi? Elektrikli araçlar çevre için mutlak bir iyilik mi, yoksa sorunları sadece başka bir yere mi taşıyoruz?

Bu sorunun cevabı, ne teknoloji hayranlarının anlattığı kadar pembe ne de karşıtlarının iddia ettiği kadar karanlık.

Önce faydalarla başlayalım. Elektrikli araçların şehir içi hava kalitesine katkısı inkâr edilemez. Dizel ve benzinli araçların egzozlarından çıkan azot oksitler, partikül maddeler ve karbon monoksit, özellikle büyük şehirlerde ciddi bir halk sağlığı sorunu yaratıyor. Elektrikli araçlar bu kirleticileri doğrudan üretmediği için, soluduğumuz hava daha temiz oluyor. Gürültü kirliliğinin azalması da cabası. Sessiz çalışan motorlar, özellikle yoğun trafikte yaşayanlar için ciddi bir konfor artışı sağlıyor.

Bir diğer önemli avantaj, enerji verimliliği. İçten yanmalı motorlar, yakıtın büyük kısmını ısı olarak kaybederken; elektrikli motorlar enerjinin çok daha büyük bir bölümünü harekete dönüştürüyor. Bu da kilometre başına daha az enerji tüketimi anlamına geliyor. Üstelik bakım maliyetleri de genellikle daha düşük: Yağ değişimi yok, daha az hareketli parça var, arıza ihtimali azalıyor.

Ancak madalyonun bir de diğer yüzü var.

Elektrikli araçların çevre dostu olduğu iddiası, çoğu zaman aracın kullanım süresiyle sınırlı bir bakış açısına dayanıyor. Oysa asıl mesele, aracın üretiminde ve enerjinin kaynağında yatıyor. Özellikle bataryalar… Lityum, kobalt ve nikel gibi madenlerin çıkarılması hem çevreye zarar veriyor hem de ciddi etik sorunları beraberinde getiriyor. Bazı ülkelerde bu madenler çocuk işçiliğiyle, doğa tahribatıyla ve yerel halkın yaşam alanlarının yok edilmesiyle elde ediliyor.

Bir de elektrik meselesi var. Eğer bir elektrikli araç, kömürle çalışan bir santralden üretilen elektrikle şarj ediliyorsa, gerçekten “temiz” sayılabilir mi? Bu durumda egzozdan çıkan duman, sadece şehir merkezinden uzak bir yere taşınmış oluyor. Karbon salımı azalıyor olabilir, ama sıfırlanmıyor. Elektrikli araçların çevresel faydası, doğrudan bir ülkenin enerji üretim altyapısıyla bağlantılı.

Batarya ömrü ve geri dönüşüm de hâlâ çözülmesi gereken konular arasında. Kullanım ömrünü tamamlayan bataryaların nasıl ve ne ölçüde geri dönüştürülebildiği, önümüzdeki yıllarda daha da kritik hale gelecek. Aksi halde bugünün “yeşil çözümü”, yarının tehlikeli atığına dönüşebilir.

Peki sonuç ne?

Elektrikli araçlar ne mucizevi bir kurtarıcı ne de bütünüyle zararlı bir aldatmaca. Doğru politikalarla, yenilenebilir enerji yatırımlarıyla ve sürdürülebilir üretim zincirleriyle desteklendiğinde, ulaşımın karbon ayak izini ciddi biçimde azaltma potansiyeline sahipler. Ancak bu dönüşümü sadece “araç değiştirmek” olarak görürsek, büyük resmi kaçırırız.

Asıl soru şu olmalı: Daha fazla elektrikli araç mı istiyoruz, yoksa daha az araç mı? Toplu taşıma, bisiklet yolları, yaya dostu şehirler… Elektrikli otomobiller, bu bütünün sadece bir parçası olabilir.

Kısacası elektrikli araçlar bir son değil, bir araç. Onları nasıl ürettiğimiz, neyle şarj ettiğimiz ve ulaşımı nasıl kurguladığımız, faydayla zararın arasındaki ince çizgiyi belirleyecek. Gerisi, sessiz bir otomobilin arkasına gizlenmiş yüksek bir beklentiden ibaret.

ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

BİR YORUM YAZ