Lata Faciası: 14 Aralık 1992’de 85 Kişinin Hayatını Kaybettiği Helikopter Saldırısı ve Uluslararası Sessizlik
Uluslararası Sessizlik: Lata Neden Dünyanın Gündemine Hiç Giremedi?
Gökyüzünün en savunmasız olduğu bir anda vurulmuş bir helikopterin dumanı, yalnızca Abhazya’nın dağlarına değil, dünyanın vicdanına da çökmeliydi. Fakat o duman, geniş dünyanın ufkuna hiç ulaşamadı. Lata, bir halkın içindeki en kırılgan anın adı olarak kaldı; fakat uluslararası kamuoyunun hafızasında hiçbir zaman bir dosya numarasına bile dönüşemedi.
Bu sessizliğin nedenleri, tıpkı Lata’nın dağlarına sinmiş sis gibi; katman katman, ağır ve çözülmesi zor bir yapı oluşturuyor. Oysa tüm dünya halkları için olması gereken unutmak değil; yaşananı insanlık hafızasına nakşetmek değil midir Aynı insanlık suçları yeniden yaşanmasın diye?
Tanınmayan Bir Toprağın Tanınmayan Acısı önemli değil mi dünya için? Devletlerin haritalarla ölçülen bir meşruiyet bilimi mi var? Ya da başka bir deyişle bu bilim, insani acıları değil, sınırları mı konuşuyor? Eğer bu böyleyse ne yazık ki Abhazya’nın “tanınmamış” statüsü, Lata’nın yasını da görünmez kıldı.
Uluslararası sistemde adı olmayan bir yerin acısı da kayda geçmez; çünkü hukuk, diplomasi ve medya çoğu zaman yalnızca “tanınmış” olanın hikâyesini duyabilir ve yazabilir. Lata köyünde düşen helikopter de böylece, dünya düzeninin kör noktalarından birine düştü: hafıza haritalarının dışına itildi.
Jeopolitik Durgunluğun Gölgesinde Kalan İnsan Hikâyeleri tıpkı Lata Trajedisinde olduğu gibi tüm dünya tarafından görmezden gelindi, yok sayıldı. Sanki hiç yaşanmamış gibi kimse dillendirmedi yaşananları. Unutulup gitmesi istendi. Hafızalardan silinmesi, tarihte hiç yaşanmamış sayılması…
Oysa 1992 1993 yıllarında Gürcistan ile Abhazya arasında yaşanan savaşta birçok savaş suçları işlendi. Bunlardan biri de Tquarçal Bölgesinden havalanan ve kuşatma bölgesinden çıkarılmak üzere üçü mürettebat olmak üzere seksen beş sivili taşıyan helikopterin Lata Köyü üzerinde Gürcistan kuvvetleri tarafından füzeyle vurularak düşürülmesiydi. Üstelik tüm koşulları Gürcistan Hükümeti’ne ve Gürcistan Kuvvetlerine bildirilmiş, mutabakat sağlanmıştı. Tarih 14 Aralık Pazartesi gününü gösteriyordu. Bile bile seksen beş sivile mezar oldu Rus helikopteri. Seksen beş sivil yanarak can verdi. Hepsi de tanınmaz hâldeydi. Üstelik helikopterdekilerin hepsi masum sivillerdi.
Kafkasya, büyük güçlerin satranç tahtasıdır; taşların gölgesi, insanların gölgesinden hep daha büyük oldu bu bölgede. Oysa buradaki halklar çok bir şey istememişlerdi. Tüm dünyadaki insanlar ne istedilerse Kafkasya’dakiler de aynı şeyi istediler; özgürlük… Tıpkı Abhazya’da olduğu gibi. Ama ne yazık ki Rusya’nın etkisi, Gürcistan’ın konumu, Batı’nın çıkarları… Bu denklemin içinde Lata yalnızca küçük, silik bir nokta gibi kaldı. Devletler enerji hatlarını, askeri dengeleri, bölgesel pozisyonları konuşurken; içinde çocuklar olan bir helikopterin yere düşüşü diplomatların masasında konuşulmadı bile.
Böylece Lata, uluslararası siyasetin gürültülü koridorlarında sesini duyuramadan kayboldu; elitlerin gölgesinin altında kaldı.
Medyanın Işığı Nerede Durursa Dünya Orayı Görür. Dünya basınının bir ritmi vardır; o ritim çoğu zaman metropollerin, güç merkezlerinin attığı adımlarla belirlenir.
Kafkasya, medyanın gözünde uzak, karmaşık ve “okuyucusu az” bir coğrafyaydı. Balkanların patlayan bombaları, Orta Doğu’nun yanan şehirleri, Afrika’nın derin krizleri arasında Lata’nın dumanı uluslararası manşetlere ulaşamayacak kadar hafif görüldü.
Oysa bir çocuğun düşen oyuncak ayısının ağırlığı bile bir halkın hafızasını sarsmaya yeter.
Fakat medya, acının ağırlığıyla değil, acının pazarlanabilirliğiyle ilgilenir; Lata da bu acı ekonomisinin dışında kaldı.
Belge Olmayan Acı, Dünyada Çoğu Zaman Gerçek Sayılmaz Bir trajedinin dünyaya ulaşması için yalnızca yaşanmış olması yetmez; belgelenmiş olması gerekir.
Lata’da kamera yoktu.
Raportör yoktu.
Uluslararası kuruluşların ulaşabileceği açık yollar yoktu.
Tanıkların sesi yıllar içinde dağıldı; arşivler Gürcistan tarafından yakıldı. Belgeler hiç ortaya çıkmasın diye türlü zulüm yapıldı.
Bu nedenle Lata, hakikatin en sahici biçimi olan “sözlü hafıza”da yaşadı, fakat uluslararası kurumların talep ettiği “kanıt estetiğine” bir türlü sığmadı.
Böylece acı gerçek, belge eksikliği yüzünden dünya tarafından yarım bir hikâye olarak görüldü.
Anlatı Rekabetinin İçinde Kaybolan Bir Çığlık Savaş dönemlerinde hakikat çoğu zaman tarafların çarpışan anlatıları arasında sıkışır.
Gürcistan Hükümeti’nin akıl almaz suçlamaları, Abhazya’nın sesini duyuramaması, tüm dünyanın AbhazYa’ya kulak tıkaması gibi nedenlerden dolayı Uluslararası kuruluşlar, bir tarafı açıkça suçlar görünmekten çekindi; böylece olayın etik ağırlığı politik tereddütlere kurban edildi.
Sonuçta Lata, “temkinli raporların dipnotunda” sıkışıp kaldı.
Küresel Hafızanın Bedeninde Yer Açmak Zordur. Dünya hafızasının da bir sınırı var; bazı acılar derin yaralara dönüşürken, bazıları küresel belleğin kıyısına mahkûm olur.
Bu seçim çoğu zaman insani değil, siyasidir.
Kimi trajediler sembolleşir, anıtlaşır, yıllık anma günleriyle güçlenir…
Kimi trajediler ise bir halkın kendi iç çığlığı olarak kapanır.
Lata, işte bu ikinci kaderin içine düştü:
Dünya için bir “olay”, Abhaz halkı için ise kapanmayan bir yaraya dönüştü.  Sonuç: Sessizlik de Bir Politikadır. Lata’nın uluslararası kamuoyunda yankı bulamaması, yalnızca bir unutkanlık değil; uluslararası düzenin hangi acıları duyup hangilerini duymayacağına dair bilinçli ve yapısal bir seçimin sonucudur.
Bu nedenle Lata’yı yazmak, bir trajediyi anlatmaktan öte; sessizliği sorgulamak, hafızayı yeniden kurmak ve dünya haritalarının dışına itilen bir acının insanlık vicdanındaki yerini ısrarla hatırlatmaktır.
Çünkü bazen en büyük suç, yaşananı görmemek değil; görmezden gelmektir.
KUTARBA Pınar KORKMAZ
Olayın Özeti…
ABHAZYA – LATA | Gürcistan-Abhazya Savaşı’nın en trajik olaylarından biri olarak hafızalarda yer alan Lata Faciası’nın üzerinden yıllar geçmesine rağmen, 14 Aralık 1992’de yaşanan olay tartışılmaya devam ediyor. Kuşatma altındaki Tkvarçel’den Gudauta’ya tahliye edilen sivilleri taşıyan Rus yapımı Mi-8 helikopterinin Lata köyü üzerinde füzeyle vurulması sonucu 85 kişinin hayatını kaybettiği bildiriliyor. Ölenler arasında 35 çocuğun ve hamile kadınların da bulunduğu belirtiliyor. Olayın sorumluluğu konusunda Gürcistan tarafı suçlamaları reddederken, Abhaz ve Rus kaynakları saldırının Gürcü kuvvetleri tarafından gerçekleştirildiğini savunuyor.
Kafkasya’nın hafızasına kazınan trajedi
14 Aralık 1992 tarihi, Abhazya’da yıllardır Lata Faciası olarak anılıyor.
Gürcistan ile Abhazya arasında 1992-1993 yıllarında yaşanan savaşın en ağır sivil kayıplarından biri olarak kabul edilen olayda, kuşatma altındaki Tkvarçel’den Gudauta’ya tahliye edilen sivilleri taşıyan bir Mi-8 helikopteri Lata köyü yakınlarında vurularak düştü.
Abhaz kaynaklarında helikopterde bulunan 85 kişinin tamamının hayatını kaybettiği, bunlardan 35’inin çocuk olduğu aktarılıyor. Bazı kaynaklarda ise uçaktaki kişi sayısı 85 ile 87 arasında veriliyor. Dönemin haberlerinde de helikopterin sivilleri taşıdığı ve kazadan kurtulan olmadığı bildirildi.
Olay, yalnızca bir hava aracının düşürülmesi olarak değil, savaşın ortasında kalan sivillerin yaşadığı büyük bir insanlık dramı olarak hafızalara kazındı.
Helikopter Tkvarçel’den Gudauta’ya gidiyordu
Lata Faciası’nın arka planında, savaş sırasında kuşatma altında bulunan Tkvarçel kentindeki sivillerin tahliyesi bulunuyordu.
Abhaz kaynaklarına göre helikopter, kuşatma altındaki Tkvarçel’den sivilleri alarak Gudauta’ya götürmek üzere havalanmıştı. Yolcular arasında kadınların ve çocukların bulunduğu, tahliye uçuşunun insani amaç taşıdığı belirtiliyor.
Dönemin Rusya kaynaklı haberlerinde de Mi-8 helikopterinin Tkvarçel’den Gudauta yönünde uçtuğu ve içerisinde çok sayıda kadın ve çocuğun bulunduğu bildirildi. 16 Aralık 1992 tarihli Kommersant haberinde, helikopterdeki mültecilerin tamamının ve üç kişilik mürettebatın hayatını kaybettiği aktarılmıştı.
Lata üzerinde füze saldırısı
Helikopterin uçuşu sırasında Lata köyü ve çevresinde trajik olay meydana geldi.
Abhaz kaynakları, helikopterin Kodori Vadisi üzerinde uçtuğu sırada yerden havaya atılan bir füzeyle vurulduğunu ve ardından dağlık araziye düştüğünü aktarıyor. Olayın, helikopterin kalkışından yaklaşık 20 dakika sonra meydana geldiği yönünde kayıtlar bulunuyor.
Dönemin Rus basınında yayımlanan haberlerde de helikopterin 14 Aralık akşamı Lata yakınlarında düşürüldüğü ve füzenin Gürcü kuvvetlerinin kontrolündeki bir bölgeden ateşlendiği yönündeki bilgiler yer aldı.
Ancak olayın sorumluluğu konusunda taraflar arasında ciddi görüş ayrılıkları bulunuyor. Gürcistan tarafı saldırının sorumluluğunu reddederken, Abhaz ve Rus kaynakları saldırının Gürcü güçleri tarafından gerçekleştirildiğini savunuyor. Çağdaş tarih çalışmalarında da olayın sorumluluğuna ilişkin bu karşıt anlatıların devam ettiği görülüyor.
85 kişinin hayatı bir anda sona erdi
Lata Faciası’nın en ağır boyutunu, hayatını kaybeden sivillerin sayısı oluşturuyor.
Abhaz kaynakları 85 kişinin yaşamını yitirdiğini ve ölenler arasında 35 çocuğun bulunduğunu belirtiyor. Bazı kaynaklarda uçaktaki toplam kişi sayısı 87 olarak verilirken, kurban sayısına ilişkin kaynaklar arasında farklılıklar bulunuyor.
Abhazya’daki anma kayıtlarında ayrıca sekiz hamile kadının da faciada hayatını kaybettiği belirtiliyor.
Bu nedenle Lata, Abhaz toplumunun kolektif hafızasında özellikle çocukların hayatını kaybettiği trajedilerden biri olarak özel bir yere sahip.
Hayatını kaybedenlerin cenazeleri daha sonra Gudauta’da toplu mezara defnedildi. Her yıl 14 Aralık’ta burada ve Abhazya’nın farklı bölgelerinde anma törenleri gerçekleştiriliyor.
Savaşın ortasında kalan kadınlar ve çocuklar
Lata Faciası’nı diğer askeri çatışmalardan ayıran en önemli unsurlardan biri, helikopterde çok sayıda sivilin bulunmasıydı.
Kuşatma altındaki bir bölgeden tahliye edilmeye çalışılan insanların arasında çocukların, kadınların ve ailelerin bulunduğu çeşitli kaynaklarda aktarılıyor.
Bu durum, olayın yıllar boyunca yalnızca askeri bir saldırı olarak değil, sivillerin savaş koşullarında korunmasına ilişkin tartışmaların da bir parçası olarak değerlendirilmesine neden oldu.
Lata Faciası, savaş sırasında sivillerin güvenliğinin ne kadar kırılgan olduğunu gösteren örneklerden biri olarak Abhazya’nın hafızasında yer etti.
Olayın sorumluluğu konusunda tartışmalar sürüyor
Lata olayına ilişkin en önemli tartışmalardan biri, helikopteri kimin vurduğu sorusu oldu.
Abhaz ve Rus anlatılarında saldırının Gürcü kuvvetleri tarafından gerçekleştirildiği savunuluyor. Buna karşılık Gürcistan tarafı bu suçlamayı reddetti ve olayın Rusya tarafından siyasi amaçlarla kullanıldığını ileri sürdü. JAM News tarafından hazırlanan Gürcistan-Abhazya Savaşı kronolojisinde de iki tarafın olay hakkındaki karşıt anlatıları açıkça aktarılıyor.
Bu nedenle olayın haberleştirilmesinde, saldırının sorumluluğu konusunda “Abhaz ve Rus kaynaklarına göre” veya “Gürcü kuvvetleri tarafından gerçekleştirildiği iddiası” gibi ifadelerin kullanılması tarihsel açıdan daha doğru bir çerçeve oluşturuyor.
Kafkasya’da büyük güçlerin gölgesinde kalan trajediler
Lata Faciası, Gürcistan-Abhazya savaşının yaşandığı daha geniş jeopolitik ortamdan bağımsız değerlendirilemiyor.
Kafkasya, Sovyetler Birliği’nin dağılmasının ardından etnik, siyasi ve jeopolitik çatışmaların yoğunlaştığı bölgelerden biri haline geldi. Abhazya’daki savaş da yalnızca yerel aktörlerin karşı karşıya geldiği bir çatışma olarak kalmadı; Rusya, Gürcistan ve bölgedeki diğer güçlerin çıkarlarının kesiştiği karmaşık bir siyasi zemine dönüştü.
Bu ortamda sivillerin yaşadığı trajediler, çoğu zaman askeri ve siyasi gelişmelerin gölgesinde kaldı.
Lata da bu trajedilerden biri oldu.
“Dünyanın duymadığı çığlık”
Lata Faciası’nın üzerinden yıllar geçmesine rağmen olayın uluslararası kamuoyunda diğer büyük savaş trajedileri kadar güçlü bir sembole dönüşmemesi, hafıza ve medya açısından da tartışılıyor.
Savaş bölgelerinde yaşanan her trajedinin aynı ölçüde uluslararası gündeme taşınmadığı bilinirken, Kafkasya’daki çatışmaların da uzun süre dünya kamuoyunun dikkatinden uzak kaldığı değerlendiriliyor.
Lata Faciası, bu açıdan yalnızca 85 kişinin hayatını kaybettiği bir olay değil; aynı zamanda küçük bir coğrafyada yaşanan büyük bir acının uluslararası hafızada ne ölçüde yer bulabildiği sorusunu da gündeme getiriyor.
Medyanın ilgisi ve unutulan savaşlar
1990’lı yılların başında Sovyetler Birliği’nin dağılmasıyla birlikte Kafkasya’da çok sayıda siyasi ve askeri kriz yaşanırken, dünya medyasının bölgeye ilgisi dönemsel olarak değişti.
Lata Faciası da bu ortamda uluslararası haber gündeminde kısa süreli yer bulan, ancak yıllar içerisinde küresel hafızada sınırlı biçimde hatırlanan olaylardan biri oldu.
Oysa olayın merkezinde, savaşın tarafı olmayan veya çatışmanın doğrudan parçası olarak görülmeyen siviller bulunuyordu.
Bu nedenle Lata, savaşların yalnızca cephelerdeki askerlerden ibaret olmadığını; kadınların, çocukların ve yaşlıların da çatışmaların en ağır bedelini ödeyebildiğini gösteren acı bir örnek olarak değerlendiriliyor.
“Tanınmayan toprakların acısı da görünmez mi?”
Abhazya’nın uluslararası statüsü de Lata’nın dünya kamuoyundaki görünürlüğü tartışılırken önemli bir başlık olarak öne çıkıyor.
Abhazya, uluslararası alanda sınırlı sayıda ülke tarafından bağımsız devlet olarak tanınıyor ve statüsü Gürcistan ile ciddi bir siyasi anlaşmazlık konusu olmaya devam ediyor.
Bu siyasi ve diplomatik tartışmaların, bölgedeki tarihi olayların uluslararası alanda ele alınış biçimini de etkilediği savunuluyor.
Lata Faciası üzerinden sorulan temel soru ise şu:
Bir coğrafyanın uluslararası statüsü tartışmalı olduğunda, o coğrafyada yaşayan insanların yaşadığı acıların dünyaya ulaşması da zorlaşıyor mu?
Bu soru, Lata’nın yıllar sonra hâlâ neden ağırlıklı olarak bölgesel hafızada anıldığını anlamak açısından önem taşıyor.
Hafıza mücadelesi devam ediyor
Abhazya’da Lata Faciası her yıl 14 Aralık’ta düzenlenen törenlerle anılıyor.
Anma etkinliklerinde hayatını kaybedenlerin isimleri hatırlanıyor, anıtlara çiçekler bırakılıyor ve kurbanların anısına törenler düzenleniyor. Abhazya’daki kaynaklarda olayın yıl dönümünde 85 kişinin anısına sembolik etkinlikler gerçekleştirildiği aktarılıyor.
Kurbanların isimlerinin kayıt altına alınması da bu hafıza çalışmasının önemli bir bölümünü oluşturuyor. Abhazya kaynaklarında faciada yaşamını yitirenlerin isimlerinin yer aldığı listeler yayımlanmış durumda.
Bu çalışmalar, olayın yalnızca bir tarihsel istatistik olarak kalmaması ve hayatını kaybeden insanların bireysel hikâyelerinin hatırlanması açısından önem taşıyor.
Lata’nın çocukları unutulmuyor
Lata Faciası denildiğinde en fazla öne çıkan ayrıntılardan biri, 35 çocuğun hayatını kaybettiğine ilişkin kayıtlar.
Çocukların isimlerinin yıllar sonra anma listelerinde yer alması, savaşın gerçek yüzünü de ortaya koyuyor.
Çatışmaların siyasi hedefleri, askeri planları ve diplomatik sonuçları tarih kitaplarında yer alırken, çocukların yarım kalan hayatları çoğu zaman yalnızca ailelerinin ve toplumlarının hafızasında kalabiliyor.
Lata’nın en acı taraflarından biri de bu.
Bir savaşın bilançosunda yalnızca rakamlara dönüşen insanların her birinin ayrı bir hayatı, ailesi, hayalleri ve geleceği vardı.
Lata, Abhazya’nın kapanmayan yaralarından biri
14 Aralık 1992’de yaşanan facia, Abhazya’da bugün de savaşın en acı hatıralarından biri olarak anılıyor.
Helikopterin düşürülmesi sonucunda 85 kişinin yaşamını yitirdiğine ilişkin Abhaz kaynaklarının kayıtları, olayın üzerinden geçen yıllara rağmen hafızada tutuluyor. Olayın sorumluluğu konusunda tarafların farklı açıklamaları bulunsa da sivillerin hayatını kaybettiği gerçeği, Lata’nın tarihsel önemini koruyor.
Lata’nın hikâyesi aynı zamanda savaşların ardından hafızanın nasıl şekillendiğine dair önemli bir örnek oluşturuyor.
Bir tarafta anıtlar, anma törenleri ve isim listeleriyle yaşatılmaya çalışılan bir toplumsal hafıza bulunurken, diğer tarafta uluslararası kamuoyunda sınırlı biçimde hatırlanan bir trajedi var.
Sonuç: Lata’nın hikâyesi neden hâlâ anlatılmalı?
Lata Faciası’nın üzerinden onlarca yıl geçmiş olması, olayın unutulması gerektiği anlamına gelmiyor.
Aksine savaşların, sivillerin hayatları üzerindeki yıkıcı sonuçlarının anlaşılması için geçmişte yaşanan trajedilerin hatırlanması gerekiyor.
14 Aralık 1992’de Tkvarçel’den Gudauta’ya ulaşmaya çalışan Mi-8 helikopterinin düşürülmesi sonucunda hayatını kaybeden onlarca insan, Gürcistan-Abhazya savaşının en acı sayfalarından birini oluşturdu.
Bugün Lata’nın hikâyesini yeniden gündeme taşımak, yalnızca geçmişte yaşanan bir olayı hatırlamak değil; savaşlarda sivillerin korunması, insan hayatının siyasi hesaplardan bağımsız değerlendirilmesi ve toplumsal hafızanın korunması gerektiğini de hatırlatmak anlamına geliyor.
Lata’da hayatını kaybedenlerin hikâyesi, Kafkasya’nın dağlarında başlayan ancak yıllar sonra hâlâ insanlığın hafızasına ulaşmaya çalışan bir çığlık olarak varlığını sürdürüyor. Tarihin hangi olayları hatırlayacağı kadar, hangi acıların unutulmasına izin verileceği de insanlığın ortak hafızasını belirliyor.
Lata’nın sorusu bugün de aynı: Savaşların ve siyasi hesapların arasında kaybolan sivillerin sesi, aradan yıllar geçse bile duyulabilecek mi?
