UMUT TACİRLİĞİ

  • 01 Temmuz 2026
UMUT TACİRLİĞİ

Bursa Vatan Medya Gurubu Köşe Yazarı: Gazeteci-Yazar Hasan Mesut Ekmen ( SADAKAT)


İnsan, hayatında birçok zorluğa göğüs gerebilir. Yokluğa dayanabilir, yoksulluğa sabredebilir, yıllarca emek verebilir. Ancak bir insanın elinden umudunun alınması, yaşayabileceği en ağır yıkımlardan biridir. Çünkü umut; insanı ayakta tutan, yarınlara bağlayan en güçlü değerdir.

Umut tacirliği nedir?

Umut tacirliği; insanların beklentilerini, hayallerini ve gelecek umutlarını kullanarak onları yönlendirmek, gerçekleşmesi mümkün olmayan vaatlerle güven ortamı oluşturmak ve insanların emeklerini, zamanlarını boşa harcamalarına neden olmaktır. Daha da acısı, sonunda ortada hiçbir somut sonuç bırakmadan insanların inancını kırmaktır.

Umut tacirliği yalnızca maddi değildir. Manevi yönü de vardır. İnsanların güvenini kazanıp onları büyük hedeflere inandırmak, yıllarca emek vermelerini sağlamak, fedakârlık yaptırmak ve ardından beklentileri cevapsız bırakmak da en az maddi kayıp kadar derin yaralar açar.

İnsanların umuduyla oynamak bu kadar kolay mıdır?
Bir insanın geleceğini karartmak, hayallerini yıkmak, yıllarını boşa geçirmek vicdanları gerçekten rahatlatır mı?

Bu soruların cevabını en doğru şekilde vicdan verir.

Verilen sözler, büyüyen beklentiler

Bir dönem yerel basının hak ettiği değere kavuşacağına dair büyük umutlar oluşturuldu. Yerel basının güçleneceği, emeğin karşılığını bulacağı, yıllardır beklenen resmî adımların atılacağı ve liyakat esaslı çalışmaların yapılacağı ifade edildi.

Bu hedefler doğrultusunda birçok insan gönüllü olarak çalıştı.
Toplantılar yapıldı.
İllerde ve ilçelerde büyük emekler verildi.
İnsanlar kendi imkânlarıyla yolculuklar yaptı, zaman harcadı, maddi ve manevi fedakârlıklarda bulundu.

Çünkü herkes aynı hayali kuruyordu:
Yerel basın hak ettiği değeri görecekti.
Yıllardır sesi duyulmayan gazeteciler artık daha güçlü olacaktı.

Beklentiden hayal kırıklığına

Ancak zaman ilerledikçe bekleyiş uzadı. Sürekli yeni gerekçeler ortaya çıktı:

“Biraz daha bekleyelim.”
“Şu eksik tamamlansın.”
“Bir sonraki aşamada olacak.”

Denilerek aylar geçti, takvimler değişti, beklentiler büyüdü. Fakat umutların yerini yavaş yavaş sessizlik almaya başladı.

İşte burada herkesin kendi vicdanına sorması gereken soru şudur:
İnsanlara verilen umutların hiçbir sorumluluğu yok mudur?

Bir insanın zamanını, emeğini, heyecanını ve geleceğe dair inancını zedelemek hafife alınabilecek bir durum mudur?

Güvenin kırılganlığı

Belki kaybedilen para yeniden kazanılır. Belki geçen zaman unutulur. Ancak kırılan güven kolay kolay tamir edilemez. Çünkü güven, bir kez sarsıldığında yeniden inşa edilmesi yıllar alır.

Toplumlar güven üzerine ayakta durur.
Sivil toplum kuruluşları güven üzerine büyür.
Meslek kuruluşları güven üzerine güçlenir.
Gazetecilik ise en başta güven mesleğidir.

Doğruluğu savunan bir mesleğin temsilcileri, önce birbirlerine karşı şeffaf ve dürüst olmak zorundadır. Verilen sözler tutulamıyorsa bunun açıkça ifade edilmesi gerekir. İnsanlar belirsizlik içinde bırakılmamalıdır. Çünkü belirsizlik de bir umudu yavaş yavaş tüketir.

Umudun bedeli

Bugün birçok insan yalnızca hayal kırıklığı yaşıyor olabilir. Ancak yarın aynı insanlar, iyi niyetle ortaya çıkan yeni projelere inanmakta zorlanacaktır.

İşte umut tacirliğinin en büyük zararı budur:
Sadece bugünü değil, geleceği de yaralar.
Sadece insanları değil, kurumlara olan güveni de zedeler.

Unutulmamalıdır ki; insanların cebinden alınan para belki yerine konabilir. Ancak kalbinden alınan umut kolay kolay geri verilemez.

Son söz

Kim olursa olsun, hangi makamda bulunursa bulunsun, hangi görevde olursa olsun; insanlara umut vermeden önce bunun sorumluluğunu taşıyabileceğini bilmeli ve verdiği sözün arkasında durmalıdır.

Çünkü umut kutsaldır.
Umut, bir annenin evladı için ettiği duadır.
Umut, gençlerin geleceğe açılan kapısıdır.
Umut, yıllarca emek veren insanların alın teridir.

Ve hiçbir makam, hiçbir unvan, hiçbir çıkar; insanların umutlarından daha değerli değildir.

Dileğimiz odur ki; bundan sonra hiçbir meslek grubu, hiçbir gönüllü ve hiçbir emek sahibi, gerçekleşmeyecek vaatlerin peşinden sürüklenmesin. Çünkü güçlü toplumlar; umutları tüketenlerle değil, umutları gerçeğe dönüştüren insanlarla yükselir.

ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

BİR YORUM YAZ