“Türkiye AB Trenini Kaçırma Riskiyle Karşı Karşıya”
“AB üyeliği yalnızca dış politika hedefi değil; demokrasi, hukuk devleti ve ekonomik refah projesidir”
ANKARA – Adalet Partisi (AP) Genel Başkan Yardımcısı ve Parti Sözcüsü Kemal Abdullahoğlu, Türkiye’nin Avrupa Birliği (AB) üyelik sürecine ilişkin dikkat çeken açıklamalarda bulundu. Uzun süredir ülke gündeminde yeterince yer bulmadığını savunduğu AB üyelik sürecinin yeniden ele alınması gerektiğini belirten Abdullahoğlu, Türkiye’nin Avrupa ile bütünleşme hedefinden her geçen gün uzaklaştığını ifade etti.
Türkiye’nin 1999 yılında Avrupa Birliği tarafından resmen aday ülke statüsüne kabul edildiğini hatırlatan Abdullahoğlu, aradan geçen yaklaşık çeyrek asırlık süreçte üyelik konusunda kayda değer ilerleme sağlanamamasını hem Türkiye hem de 86 milyon vatandaş açısından önemli bir kayıp olarak değerlendirdi.
“25 Yılda Beklenen İlerleme Sağlanamadı”
Türkiye’nin Avrupa Birliği yolculuğunun yıllar içerisinde ivme kaybettiğini belirten Abdullahoğlu, üyelik sürecinin siyasi irade eksikliği nedeniyle durma noktasına geldiğini öne sürdü.
Açıklamasında, sürecin bu noktaya gelmesinde iktidarların sorumluluğu bulunduğunu savunan Abdullahoğlu, Türkiye’nin Avrupa standartlarından uzaklaşmasının yalnızca dış politika açısından değil, ekonomi, hukuk ve demokrasi alanlarında da olumsuz sonuçlar doğurduğunu ifade etti.
“Türkiye 1999 yılında aday ülke statüsüne alınmıştı. O tarihten bu yana ihmal ve ilgisizlik sonucu bir arpa boyu ilerleme kaydedilememesi Türkiye ve 86 milyon yurttaşımız için büyük bir talihsizliktir. Bunun sorumluluğu tartışmasız şekilde konuyu önemsemeyen ve gerekli adımları atmayan ülkeyi yönetenlerdedir.”
“Gelecek Nesiller Bu Süreci Unutmayacaktır”
Kemal Abdullahoğlu, Avrupa Birliği üyeliğinin yalnızca bugünün değil, gelecek kuşakların yaşam standartlarını da doğrudan etkileyecek stratejik bir hedef olduğunu belirtti.
Uluslararası alanda Türkiye’nin pasaportunun itibarı, serbest dolaşım hakkı ve küresel rekabet gücü gibi konuların AB süreciyle yakından bağlantılı olduğunu ifade eden Abdullahoğlu, gelecek nesillerin yaşanan süreci sorgulayacağını dile getirdi.
“Gelecek nesiller, pasaportu bile birçok ülkede kabul görmekte zorlanan Türkiye’nin Avrupa Birliği dışında kalmasına neden olanları iyi hatırlayacak ve bunu sorgulayacaktır.”
“Ekonomik Sorunlar AB Sürecini Daha da Önemli Hale Getiriyor”
Türkiye ekonomisinin karşı karşıya bulunduğu yapısal sorunlara da değinen Abdullahoğlu, yüksek enflasyon, bütçe açıkları, dış borç yükü ve alım gücündeki gerilemenin ülkenin ekonomik kırılganlığını artırdığını savundu.
AB üyelik perspektifinin ekonomik istikrar açısından da önemli bir güven unsuru olduğunu belirten Abdullahoğlu, Türkiye’nin Avrupa ile ekonomik entegrasyonunu güçlendirecek reformlara ihtiyaç duyduğunu ifade etti.
“Ekonomisindeki çıkmaz sokaklar, büyük bütçe açıkları, ağır iç ve dış borç yükü, yıllardır devam eden yüksek enflasyon ve sürekli değer kaybeden milli para ile birlikte Avrupa Birliği trenini de kaçıran Türkiye’nin gelecekte daha büyük zorluklarla karşılaşma riski bulunmaktadır.”
“AB Bir Çağdaşlık ve Refah Projesidir”
Avrupa Birliği’nin yalnızca ekonomik bir birlik olmadığını vurgulayan Abdullahoğlu, üyelik sürecinin aynı zamanda demokrasi, hukuk devleti, insan hakları ve çağdaş yönetim anlayışını kapsayan kapsamlı bir dönüşüm projesi olduğunu söyledi.
“Avrupa Birliği bir çağdaşlık, refah ve muasır medeniyet projesidir. Türkiye bu yapının mutlaka içerisinde yer almalıdır.”
“Türkiye Batı’dan Uzaklaşıyor”
Son yıllarda Türkiye’nin Avrupa Birliği ile ilişkilerinde belirgin bir durgunluk yaşandığını ifade eden Abdullahoğlu, Türkiye’nin Batı dünyasıyla arasındaki mesafenin giderek açıldığını öne sürdü.
Katılım sürecinin fiilen donmuş durumda olduğunu belirten Abdullahoğlu, Avrupa Birliği üyeliğinin yeniden devlet politikası haline getirilmesi gerektiğini savundu.
Hukuk ve Demokrasi Vurgusu
Kemal Abdullahoğlu, açıklamasında Türkiye’deki hukuk sistemi ve demokratik standartlara ilişkin değerlendirmelerde de bulundu.
Son dönemde kamuoyunda tartışılan bazı yargı kararlarının Avrupa Birliği’nin temel hukuk ilkeleriyle bağdaşmadığını ileri süren Abdullahoğlu, özellikle ana muhalefet partisine ilişkin yargı süreçlerinin uluslararası platformlarda yakından izlendiğini ifade etti.
Bu gelişmelerin Türkiye’nin üyelik sürecini olumsuz etkileyebileceğini savunan Abdullahoğlu, Avrupa Birliği’nin temel kriterleri arasında hukuk devleti, kuvvetler ayrılığı ve demokratik kurumların işleyişinin bulunduğunu hatırlattı.
“AB Genişleme Zirvesi Türkiye İçin Alarm Niteliğinde”
Abdullahoğlu, kısa süre önce gerçekleştirilen Avrupa Birliği genişleme gündemli liderler toplantısına da dikkat çekti.
Karadağ’da düzenlenen zirvede Arnavutluk, Kuzey Makedonya, Kosova, Sırbistan, Bosna Hersek ve Karadağ liderlerinin bir araya geldiğini hatırlatan Abdullahoğlu, zirve sonunda bu ülkelerin üyelik süreçlerinin hızlandırılacağı yönünde mesajlar verildiğini söyledi.
Ancak Türkiye’nin toplantıda gündeme gelmemesini dikkat çekici olarak değerlendiren Abdullahoğlu, Ankara’nın da bu gelişmeye yönelik herhangi bir diplomatik tepki ortaya koymadığını savundu.
“Son genişleme zirvesinde altı aday ülkenin üyelik sürecinin hızlandırılacağı açıklandı ancak Türkiye’den hiç söz edilmedi. Bu durum Türkiye açısından önemli bir alarm niteliği taşımaktadır.”
“Katılım Müzakereleri Fiilen Askıda”
Türkiye’nin Avrupa Birliği ile tam üyelik müzakerelerine 2005 yılında başladığını hatırlatan Abdullahoğlu, sürecin 2018 yılından bu yana fiilen askıda bulunduğunu belirtti.
Türkiye’nin Avrupa Birliği hedefinden tamamen vazgeçmemesi gerektiğini ifade eden Abdullahoğlu, reform sürecinin yeniden başlatılması çağrısında bulundu.
Açıklamasını, “Hamle yapmak için zaman hızla azalıyor. Türkiye’nin yeniden Avrupa Birliği perspektifine dönmesi, demokrasi, hukuk devleti ve ekonomik istikrar açısından stratejik önem taşımaktadır.” sözleriyle tamamlayan Abdullahoğlu, AB üyeliğinin ülkenin uzun vadeli kalkınma hedefleri arasında yeniden öncelikli bir konuma taşınması gerektiğini dile getirdi.
