ELMA AĞACINDA KÖR KUŞLAR: ŞİİRİN GÖLGESİNDE TÜRKÜ İÇMEK
Bursa Vatan Medya Gurubu köşe yazarı Zeki Baştürk makalesinde;
Kimi şiir kitapları vardır; okur, kapağını kapattığında birkaç dizeyi anımsar. Kimi kitaplar ise yalnızca dizeleriyle değil, bıraktığı duygu iklimiyle bellekte kalır. Nursel Aras’ın Elma Ağacında Kör Kuşlar adlı kitabı da böyle bir kitap.
Yetmiş sekiz sayfalık bu küçük hacimli eser, insanın iç dünyasında uzun süre yankılanan bir ses bırakıyor.
Kitabın adı daha ilk anda okuru durduruyor. Elma ağacı; bereketi, yaşamı, çocukluğu ve umudu çağrıştırırken, kör kuşlar eksikliği, yaralanmışlığı ve yönünü yitirmişliği düşündürüyor. Daha başlıktan itibaren yaşamla kırgınlığın, umutla hüznün yan yana yürüdüğü bir şiir evrenine davet ediliyoruz.
Nursel Aras’ın şiirlerinde en belirgin özelliklerden biri, doğayla insan ruhunu iç içe geçirmesi. Şair, sevgiyi, özlemi, yalnızlığı ya da toplumsal acıları anlatırken sürekli doğanın diline başvuruyor. Serçeler, martılar, deniz, yakamozlar, ağaçlar, gece ve yıldızlar yalnızca birer imge değil; şairin duygularını emanet ettiği canlı varlıklar gibi.
“Merhaba serçeler
rica etsem
gözyaşımdan
öper misiniz bu gece?”
Bu dizelerde insanın yalnızlığı kadar, doğaya duyduğu güven de hissediliyor. İnsanlardan umduğunu bulamayan bir ruhun serçelere seslenişi var burada. Şair, acısını paylaşacak bir dostu kuşlarda arıyor.
Kitabın dikkat çeken yönlerinden biri de şiir başlıkları. “Kalp-siz”, “İlik-siz”, “Hiçbir şey-siz”, “Eş-siz” gibi başlıklar ilk bakışta bir eksikliğin, bir yoksunluğun ifadesi gibi görünse de aslında şiirlerin ruhuna açılan kapılar. Şair bazen yokluğu, bazen de özgürlüğü anlatıyor bu başlıklarda. Eksilen her şeyin ardında insanın tamamlanma arzusu seziliyor.
Şiirlerde aşk da önemli bir yer tutuyor. Ancak bu aşk romantik kalıpların içine sıkışmış bir aşk değil. Daha çok özlemle, kayıpla ve anımsamayla beslenen bir duygu.
“Martı susar
deniz susar
ben gözlerini alır giderim.”
Bu kısa dizeler, uzun bir öykünün özeti gibidir. Söylenmeyenlerin, yarım kalanların ve geride bırakılanların şiiridir bu.
Kitabın ikinci bölümü olan “Gece Şiirleri”, eserin en yoğun ve en karanlık bölümünü oluşturuyor. Gece burada yalnızca zaman dilimi değildir; vicdanın, hesaplaşmanın ve içe dönüşün mekânıdır.
“Artık ölü bir deniz gibisin içimde gece.”
Bu dizede gecenin karanlığıyla insanın içindeki boşluk birleşiyor. Şair yalnız bireysel acılara değil, toplumsal yaralara da eğiliyor. Dicle ve Fırat’ın adı geçtiğinde, türkülere ve vicdana yapılan göndermelerde, Anadolu’nun kadim acıları şiire sızıyor.
“Oysa türkülere sevdalıydım ben
aşk ve vicdan türkülerini severdim en çok.”
İşte kitabın özeti bu dizelerde saklıdır. Çünkü Nursel Aras’ın şiiri, aşk kadar vicdanın da şiiridir. Yalnız bireysel duygularla değil, insanlığın ortak yaralarıyla da ilgilenir.
Şair zaman zaman ölüm düşüncesine de yaklaşır. Ancak bu karanlık bir teslimiyet değildir. Daha çok yaşamın anlamını sorgulayan bir ses duyulur:
“Güzeldi
mertti
onurluydu, desinler yeter.”
Bu sözlerde insanın geride bırakmak istediği en değerli mirasın mal mülk değil, onurlu bir yaşam olduğu anlaşılır.
Şiir kitabını okurken sık sık şu duyguya kapıldım: Nursel Aras, şiiri yazmaktan çok yaşıyor. Dizelerinde yapay bir gösteriş, sözcük cambazlığı ya da okuru etkileme kaygısı yok. İçinden geldiği gibi konuşan, yaralarını saklamayan, sevincini de hüznünü de olduğu gibi paylaşan bir şiir anlayışı var.
Ve kitabın bir yerinde söylediği gibi:
“Ne yapmalı bilmem ki
en iyisi bir şiirin gölgesine oturup
türkü içmek
körkütük serhoş olana dek!”
Belki de Elma Ağacında Kör Kuşlar tam olarak budur: Bir şiirin gölgesine oturup türkü içmek… Bazen gözyaşını serçelere emanet etmek, bazen yıldızlardan gönlüne aşk taçları örmek, bazen de karanlığın içinden mavi açan kançiçeklerine inanmak.
Nursel Aras’ın bu kitabı, okuruna büyük sözler vaat etmiyor. Ama sessizce yanına oturuyor, elini tutuyor ve şiirin hâlâ insan ruhunu iyileştirebilen bir dil olduğunu anımsatıyor. Elma ağacındaki kör kuşlar belki yönlerini yititmiş olabilir; fakat şiirin kendisi yolunu biliyor. Ve okuru da o yola çağırıyor.
Kalemine, yüreğine sağlık Nursel ARAS..Okurun çok olsun. İmzalayarak armağan etme inceliğini gösterdiğiniz için ayrıca teşekkür ederim.
