DOĞAYA BAKAN GELECEĞİ GÖRÜR
Bursa Vatan Medya Gurubu köşe yazarı Fatma Elalmış makalesinde;
“İnsan, uzun zamandır kendini doğanın efendisi sanıyor. Oysa en başından beri yalnızca onun öğrencisiydi.
Doğa hiçbir zaman susmadı. Nehirlerin yönünde mühendisliği, karıncanın disiplininde organizasyonu, örümceğin ağında mimariyi, arının peteklerinde matematiği gösterdi bize. Ama biz, “icat” dediğimiz şeyleri kendimize mal etmeyi tercih ettik. Sanki bu fikirler boşluktan doğmuş gibi.
Oysa her buluş, doğanın bir fısıltısının yankısıdır.
Kuşlar uçmadan önce uçak yoktu. Tohum yayılmadan önce veri transferi yoktu. Sinir ağları çözülmeden yapay zekâ kurulamazdı. Biz yaratmadık; gözlemledik. Doğa yaptı, insan kopyaladı.
Ama mesele sadece teknoloji değil.
Doğa bize nasıl yaşanacağını da anlatır.
Ağaç acele etmez. Mevsimi bekler.
Nehir önüne çıkan kayayı zorla yıkmaya çalışmaz; etrafından dolaşır.
Fırtına gelir, yıkar geçer ve ardından toprak nefes alır.
Hiçbir canlı, ihtiyacından fazlasını biriktirmez.
Biz ise sürekli hızlanıyoruz. Sürekli topluyoruz. Sürekli tüketiyoruz.
Sonra da neden yorulduğumuzu soruyoruz.
Doğada hiçbir şey rastgele değildir. Her hareket bir dengeye bağlıdır. Ekosistem dediğimiz şey, görünmez bir sözleşmedir. Her türün bir görevi vardır. Arı olmazsa çiçek, çiçek olmazsa meyve, meyve olmazsa insan.
Ama insan, bu sözleşmeyi tek taraflı feshetti.
Toprağı sömürdü, suyu kirletti, havayı ağırlaştırdı.
Sonra şaşırdı: İklim değişti. Hastalıklar arttı. Psikoloji çöktü.
Doğa intikam almaz. Doğanın intikam aldığını söyleyenler yanılıyor. Doğa sadece sonuç üretir.
Bizi asıl düşündürmesi gereken şu:
Doğa bize olacakları önceden gösteriyor.
Kuruyan göller, tükenen türler, bozulan mevsimler… Bunlar “sürpriz” değil. Bunlar uyarı levhaları. Ama biz tabelaları okuyacak kadar yavaşlamıyoruz. Bizimle konuşan doğayı dinlemiyoruz.Oysa doğaya bakan, geleceği görür.
Karıncanın kolonisinde kolektif bilinci, kurt sürüsünde liderliği, mantar ağlarında yeraltı iletişimini keşfeden bilim insanları bugün yeni şehir modelleri, yeni internet altyapıları, yeni sosyal sistemler tasarlıyor.
Buna biyomimetik deniyor.
Biyomimetik (biyomimikri), doğadaki canlıların yapılarını, sistemlerini ve çalışma prensiplerini inceleyip bunlardan ilham alarak insan yapımı ürünler, teknolojiler ve tasarımlar geliştirme yaklaşımıdır.
Aslında insanlığın en büyük yanılgısı şudur; Doğayı taklit etmeye çalışıyoruz, ama onu anlamaya çalışmıyoruz.
Halbuki doğa bize şunu söylüyor:
Yavaşla.
Denge kur.
Paylaş.
Uygun zamanı bekle.
Fazlasını alma.
Her şeyin birbirine bağlı olduğunu unutma.
Doğa öğretmendir. Sessizdir ama nettir.
Ve belki de asıl icat, yeni makineler yapmak değil;
doğanın zaten bildiği hayatı yeniden hatırlamaktır…”
