“Seviyoruz Diye Susmak Zorunda Değiliz”
“Buraya gelen yabancılar hep aynı soruyu soruyor:
‘Yahu siz burada nasıl yaşıyorsunuz, buranın nesini seviyorsunuz?’”
Kestel’de yaşayan birçok insanın sıkça karşılaştığı bir soru bu. Dışarıdan gelenlerin şaşkınlıkla, bazen de eleştirel bir bakışla yönelttiği bu sözler, aslında bölgenin içinde bulunduğu duruma dair önemli bir gerçeği ortaya koyuyor.
Peki insan memleketini neden sever?
Çünkü orası çocukluğudur. Çünkü hatıraları vardır. Çünkü ailesi, komşuları, geçmişi oradadır. Bazen alışkanlıktır, bazen aidiyettir, bazen de “başka çarem yok” duygusudur.
“İnsan memleketini neden sever biliyor musun?
Başka çaresi yoktur da ondan…”
Bu cümle, bir yandan sitemi bir yandan da derin bir bağlılığı içinde barındırıyor. Ancak sevmenin, kabullenmek anlamına gelmediğini hatırlatmak gerekiyor.
Çünkü çaresiz kalmak zorunda değiliz.
Kestel’in sahip olduğu doğal güzellikler, konumu ve potansiyeli düşünüldüğünde, mevcut manzaranın bu ilçeye yakışmadığı yönünde güçlü bir kanaat var. Altyapı sorunları, çevre düzenlemeleri, plansızlık ya da görsel kirlilik gibi problemler, bölge halkının uzun süredir dile getirdiği konular arasında yer alıyor.
Sevmek, susmak değildir.
Ait olmak, eksikleri görmezden gelmek değildir.
“Bu manzara Kestel’e yakışmıyor.”
Bu ifade, yalnızca bir eleştiri değil; aynı zamanda bir çağrı niteliği taşıyor. Daha düzenli, daha temiz, daha yaşanabilir bir Kestel mümkün. Bunun için de sorunları dile getirmek, çözüm talep etmek ve ortak bir bilinç oluşturmak gerekiyor.
Çünkü memleketini seven insan, onu daha iyi görmek ister.
Eleştirir, sahip çıkar, mücadele eder.
Ve en önemlisi:
Seviyoruz diye susmak zorunda değiliz.
