Yardım mı, Üretim mi? Mesele Bu Kadar Basit mi?

  • 21 Şubat 2026
Yardım mı, Üretim mi? Mesele Bu Kadar Basit mi?

Bursa Vatan Medya Gurubu köşe yazarı Ahmet Koçak makalesinde;

YOKSULLUĞU YÖNETMEK Mİ, YOK ETMEK Mİ?
Resmi kaynaklara baktığımız zaman cumhuriyet kurulduğunda Osmanlı’dan kalan 4 -5 büyük fabrika vardı. Bunlar: Hereke, Feshane, Bakırköy, Beykoz’da bulunuyordu. Mustafa Kemal Atatürk zamanındaysa ağır sanayi fabrikalarının sayısı 46’ya ulaşıyor.
O yıllarda -sayıbilim günümüzdeki gibi gelişmiş olmamakla birlikte- bazı belgelerde işsizlik oranı 1923’te yüzde 9, 1938’de yüzde 2,1’di. Atatürk’ten sonra hiçbir 15 yıllık dönemde işsizlik bu kadar hızlı azalmadı.
İşsizliğin artması doğal olarak yardıma muhtaç insan sayısını da artırıyor. Gönül isterdi ki, yardıma muhtaç insan hiç olmasın, yardımseverler yardım edecek yoksul insan bulamasın. Bu durum hiçbir dönemde yaşanmadı. Bu gidişle yaşanamayacak da…
Cömert ve Yardımsever İnsanlar:
Yapılan çeşitli araştırmalarda ve yayınlarda Dünyanın en yardımsever Cömert insanı Dilenci Abdul Sattar Edhi’dir. “Dünyanın en zengin fakiri veya dünyanın en cömert dilencisi” olarak tarihe geçen Abdul Sattar Edhi, dilencilik yaparak bir yardım vakfı kurdu, hastaneler açtı, sağlık hizmetleri verdi.
En Yardımsever Türkler:
“Koç Ailesi, Ali İhsan Sönmez, İzzet Baysal, Demet Akalın, Haluk Levent, Esra Erol, Acun Ilıcalı, Fatih Terim…”
Aramızda Yaşayan Yardımseverlerden Birkaç Örnek;
İstanbul’da yaşayan altmış yaşındaki Atilla Sertdal, ömrünü yoksullara yardıma adadı. Zorluklarla okuyan üç üniversite öğrencisine yardım ederek başlayan Sertdal, kırk yıldır yoksulların tüm gereksinimlerini karşılamaya çalışıyor. İlk günlerde kendi olanaklarıyla yardım ederken dikkatlerini çektiği eş dost ve akrabalarının da katkılarıyla yardımlarına devam ediyor. Her bayram öncesi en az yüz yirmi yoksul çocuğu giydiriyor.

Çevresinde yardımseverliği ile tanınan Kalender Üçok, “Yardım Kapısı” ismini verdiği mutfağını 15 yıl önce emekli olunca kurdu. Bir süre kendisi yemek pişirdi. Günlük yüz elli yoksulun karnını ücretsiz doyuyor, yoksul ailelerin evlerine de sıcak yemek dağıtıyor. Yaşlanınca işe aldığı birkaç işçiyle yemekleri hazırlayıp gelenlere ikram ediyor, kentin yoksullarına dağıtıyor.

İstanbul’da yalnız yaşayan Mahmut Serin, Kahramanmaraş depreminde her şeyini yitirip ortada kalan bir aileye dayalı döşeli dairesini bedelsiz olarak verdi. Başka illerde yaşayan çocuklarının yanına gitti. Yeme içme gereksinimleri için aylık düzenli olarak para gönderdi. Depremzede bir yıl sonra kendi düzenini kurdu evi sahibine teslim etti.
Yoksulluktan gelen iş insanı Sami Kurt, her bayram memleketindeki yüz çocuğa bayramlık giysiler ve bayram harçlığı verir.
Yardımseverliğin İnsana Katkısı:
“30 bin kişi üzerinde yapılan kapsamlı bir araştırma, haftada yalnızca birkaç saat yardımseverlik faaliyetinde bulunmanın zihinsel yaşlanma hızını yüzde 20’ye kadar yavaşlattığını ortaya koydu. Bulgular, “iyilik yapmanın” beyin sağlığı açısından en güçlü koruyucu faktörlerden biri olduğunu gözler önüne serdi.” (Cumhuriyet)
“Siz yardım edilmiş yoksullar istiyorsunuz, biz ise ortadan kaldırılmış yoksulluk.” demiş Victor Hugo. Ünlü yazara katılmamak elde değil. Yardım ederek kendine bağımlı hale getirdiği yoksulları oy sağımında kullanmak oldukça acımasız bir durum değil mi? İş verip onuruyla yaşamaları, emekleriyle geçimleri en doğrusu değil midir?
Cumhuriyetin İlk Yılları:
Cumhuriyetin ilk yıllarında dedelerimizden duyduklarımız: “Fabrikalarda çalışacak işçi bulunmazdı. Köylü köyünü toprağını bırakıp uzaklarda çalışmak istemezdi. Geçim zorluğu yaşayan pek çok insan fabrikalarda ve devlet dairelerinde kolayca iş bulabilirdi. Köy Enstitülerine ve diğer meslek liselerine köylerden öğrenci toplanırdı. Çoğu aile çocuklarını vermek istemezdi.” Nereden nereye? …
Hükümetler son yetmiş yıldır fabrika açmadı, açılanlar da özelleştirme adı altında satıldı. Özel sektörün açtığı sınırlı sayıdaki fabrikalar da olmasa insanların büyük çoğunluğu işsiz ve yardıma muhtaç olacak.
Yardımseverlerin özverili yardımlarıyla, hükümetlerin sosyal patlamayı önlemek için bağladığı az aylıkla insanlar insanca yaşamaktan uzaktır. Taşıma suyla değirmen nereye kadar dönecek? Hükümetler insanların çalışacağı fabrikalar kurmaya başlamalı yardıma muhtaç insan ve aile sayısını yıllar içinde azaltmalıdır.
İnsan onuruna, yarım paralarıyla geçimini sağlamak değil; çalışarak, emeğiyle geçinerek yaşamak yakışır. Ahmet KOÇAK

ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

BİR YORUM YAZ