Gelecek, Şimdiyi Etkiler mi?

Ahmet BAYINDIR

Ahmet BAYINDIR

Eğitim ve Davranış Bilimci, İlişki ve Evlilik Danışmanı ve Yaşam Koçu
  • 17 Şubat 2026

Sonsuzluk sembolünün ( ) çizgiselliğinin kesintisiz olması; geçmiş, şimdi ve geleceğin aynı döngü seli içinde sürüklendiğini ve sürekliliğini ifade eder. Zamanın bitimsiz olması, doğacak enerjiyi de bitimsiz yapacaktır. Döngü, geçmişten geleceğe, gelecekten geçmişe devam akar. Akıl almaz döngünün doğurduğu enerjinin, evrenin olağanüstü devinimini sürdürdüğü gerçeği, sembolün bitimsiz döngüsü ile izah edilebilecektir. Ortaya çıkan enerji, döngü enerjisinin kaynağı olmalı ki; sistematik bir planda devam edebilsin!

Sembolün tam ortasında yer alan nokta, şimdidir. Döngünün en güçlü etkileşim noktasıdır. Bir tarafı geçmiş, diğer taraf gelecektir. Her şimdinin, sadece o anda hissedilebileceği gerçeği, değerini büyütür. Zamanın en kısa hali olan o “an”ın döngü seline karışıp gideceği gerçeğini algıladığınızda; bir daha tekrarlanmayacağı bilincine ulaşırsınız!

İnsan bedeninde tezahür etmesiyle fark edilen geçmişin etkileri; kaygı, takıntı ve travmalar şimdide hissedilir. Aynı döngünün safhalarını oluşturan zaman diliminde geçmiş ve gelecekte olacakların enerjisinin şimdiyi nasıl etki altına aldığı, insan bedenindeki uyarı niteliğindeki etkilerle örtüşür. Döngünün doğurduğu enerjinin şimdide hissedilmesi, onun değerinin ne kadar büyük olduğunu ve hissedilmeden geçmemesi mantığını geliştirir.

Günlük hayatta durup dururken; “İçim sıkılıyor; bir şey olacak!” dediniz mi hiç? Onun ne olduğuna anlam veremezsiniz! Bilinmeyen bir enerjinin tezahür şeklidir o. Olan olduktan sonra, “Ben bunun rüyasını görmüştüm.”, “İçime doğmuştu.” veya “Biliyordum!” gibi ifadeler, geleceğin şimdiyi etkilediği bilincini güçlendirir.

Tahmin ile de ilişkilendirilebilecektir; ama tahminin, “Akla, sezgiye ya da birtakım verilere dayanarak, bilme ve kestirme becerisi” olması, gelecekteki olayın akıl ve bilinç etkisi ile planlanabileceği düşüncesini çağrıştırır ki; durum ile örtüşmez. Gelecekteki olaylar, bu dinamiklerden bağımsız olarak gelişir.

Bazı insanlarda gözlemlenen normal dışı yetenek ve davranışların “Parapsikoloji” alanına girdiği kabul edilse de parapsikolojinin incelediği konuların somut kanıtlarla doğrulanmamış olması, gelecekteki olaylar ile ilişkisi olabileceğini zannını zayıflatır; ama insanların neden böyle bir etki altına girdiğini açıklamak zordur. “Duyular dışı algılama gibi konulara ilişkin normal ötesi olayların, deneysel yöntem yoluyla değerlendirilmesi.” olarak tanımlanan Parapsikoloji, gelecekteki olaylar ile ilişkilendirilebileceği düşüncesini geliştirse de denetim dışı ve kontrol edilemez olması, geleceğin belirsizliği ile benzeşir. Bazı insanlarda gözlemlenen normal dışı yetenek ve davranışlarda, geleceğin etkisi olduğunu düşünmek, yanlış olmaz.

Genellikle, olan olduktan sonra söylenen; “hissetmiştim” söylemi, aslında beynin sinir hücrelerini etkileyen enerjidir; olan olmadığı için anlam verilememiştir. Kötü bir şey olacaksa; “içim sıkılıyor”, iyi bir şey olacaksa; “içim uçuş – uçuş söylemleri durumun aynasıdır aslında. Tam inanılmasa da bir şeyin olacağını öngörüp buna göre davranıldığında; farkında olmadan o olayın gerçekleşmesinin zemini hazırlanır! Olanın, şartları bizim üzerimizden oluşturmasının izahı yapılabilecek midir? Aklın ve bilincin müdahalesi, olan olduktan sonra sebepleri ortadan kaldırmada tezahür eder! Elbette akıl ve bilinç, günlük hayat içinde her zaman etkindir. Pencerenin camına yumruk atmak veya atmamak, aklın ve bilincin kontrolündedir; ama evin tepesine düşen yıldırımın kontrolü, öyle mi? Elbette atmosferik şartlar oluştuğu için olduğu akıl ile öngörülebilecektir. “Bu fırtınada şimşek çakabilir.” söylemi, bir tahmindir, çakması ise “Olan olduğu gibidir.” algılanınca anlamlı olacaktır.

Sinirbilime göre; “Beyin, pasif bir alıcı değil sürekli tahmin yürüten bir organdır.” Bu tanımdan yaşanan tecrübeleri ve çevredeki küçük ipuçlarını -zekânın etkinliği ölçüsünde- analiz ederek bir sonraki adımda ne olacağını hesapladığını anlıyoruz. Bu hesaplamalarda akıl ve bilincin olması, geleceğin şimdiyi etkileyebileceği düşüncesi ile örtüşmez.

“Bilincin fark etmediği detayları beyin, işleyişi gereği kaydeder.” tespiti ilginçtir! Yeni tanıdığınız bir insanın ses tonundaki olumsuz enerji, onunla tartışacağınızı veya olumlu enerjinin onunla iyi bir diyaloğa gireceğinizi hissettirmesi, tahmin değil, beynin verileri çok hızlı işlemesidir. Beden, henüz bir karara varmadan önce gelecekteki olası durumlara tepki vererek, geleceğin etkisinde olduğunu belli eder. Riskli bir karar vermeden önce avuç içlerinin terlemesi veya karındaki anlatılamayan huzursuzluk, beynin geçmiş deneyimlere dayanarak bireyi, uyaran olarak algılaması olarak değerlendirebiliriz. Geleceğe dair hissedilen şeylerin büyük çoğunluğu, aslında geleceğin projeksiyonudur. Akıl, bilinç, öngörü, farkındalık ve tecrübelerin ortalaması bu projeksiyonun ışığı olmuştur. İyi veya kötü bir şey olacağını hissetmek, o şeyin olacağı anlamına gelmez; ama stres seviyesini arttırmasının izahı, nasıl yapılacaktır?

Sezgi, aslında “yıldırım hızıyla yapılan mantıktır.” Yılların birikimi olan tecrübeler, akıl erdirilemeyen çok kısa bir sürede duyguya dönüşür, sonra da davranışa. Biz buna “içime doğdu” deriz; oysa bu, beynin titreşimlerden etkilenme tezahürüdür. Geleceğin titreşimleri, şimdide tezahür etmektedir; ancak bu genellikle mistik boyuttan bağımsız, beynin mevcut verileri işleyip bireye, olabilirlilik senaryoları sunmasıdır. Denetlenememesi, ne olacağını da belirsizleştirecektir. Eğer içine doğanlar, sürekli kaygılandırıyorsa; bu geleceğin habercisi değil zihnin faaliyetidir; çünkü zihinde depo edilen olumsuzluklar, hayatın ritmini etkilemektedir. Davranışları ve palanları sabote etmektedir! Zihin, hayatınızda ne çektiğinizi ve nasıl hayatınızı sarsan duygularla baş edemediğinizi sıralamakta çok ustadır!

Rezonans Kanunu’nun, “Eğer gelecekte olmasını istediğin bir durumun duygusunu bugün hissedebiliyorsan, o geleceği şu anki gerçekliğine davet ediyorsun demektir.” ilkesi, insan hayatına alışılmamış bir pencereden bakmak gerektiği bilincini güçlendirir. Bu görüş, Zaman dikey değil, daireseldir.” algısını geliştirerek dalga dalga yayılarak zamanı yok eden frekansın, etki alanının sınırsızlığını da anlatmaktadır. His, henüz olmamış olanın frekansına uyumlandığında; zamanı aşan enerji boyu, olacak olanın mesafesini yok etmez mi? Böylelikle; “geleceği hissetmek” gibi bir düşüncenin aykırılığına akıl erdirilebilir mi? Elbette spiritüel kuramlar ile çatışsa da şimdi ile geleceği birleştirebileceği düşüncesini tetikleyecektir.

Gelecek hissini büyüleyen düşünce, bireyin daha geniş bir açıdan bakması ve derin içsel dönüşümü ile anlam bulacaktır. Her an farklı hislerle gerçekleşen hayat; alışılmışın dışında olduğunda, ortaya çıkan zıt düşüncenin etkisi ne kadar olacaktır? İnsan gözünü kapattığı anda başlayan hayallerin hücumunu önleyebilecek midir? “Hissediyorum!” deli düşüncesini, yok sayabilir misiniz? Kişinin kendini, evreni veya yaşamın anlamını farklı bir boyuttan görmesine yol açacaktır. Deli ve aykırı hislerin, düş ve hayalleri etkilemesine karşı koyabilir misiniz?

“En küçük parçacıktan en büyük yıldıza kadar cisimler, titreşim halindedir.” diyen “Titreşim Yasası” evrendeki her şeyin kendi frekansında titreşen enerjiden oluştuğunu belirtir. Hissedilen ve olan her şeyin, bu yasa ilkelerinin etkileşimi ile oluştuğu gerçeği, zamanı, hayatı ve yaşamın sunduğu her durumu sorgulatacaktır. İnsan, aklı ve bilinç sınırlarının genişliğine, düşünce kapasitesi yetmiyorsa ne olacaktır? Böylelikle, Titreşim Yasası da anlaşılmayacaktır. Gelecekteki olayların titreşimi, şimdi de gerçekleşen olayı etkileyebileceği düşüncesini güçlendirecektir. Söylenen ve bedende tezahür eden şeylerin, titreşim frekansı olduğunu düşünmek gerekecektir.

Kuantum fiziğindeki bazı teorilerin, “Titreşim Yasası” ile etkileşimi, gelecekteki bir durumun şimdiki zamanı etkileyebileceğini akla getirecektir. Muhteşem döngüde; gelecek geçmişte, geçmiş gelecekte, şimdi her iki frekansta algılanacaktır. Geleceğin hissi, yaşanmış bir deneyim gibi o anın enerjisini titreştirdiğinde; elbette şaşkınlıkla hissedilecektir. Geleceğin hissi, bugün yaşama kafa tutma bilincinin zorluklarına göğüsleme ve başarma direnci verecektir. Gelecekteki bir olayın enerjisini şimdide hissetmek; aslında o potansiyeli “çapa” olarak kullanmak ve şimdiki anın kalitesini yükseltmek anlamına da gelecektir. Günlük hayatın nasıl etkilenebileceği seyrini belirleyen her insan, şimdiyi tam hissetmenin bir şans değil bir beceri işi olduğunu anlayacaktır.

Titreşim enerjisinin, “Evrende her şey, titreşim halindedir” kuralı gerçeği ile senkronize olan insanın enerjisi, gelecekteki enerjiye köprü kuracaktır. Aslında bu, kendi güçlenmiş titreşim enerjimizin geleceğin enerjisiyle uyumlanmasıdır da. Bilim Dünyası, “Düşünce ve duygulardaki düşük titreşimler (korku, suçluluk, utanç ve öfke) bedende sıkışmışlık hissini, yüksek titreşimler (sevgi, aşk, neşe, şükran ve huzur) genişleyen enerji hissini yayar.” görüşündedir. Kural ve zaman tanımayan hislerin, neden hissedildiği sorusunun cevabı, geleceğin hisleriyle senkronize olduğu algılandığında bulunacaktır!

Çekim Yasası, “Benzer olan, uyumlanan, aynı güçte olan benzerini çeker.” prensibidir. Düşünce ve duyguların tam senkronizesini sağlayarak, beynin bizim için “önemli” olanı seçme kabiliyetini aktif ederek “Evren, senin yaydığın enerjinin frekansı ile uyumlanır.” görüşünü güçlendirir. İstediğiniz şeyi çekemezsiniz, titreşiminize uygun şeyi çekeriniz anlamı ile Titreşim Kanunu ile uyumlanır. Gelecektekilerin frekansı, şimdiyi evrendeki izdüşümü ile eşleştirmesi, o uyumun bir parçasıdır. Çekim yasası, bir şeyi istemek ile ilgilenirken; Kuantum, o şeyin olabilirliğine” uyumlanır. Bu olabilirlik; insanın yaydığı güçlü istem enerjisinin güçlenmesiyle gelecekteki enerjinin uyumlanabileceğini akla getirir; ama enerjinizin, olmasını istediğiniz şeyin enerjisi ile uyumlanması ve aynı güçte olması gerekecektir!

Her şeyin titreşimde olduğunu bilmek, büyük bir güçtür aslındaŞimdide hissedilen titreşimler, geçmişteki travma ve kaygıların frekansında ise düşük döngünün, geleceğin frekansında ise “yüksek döngünün” etkisindedir.

YAZARIN SON YAZILARI
Hayat, Hediye mi? 4 Kasım 2025
Kelimenin Sihri mi Olur? 29 Ağustos 2025
ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

BİR YORUM YAZ