Dünden Bugüne Vefa: Ramazan’ın Manevi Mirası

  • 17 Şubat 2026
Dünden Bugüne Vefa: Ramazan’ın Manevi Mirası

Bursa Vatan Medya Grubu Köşe Yazarı Zeynep Özügenç’den Ramazan’a Dair Derin Bir Bakış

Ramazan, sadece takvim yapraklarında bir ayın adı değildir; bir milletin hafızası, bir ailenin kalbi, bir mahallenin vicdanıdır. Bursa Vatan Medya Grubu köşe yazarı Zeynep Özügenç, geçmişten günümüze uzanan Ramazan geleneğinin anlamını, vefa ve paylaşmanın önemini duygusal ve içten bir yazıyla kaleme aldı.


Ramazan: Bir Ailenin Kalbi, Bir Mahallenin Vicdanı

Özügenç, geçmiş Ramazan günlerini anımsarken, iftar vakitlerinin sadece açlığın sona erdiği anlar olmadığını, aynı zamanda aile olmanın, saygının, sabrın ve sevginin yeniden hatırlandığı kutsal saatler olduğunu vurguluyor. Dedelerin sofranın baş köşesinde yer aldığı, ninelerin ellerini semaya kaldırdığı, çocukların ezanı sabırsızlıkla beklediği o mütevazı sofralar, bugünün modern yaşamında unutulmaya yüz tutmuş bir değeri temsil ediyor.

Yazar, “Büyüğün lokmasında bereket vardır” diyerek, saygının nasihatle değil, yaşayarak öğrenilen bir kültür olduğunu hatırlatıyor. Mahalle kültürünün Ramazan ayında adeta yeniden canlandığını, kapıların kilitlenmediği, gönüllerin açıldığı o dönemlerde, bir tabak yemeğin komşuya gönderilmesinin karşılığında boş tabak değil dua ve muhabbet geldiğini dile getiriyor. Bu, Özügenç’e göre sadece bir semt adı değil; bir yaşam biçimiydi.


Ramazan’ın Manevi Geceleri ve Mahalle Dayanışması

Teravih namazına giderken sokaklardan yankılanan ayak sesleri, cami avlusunda büyüklerin ellerini öpmenin ve küçüklerin başını okşamanın Ramazan adabının ayrılmaz parçası olduğuna dikkat çeken Özügenç, camilerin o dönemde yalnız ibadet mekânı değil, aynı zamanda birliğin ve kardeşliğin mektebi olduğunu ifade ediyor.

Osmanlı’dan Cumhuriyet’e uzanan mahya geleneğinin, minareler arasında asılı sadece ışık değil, aynı zamanda umut ve dayanışma mesajları taşıdığını vurguluyor.


Çocuklar İçin Ramazan: Sabır ve Gurur

Ramazan’ın çocuklar için sabrı öğrenmenin ilk adımı olduğunu belirten Özügenç, oruç tutmanın küçücük yaşlarda bile büyük bir gurur vesilesi olduğunu anlatıyor. İftar sonrası alınan güllaç diliminin bayram heyecanının müjdecisi olduğunu, ancak en kıymetli anların büyüklerin anlattığı fedakârlık ve kanaat dolu hatıralar olduğunu söylüyor.


Modernleşen Sofralar, Değişmeyen Ruh

Teknolojinin ilerlemesi, sofraların çeşitlenmesi ve ışıkların çoğalmasıyla değişen Ramazan’a rağmen, asıl mesele eski ruhu yaşatabilmekte yatıyor. Özügenç, Ramazan’ı sadece takvimde değil, kalplerde yaşatmanın; büyüklerin hürmetini eksiltmeden, küçüklerin sevgisini çoğaltmanın önemine vurgu yapıyor. Çünkü bir milleti ayakta tutan sadece maddi kalkınma değil; manevi değerlerdir.


Ramazan: Vefa ve Paylaşmanın Zamanı

“Geçmiş Ramazanları özlemek, aslında kaybettiğimiz zamanı değil; kaybetmememiz gereken değerleri hatırlamaktır” diyen Özügenç, bu yıl sofralarımız daha sade olsa da, saygı, sevgi ve vefa varsa o Ramazan’ın geçmişle bağını koruyacağını söylüyor.

Son olarak şunları ekliyor:

“Bir milletin gerçek zenginliği, bayram sabahı büyüklerinin elini öpen, küçüklerine harçlık verirken gözleri dolan evlatlarında saklıdır. Ramazan, bize yeniden vefalı olmayı hatırlatsın.”


Ramazan’ın Dünü ve Bugünü Arasında Köprü Kurmak

Zeynep Özügenç’in kaleminden dökülen bu anlamlı yazı, geçmişin sıcaklığını ve mahalli dayanışmanın güzelliğini günümüze taşıyor. Vefa, saygı ve sevgi ekseninde şekillenen Ramazan geleneğinin, modern hayatın hızlı temposunda dahi yaşatılması gerektiği mesajını veriyor.

Ramazan, sadece bir ibadet ayı değil; bir milletin maneviyatını, aidiyetini ve dayanışmasını canlı tutan kutsal bir bağdır. Özügenç’in sözleri, bu bağın her geçen gün daha da güçlenmesi için bir çağrı niteliğinde.


Bursa’dan, vefanın ve manevi değerlerin yaşatılması adına anlamlı bir hatırlatma: Ramazan, geçmişin sıcaklığını bugüne taşıyan bir köprüdür.

ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

BİR YORUM YAZ