Faturalardaki Sessiz Soygun

Hayrettin BULUT

Hayrettin BULUT

  • 24 Ocak 2026

Bursa VatanMedya Grubu Köşe Yazarı Hayrettin Bulut yazdı

Şu hayattır satılamaz.
Ama bugün satılan yalnızca elektrik ya da doğal gaz değil; sabır, emek ve alın teridir.

Türkiye’nin su kaynakları açısından en zengin şehirlerinden birinde yaşıyoruz. Barajlarımız dolu, derelerimiz akıyor, yağmur eksik olmuyor. Kâğıt üzerinde “suyun başkenti” sayılabilecek bir coğrafyadayız. Ancak ay sonunda posta kutusuna düşen faturalar, sanki kuraklığın ortasında, çölün tam kalbinde yaşıyormuşuz hissi veriyor.

Elektrik ve doğal gaz faturaları olağanüstü kabarık. Buna karşın yetkililerden gelen açıklamalar ya yetersiz ya da tamamen suskun. Ortada yüksek sesle konuşulmayan ama herkesin cebinde hissedilen bir gerçek var: Sessiz bir soygun.

Peki bu nasıl oluyor?

Elektrik üretiminin önemli bir bölümü hidroelektrik santrallerinden sağlanıyor. Yani su varsa, elektrik ucuz olmalı. En basit mantık bunu söyler. Ancak faturaya baktığınızda, mantığın çoktan sayaçtan sökülüp atıldığını görüyorsunuz. Çünkü biz elektriği üretildiği maliyet üzerinden değil, piyasa oyunlarıyla şişirilmiş bedeller üzerinden satın alıyoruz. Kendi ürettiğimiz elektriği bile, sanki ithal ediyormuşuz gibi, dövizle yarışan fiyatlardan ödüyoruz.

Doğal gazda tablo daha da vahim. Türkiye’nin doğal gazda dışa bağımlı olduğu bir gerçek. Ancak bu gerçek, milyonlarca hanenin aynı anda ekonomik boğulma yaşamasını meşrulaştırmaz. Döviz kuru artıyor, fatura artıyor. Dağıtım bedeli yükseliyor, fatura artıyor. Vergiler ekleniyor, fatura katlanıyor. Tüketiciye düşen tek rol ise “kullandın” denilerek suçlanmak.

Asıl mesele tam da burada başlıyor.
Bu faturalar yalnızca tüketimi değil, yönetim biçimini yansıtıyor.

– Enerji planlaması uzun vadeli değil.
– Kamu yararı yerine şirket kârlılığı esas alınıyor.
– Şeffaflık yok, denetim zayıf.
– Sosyal devlet refleksi neredeyse tamamen kaybolmuş durumda.

Üstelik aynı şehirde, aynı iklim koşullarında yaşayan insanlar, Avrupa’daki örneklerle kıyaslandığında çok daha düşük gelirle çok daha pahalı enerji tüketmek zorunda bırakılıyor. Bu bir tesadüf değil; bilinçli bir tercihin sonucudur.

Suyun bol olduğu bir yerde elektrik pahalıysa,
Doğal gazı olmayan bir ülkede ısınmak lüks sayılıyorsa,
Sorun vatandaştan değil, sistemdendir.

Faturalar kabardıkça halka tasarruf öğütleniyor:
“Işığı kapat.”
“Kombiyi kıs.”
“Duşu kısa tut.”

Elbette bilinçli tüketim önemlidir. Kimse savurganlığı savunmuyor. Ancak kimse şu soruyu sormuyor:
Devlet ve enerji politikaları ne kadar tasarruflu?

Musluğu biz kısıyoruz, ama faturayı başkaları açıyor.

Bugün asgari ücretin ya da ortalama bir maaşın 20 bin lira olduğu bir ülkede, sadece elektrik ve doğal gaz faturalarının 8–10 bin lirayı bulduğu haneler var. Geriye ne kalıyor? Kira mı, gıda mı, ulaşım mı? Hangisinden vazgeçecek bu insanlar?

Bu tablo sürdürülebilir değil.
Bu düzen adil değil.
Ve bu sessizlik, en az faturalar kadar ağır.

Sorulması gereken soru net:
Bu sessiz soyguna kim “dur” diyecek?


Hayrettin Bulut
Bursa VatanMedya Grubu Köşe Yazarı

ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

BİR YORUM YAZ