Bankalar Neden Kredi Vermiyor? Sorun Bilançoda Değil, Finansal Okumada

  • 24 Ocak 2026
Bankalar Neden Kredi Vermiyor? Sorun Bilançoda Değil, Finansal Okumada

Selma Çalışır
Mali Müşavir / Finansal Danışman

Son aylarda reel sektörden bankacılık sistemine yöneltilen en yaygın soru şu:

“Bilançomuz kârda olduğu hâlde neden kredi alamıyoruz?”

Kredi talebi reddedilen işletmelerin neredeyse tamamı benzer bir tablo sunuyor:
Artan satışlar, pozitif dönem kârı ve yönetilebilir görünen borçluluk oranları.

Ancak bankalar açısından tablo bu kadar basit değil.
Çünkü kredi kararları artık yalnızca bilanço ve gelir tablosu üzerinden değil, çok daha derin bir finansal okuma üzerinden veriliyor.

Bugün bankaların temel sorusu değişmiş durumda:

“Bu işletme muhasebe kârı mı üretiyor, yoksa gerçek ve sürdürülebilir nakit mi yaratıyor?”

Kredi reddinin arkasında çoğu zaman işletmenin başarısızlığı değil;
finansal tabloların bankacılık perspektifiyle örtüşmemesi yatıyor.


Kredi Komiteleri Artık Neye Bakıyor?

Güncel bankacılık pratiğinde kredi komiteleri;

  • Gelir tablosundaki dönem kârından çok

  • Nakit akış tablosunun kalitesine

  • Bilanço kalemlerinin niteliğine ve dönebilirliğine

  • Finansal oranların birbiriyle tutarlılığına

  • Yönetimin finansal disiplinine ve şeffaflığına

odaklanıyor.

Başka bir ifadeyle;
“kârlı görünen” değil,
“borcunu zamanında ve sürdürülebilir şekilde ödeyebilecek” işletmeler krediye erişebiliyor.

Aşağıda, bankaların kredi değerlendirme süreçlerinde en sık takıldığı ve çoğu kredi reddinin temelini oluşturan kritik bilanço başlıklarını analiz ediyoruz.


1. Ticari Alacaklar: Tahsil Edilemiyorsa Değer Değildir

Muhasebe açısından ticari alacak bir varlıktır.
Ancak bankacılık açısından ticari alacak, ancak nakde dönüşebildiği ölçüde anlamlıdır.

Özellikle;

  • Uzun vadeye yayılmış

  • Senede bağlanmamış

  • Teminatlandırılmamış

  • İlişkili taraflardan doğmuş

alacaklar, kredi komitelerinde yüksek riskli varlık kategorisinde değerlendirilir.

Bankaların bakış açısı son derece nettir:

“Bu alacak ne zaman ve hangi garantiyle tahsil edilecek?”

Eğer bu soruya net bir cevap yoksa, alacak kalemi çoğu zaman bilanço gücü değil, bilanço riski olarak algılanır.

Analitik Çözüm Yaklaşımı:

  • Ayrıntılı alacak yaşlandırma tabloları hazırlanmalı

  • 90, 120 ve 180 gün üzeri alacaklar açık biçimde sınıflandırılmalı

  • Gerçekçi şüpheli alacak karşılıkları ayrılmalı

  • İlişkili taraf alacakları dipnotlarda şeffaf şekilde açıklanmalı

🔎 Bankalar için karşılık ayrılmış sorunlu alacak,
karşılık ayrılmamış “sözde sağlam” alacaktan daha güvenilirdir.


2. Stoklar: Dönmeyen Stok Finansal Güç Değil, Likidite Tuzağıdır

İşletmeler açısından yüksek stok, çoğu zaman operasyonel güç göstergesi olarak algılanır.
Oysa banka açısından yüksek stok şu riskleri çağrıştırır:

  • Satış tahminlerinde sapma

  • Talep planlamasında zayıflık

  • Finansman ihtiyacının stokta kilitlenmesi

Özellikle uzun süredir hareket görmeyen stoklar, kredi komitelerinde doğrudan bilanço kalitesi düşürücü unsur olarak değerlendirilir.

Analitik Çözüm Yaklaşımı:

  • Stok devir hızı sektörel ortalamalarla karşılaştırılmalı

  • Atıl, modası geçmiş ve satılamayan stoklar ayrıştırılmalı

  • Gerekirse stok değer düşüklüğü karşılığı ayrılmalı

  • Stokların hangi borçlarla finanse edildiği net biçimde gösterilmeli

🔎 Bankalar “yüksek stok” değil,
hızlı dönen ve nakde dönüşen stok görmek ister.


3. “Diğer Alacaklar” ve “Diğer Borçlar”: Kredi Komitesinin Alarm Alanı

Bilanço analizlerinde “diğer” başlığı altındaki hesaplar, bankalar için en problemli alanlardır.
Çünkü bu hesaplar genellikle:

  • Açıklaması net olmayan

  • Süresi belirsiz

  • Tahsil veya ödeme kabiliyeti tartışmalı

kalemleri içerir.

Kredi komitelerinde bu durum şu şekilde okunur:

“Burada görünmeyen bir risk olabilir.”

Analitik Çözüm Yaklaşımı:

  • Her kalem için detaylı dipnot açıklamaları hazırlanmalı

  • Geçici mi, kalıcı mı olduğu belirtilmeli

  • Tahsilat veya ödeme takvimi sunulmalı

  • Mümkünse sadeleştirilerek bilançodan çıkarılmalı

🔎 Bankalar için sade bilanço, karmaşık ve şişirilmiş bilançodan her zaman daha değerlidir.


4. Ortaklar Cari Hesabı: Örtülü Sermaye Yetersizliği Göstergesi

Ortaklar cari hesabının sürekli borçlu veya alacaklı çalışması, bankalar için ciddi bir uyarı sinyalidir.
Bu durum genellikle şu sorunlara işaret eder:

  • Yetersiz özkaynak

  • Şirketin ortaklar tarafından düzensiz finanse edilmesi

  • Kurumsal yapının zayıflığı

Kredi komiteleri bu tabloyu çoğu zaman örtülü finansman ve sermaye açığı olarak yorumlar.

Analitik Çözüm Yaklaşımı:

  • Ortaklar cari hesapları yapılandırılmalı

  • Uzun süreli bakiyeler kapatılmalı

  • Sermaye artırımı ile özkaynak güçlendirilmeli

  • Ortak işlemleri tam şeffaflıkla raporlanmalı

🔎 Bankalar, ortağın gücüne değil,
şirketin kendi finansal dayanıklılığına kredi verir.


5. Devreden KDV: Bankacılık Açısından Likit Varlık Sayılmaz

İşletmeler devreden KDV’yi bilançoda avantaj olarak görebilir.
Ancak bankalar açısından devreden KDV:

  • Nakit değildir

  • Kısa vadeli borç ödemez

  • Likidite yaratmaz

Bu nedenle kredi analizlerinde genellikle nötr hatta zayıflatıcı unsur olarak değerlendirilir.

Analitik Çözüm Yaklaşımı:

  • KDV iade potansiyeli net biçimde ortaya konmalı

  • İade süreci ve tahmini süre belgelenmeli

  • Nakit akış tablolarında devreden KDV ayrı kalem olarak gösterilmeli

  • Etkin KDV planlaması yapılmalı

🔎 Bankalar, “kağıt üzerindeki vergi alacağına” değil,
kasaya girecek gerçek nakde bakar.


6. Duran Varlıklar: Gelir Üretmeyen Yatırım Risk Unsurudur

Borçla finanse edilmiş ancak gelir üretmeyen duran varlıklar, banka açısından en kritik risk alanlarından biridir.

Özellikle;

  • Atıl arsalar

  • Kullanılmayan makine ve ekipmanlar

  • Geri dönüş süresi net olmayan yatırımlar

kredi analizlerinde detaylı sorgulanır.

Analitik Çözüm Yaklaşımı:

  • Atıl duran varlıklar elden çıkarılmalı

  • Amortisman–nakit yaratma dengesi analiz edilmeli

  • Yatırımlar için geri dönüş süresi (ROI / payback) belgelenmeli

  • Gelir üretmeyen varlıklar ayrıştırılmalı

🔎 Bankalar için önemli olan varlığın değeri değil,
borcu ödeyebilecek nakdi üretip üretmediğidir.


7. Nakit ve Benzeri Kalemler: Erişilebilirlik Esas Alınır

Kasada veya bankada görünen her tutar, kredi analizinde “nakit” kabul edilmez.
Özellikle;

  • Blokeli

  • Rehinli

  • Teminat olarak tutulmuş

fonlar, bankalar açısından kullanılabilir likidite değildir.

Analitik Çözüm Yaklaşımı:

  • Serbest nakit açıkça sınıflandırılmalı

  • Kısıtlı fonlar ayrı hesaplarda gösterilmeli

  • Gerçek likidite seviyesi netleştirilmeli

🔎 Banka için önemli olan tutarın büyüklüğü değil,
ne kadarına serbestçe erişilebildiğidir.


Sonuç: Finansal Okuma Değişti, Rolünüz Değişmeli

Bugün bankalar kredi verirken tek bir temel soruya yanıt arıyor:

“Bu işletme aldığı borcu, vadesinde ve sürdürülebilir şekilde geri ödeyebilir mi?”

Bu sorunun cevabı;

  • Bilanço kârında değil

  • Gelir tablosu makyajında değil

nakit akış tablosunda,
finansal oranların tutarlılığında,
muhasebe ile finans yönetiminin uyumunda gizlidir.

Artık mesele kredi bulmak değil;
krediye uygun, bankaların okuyabildiği bir finansal yapı inşa etmektir.

Bu dönüşümle birlikte mali müşavirlik mesleğinin rolü de değişmektedir:

Defter tutan değil,
finansal fotoğrafı doğru okuyan,
bankanın baktığı yerden görebilen,
işletmeyi krediye hazırlayan
stratejik finansal danışman olmak.

ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

BİR YORUM YAZ