TBMM’DE ÇİFTE HESAP SORMA
DOĞAN BEKİN’DEN DEVLETE “KÜLTÜR VE DİJİTAL EGEMENLİK” UYARISI
“KÜLTÜRÜ KORUYANI YOK SAYAN, DİJİTAL İŞGALE GÖZ YUMAN ANLAYIŞ KABUL EDİLEMEZ”
Yeniden Refah Genel Başkan Yardımcısı ve İstanbul Milletvekili Doğan Bekin, Türkiye Büyük Millet Meclisi’ne sunduğu iki ayrı yazılı soru önergesiyle hem kültürel miras alanında yıllardır süren büyük bir adaletsizliği hem de Türkiye’nin dijital egemenliğini tehdit eden yabancı teknoloji devlerinin sınırsız faaliyetlerini sert ifadelerle gündeme taşıdı.
Bekin’in imzasını taşıyan önergeler, devletin bir yandan kültürünü emanet ettiği uzmanları yoksulluğa mahkûm ettiğini, diğer yandan milyarlarca liralık dijital sömürüyü seyretmekle yetindiğini gözler önüne serdi.
KÜLTÜREL MİRAS UZMANLARI DEVLETİN YÜKÜNÜ TAŞIYOR, KARŞILIĞINI ALAMIYOR
Kültür ve Turizm Bakanı Mehmet Nuri Ersoy’un yanıtlaması istemiyle verilen önergede; arkeologlar, sanat tarihçileri, müze araştırmacıları ve teknik uzmanların devlet adına imza yetkisi kullanan, hukuki ve idari sorumluluk taşıyan kamu görevlileri olmasına rağmen, 30 yılı aşkın süredir fiilen önlisans statüsünde değerlendirildiği vurgulandı.
KPSS ile atanan, bilimsel rapor hazırlayan, tescil ve koruma süreçlerinde devleti temsil eden bu uzmanların, 1994’ten bu yana ücret ve özlük haklarında sistematik olarak mağdur edildiği açıkça ifade edildi.
Bekin, 2023 yılında iç mimar ve peyzaj mimarlarının ek göstergelerinin 4200’e yükseltilmesine karşın, aynı sorumluluğu taşıyan kültürel miras uzmanlarının yalnızca 2800 ek göstergeye mahkûm edilmesini “açık bir eşitsizlik” olarak nitelendirdi.
“Devlet adına imza atan, kültürü koruyan uzmanlara 2800 ek gösterge reva görülürken, bu adaletsizliğin hangi vicdanla savunulduğu sorusu cevapsızdır.”
Bekin, tüm bu kadroların “Kültürel Miras Uzmanı” çatısı altında birleştirilerek A Grubu statüsüne alınmasını ve 3600 ek gösterge hakkının derhal tanınmasını talep etti.
DİJİTAL PLATFORMLAR TÜRKİYE’DE KAZANIYOR, TÜRKİYE KAYBEDİYOR
Doğan Bekin’in ikinci yazılı soru önergesi ise Türkiye’nin karşı karşıya olduğu dijital kuşatmayı tüm çıplaklığıyla ortaya koydu. Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek’in yanıtlaması istemiyle sunulan önergede, Google, Meta, TikTok ve X gibi yabancı platformların Türkiye’de yatırım yapmadan, istihdam sağlamadan, devasa gelirler elde ettiği vurgulandı.
Bekin, bu durumu açıkça “sessiz ilerleyen bir dijital işgal” olarak tanımladı.
Veriler ise çarpıcı:
– 2024 yılında yalnızca reklam gelirleri üzerinden 158 milyar lira Türkiye’den yurt dışına aktarıldı
– 2014’te reklam pastasının %20’sine sahip olan bu platformlar, bugün pazarın %74’ünü ele geçirmiş durumda
Ancak mesele yalnızca ekonomik değil.
Bekin, özellikle gençlerin hedef alındığını, bu platformlar üzerinden ahlaki yozlaşma, kumar, uyuşturucu ve sapkın akımların sistematik biçimde teşvik edildiğini sert sözlerle dile getirdi.
“Bu platformlar artık bir iletişim aracı değil, toplumu dönüştürmeye çalışan dijital operasyon merkezleridir.”
DEVLET NEREDE? VERGİ NEREDE? DENETİM NEREDE?
Bekin, Bakanlığa yönelttiği sorularla şu kritik başlıkların altını çizdi:
-
Yabancı dijital platformlar Türkiye’deki tüm ticari faaliyetleri için gerçekten vergi ödüyor mu?
-
2023–2025 yılları arasında ne kadar vergi alındı, yıllara göre dağılım nedir?
-
Dijital Hizmet Vergisi oranlarının artırılmasına yönelik somut bir çalışma var mı?
Bu sorular, Türkiye’nin ekonomik bağımsızlığı ve dijital egemenliği açısından hayati bir sınav olarak değerlendiriliyor.
MESAJ NET: KÜLTÜRÜN DE EGEMENLİĞİN DE SAHİBİ DEVLET OLMAK ZORUNDADIR
Doğan Bekin’in TBMM’ye sunduğu bu iki önerge, yalnızca teknik bir denetim talebi değil; devlete yöneltilmiş sert bir uyarı niteliği taşıyor.
Mesaj açık:
– Kültürü koruyan uzmanlar yok sayılarak devlet olunmaz.
– Dijital alan yabancı şirketlere terk edilerek egemenlik savunulmaz.
Gözler şimdi ilgili bakanlıklardan gelecek yanıtlarda. Sessizlik ise, bu ağır iddiaların zımnen kabulü olarak yorumlanacak.
