Zeki Baştürk: Bilgelik, Tecrübe ve Kalemin Gücü
Bursa Vatan Medya Grubu’ndan Ahmet Koçak yazdı:
Dev bir gemi motoru arızalanır. Günlerce uğraşılır, onlarca uzman çağrılır ama motor bir türlü çalışmaz. Sonunda, 40 yıllık tecrübesiyle tanınan bir usta getirilir. Usta etrafı sessizce inceler, takım çantasından küçük bir çekiç çıkarır ve motorun belli bir noktasına hafifçe vurur. Dakikalar içinde dev motor yeniden çalışmaya başlar.
İşte Zeki Baştürk, o usta gibidir. Kalemiyle toplumun doğru noktasına dokunur, düşünmeye sevk eder. Yazdıklarıyla hem uyarır, hem uyandırır. Yılların birikimi, geniş ufku ve bitmeyen öğrenme arzusu onu sadece bir yazar değil, bir yol gösterici kılar.
Sanata ve sanatçıya verdiği değer, onun başka bir yönünü daha ortaya koyar. Bursa’nın kültür ve sanat çevrelerinde adı saygıyla anılır. Ama Zeki Baştürk olmak, yalnızca tanınmakla olmaz; bilge bir duruş, özgüven, doğruya cesurca yürümek gerekir.
Güçlü hitabetiyle sözü dinlenir, fikri takip edilir. Hazırlıksız konuşsa bile söyledikleri dolu doludur. Her konuda söyleyecek sözü vardır çünkü onun kelimeleri laf olsun diye değil, iz bıraksın diye kurulur.
Topluma ustalıkla dokunan Zeki Baştürk’e saygıyla…
USTANIN ÇEKİCİ: ZEKİ BAŞTÜRK’ÜN ÜÇ KİTABI
Dev bir gemi motoru bozulur ve kimse tamir edemez. Öneri üzerine 40 yıldır gemi motorları ile uğraşan bir usta çağırırlar. Usta tüm sistemi gözüyle önce iyice bir kontrol eder ve takım çantasında küçük bir çekiç çıkarıp motorun bir noktasına hafifçe vurur. Çok geçmeden dev motor tekrar çalışır.
Zeki Baştürk o usta gibidir. Yazılarıyla doğru noktaya vurur ve toplumu uyarır, uyandırır. Yılların deneyimine sahiptir. Deneyimleriyle, engin bilgi birikimiyle yetinmez; durmadan gezer, öğrenir ve yazar.
Sanata ve Sanatçıya Değer verir
Bursa’da sanat çevreleri arasında tanınan bir kişidir. Zeki Baştürk olmak için tanınmak yetmez bir de bilge kişiliğe, özgüvene sahip olmak gerekir. Bu onun özelliklerindendir. Hitabeti güzel, dinlenesidir. Her konuda söz söylemeye hazırdır. Hazırlık yapmadan konuşma yetisine sahiptir.
Meslek yaşamında öğrencilerini sanatın her dalıyla tanıştırmış, Bursa’da sanatsever insanların çoğalmasını sağlamıştır.
Özgüvenle Kalabalıklara Seslenir
Katıldığı sanat aktivitelerinde mikrofona davet ederler. Topluluğa duygu ve düşüncelerini iletir. Onları över, daha ileri gitmeleri için özendirir. Özendirme huyu öğretmenliğinden gelir. Uzun yıllar öğrencilerini, milli eğitim müdürlüğü döneminde öğretmenleri özendirmiştir. Emekli olduktan sonra şairleri, sanatçıları, şarkıcıları, yazarları özendirmeye devam eder. Canlı televizyon programlar yapar, sanatçıları tanıtmaya çalışır.
Özendiricidir
Yakın dostum olduğu için onu yakından izlerim. Benden çok önceleri yazmaya başlamıştır. Ona yetişmem zor ama onu geçmek için çok çaba gösteririm. Kendisini geçmeye çalıştığımı söylediğimde geçmem için özendirici sözler söyler.
Bu kez işim zor. 2025 yılı sonuna doğru üç kitap birden çıkardı. Kitaplarını imzalayıp armağan etti. Kitaplığımda kendisine ayırdığım bölümde yerlerini aldılar. Yeni eserleri için kitaplığımda daha çok yer var.
Teşekkür ederim de; çıta bu kadar yükseğe konulmaz ki! Benim gibi yılda bir kitap çıkarabilen bir rakibe böyle de yapılmaz ki!
Böyle durumlarla karşılaştığımda kendisini arar akıl danışırım. Arayıp bu durumda ne yapmam gerektiğini soracağım. Bizimki de hoş bir rekabettir; rakibinizi nasıl yenmeniz gerektiğini öğrenmek için rakibinizden akıl almanız garip bir durum değil mi?
Yarışı bırakamam. Bırakırsam tutkum haline gelen yazı yazmayı bırakmam gerekir. Yine ondan öneri almalıyım. Aradım sorunu ilettim. Güldü; “Yazılarınızı, kitaplarınızı beğenerek okuyorum. Sizin yeni yazılar yazıp yeni kitaplar çıkaracağınıza inanıyorum. Sanıyorum köşe yazılarınızdan üç kitap çıkarabilirsiniz. Yenilmek yok; çalışmaya devam…” sözleriyle yarışa devam etme kararı aldım. Artık kendisi düşünsün.
Kitapları:
“Güneşi Koydum Kalbime”(Denemeler) kitabı gazetelerde çıkan makalelerinden oluşuyor. Yazılanları önceden okumuştum. Yine okudum. Tekrar öğrenmede önemli bir yere sahiptir. İnternet karmaşasında kaybolacak yazılarını kitap haline getirip kütüphanelere koymakla onları ölümden kurtarmıştır.
“Karanlığa Karşı Umut” (Siyasi İçerikli Yazılar) Bu kitabında geçen siyasi içerikli yazılar da günümüze ışık tutuyor. Normal bir ülkede bir ayda yaşanabilecek olaylar ülkemizde bir günde yaşanıyor. O da gündemde olan sorunları yazmış makalelerinde. Yüz yıl sonra kitaplarını okuyanlar günümüzde yaşadıklarımız hakkında bilgi edinecektir. Her yazı zamanına ışık tutar. O da el feneri gibi sorunlara ışık tutuyor, çözüm önerileri sunuyor. Eserlerinin isimlerinde bile (Örn: Karanlığa Karşı Umut, Güneşi Koydum Kalbime) görüldüğü üzere, temel izleği umuttur.
“Dost Kalemlerden Yansımlar” (Kitap Değerlendirmeleri) Bu kitap, kendisine armağan edilen kitaplara yaptığı değerlendirme yazılarını içeriyor. Kendisine bir adım gelene iki adım gelir. Âşık Veysel’in Benim Sadık Yârim Kara Topraktır şiirindeki gibidir. Kendisine bir kitabınızı verirsiniz kitabınızı okur ve size çiçek gibi güzel bir değerlendirme yazısı yazar. Yetmez; kitabınıza yaptığı değerlendirmeye kendi kitabında yer vererek onu ölümsüzleştirir. Sadece kendi hayatını değil, yol arkadaşlarının ve meslektaşlarının anılarını da kaleme alarak toplumsal hafızaya katkı sağlamıştır.
Kitabında Çıtalı Uçurtma, Kırmızı Pantolon ve Sığınakta İki Yıl adlı kitaplarıma yer vermiş. Kitaplarım ilk kez başka bir kitapta yer aldı. Çok mutlu oldum. Bir yazarı mutlu etmeye, daha fazla eser vermeye bundan güzel bir özendirme olabilir mi?
. Yazarlığına Kısa Bir Bakış:
Zeki Baştürk, toplumsal duyarlılık ve insani bakışla yazan, günlük yaşamdan büyük temalara geçiş yapan, akıcı ve içten bir Türk köşe yazarıdır. Yazılarında hem bireysel duygulara hem de toplumsal meselelere yer veren, okurla duygudaşlık kurmayı hedefleyen bir kalemdir.
Yazarlığı, bir eğitimcinin titizliğiyle bir fikir insanının toplumsal duyarlılığının birleşimi olarak tanımlanabilir. Yazın hayatında sadece bir anlatıcı değil, aynı zamanda bir “hafıza taşıyıcısı” ve “vicdan sesi” olarak öne çıkar.
Savaş, basın özgürlüğü ve adaletsizlik gibi evrensel sorunları, bir dünya vatandaşı bakışıyla ele alır. “68 kuşağı” temsilcisi olarak, Köy Enstitüleri ruhunu ve aydınlanma mücadelesini yazılarının merkezine koyar. Okuru yüzeysel bilgiden uzaklaştırıp meselenin özünü sorgulatmaya iter.
Geçmişin değerlerini ve mücadelelerini bugüne taşır. Özellikle genç kuşaklara bilgece tavsiyelerde bulunur. Zeki Baştürk’ün yazarlığı, Bursa yerelinden yükselen ancak evrensel değerlere dokunan, “insan” odaklı ve etik değerleri savunan bilgece bir duruştur…
Değerli dostuma çok teşekkür ediyorum. Esenlik içinde nice eserler vermesini diliyor; sevgi ve saygılar sunuyorum.
ahmet.kocak16@hotmail.com
