“Çocuğu Parlatmak mı, Hayata Hazırlamak mı?”

  • 06 Ocak 2026
“Çocuğu Parlatmak mı, Hayata Hazırlamak mı?”

Bağımsız Denetçi Mali Müşavir Selma Çalışır’dan Özel Okullara Dair Çarpıcı Değerlendirme:
“Çocuğu Parlatmak mı, Hayata Hazırlamak mı?”

Bağımsız Denetçi ve Mali Müşavir Selma Çalışır, son yıllarda sayıları hızla artan özel okulların çocukların gelişimi üzerindeki psikolojik ve sosyolojik etkilerine ilişkin dikkat çekici bir değerlendirme kaleme aldı. Çalışır, özel okulların çocuk yetiştirme sürecindeki etkilerinin tek yönlü ve yüzeysel biçimde ele alınamayacağını, okulun felsefesinden öğretmen kadrosuna, veli profilinden aile yapısına kadar çok boyutlu bir çerçevede değerlendirilmesi gerektiğini vurguladı.

“Özel Okul Tek Başına İyi ya da Kötü Değildir”

Selma Çalışır, özel okulların otomatik olarak “avantajlı” ya da “sakıncalı” olarak etiketlenmesinin doğru olmadığını belirterek şu tespitte bulundu:

“Belirleyici olan okulun etik duruşu, çocuğa bakış açısı ve başarıyı nasıl tanımladığıdır. Çocuğu yarıştıran mı, geliştiren mi; başarıyı insanlığın önüne mi, arkasına mı koyuyor? Asıl mesele budur.”

Psikolojik Etkiler: Özgüven mi, Kaygı mı?

Çalışır’a göre özel okullar, küçük sınıf mevcutları ve bireysel ilgi sayesinde çocuklarda özgüven, kendini ifade edebilme ve akademik öz-yeterlilik duygusunu güçlendirebiliyor. Yabancı dil, sanat ve spor alanlarında erken yaşta başarı hissi, öğrenmeye karşı olumlu bir tutum yaratabiliyor. Güçlü fiziki imkânlar ve rehberlik hizmetleri ise çocuklarda güvenli ortam algısını artırabiliyor.

Ancak bu tablo, riskleri de beraberinde getiriyor. Selma Çalışır, özellikle performans kaygısı konusuna dikkat çekerek, “Sürekli başarılı olma baskısı, hata yapma korkusu ve mükemmeliyetçilik çocuklarda kaygı bozukluklarına zemin hazırlayabiliyor” değerlendirmesinde bulundu. Sevgi ve kabulün başarıya bağlanması hâlinde, çocuğun kendini “koşullu değerli” hissetmesinin ciddi bir psikolojik risk olduğunun altını çizdi.

Bir diğer önemli risk ise aşırı yetişkinleşme. Çalışır’a göre, yoğun programlar ve rekabetçi yapı, çocuğun oyun alanını daraltarak çocukluğun doğal olarak yaşanmasını engelleyebiliyor.

Sosyolojik Etkiler: Sosyal Sermaye mi, Sınıfsal Kopuş mu?

Sosyolojik açıdan bakıldığında özel okulların, çocuklara iletişim becerisi, kendini ifade etme yeteneği ve kültürel faaliyetlere erişim gibi önemli kazanımlar sunduğunu belirten Çalışır, kurumsal aidiyet, disiplin, sorumluluk bilinci ve takım çalışması gibi değerlerin de bu ortamda desteklenebildiğini ifade etti.

Öte yandan, sınıfsal kopukluk riskine özellikle dikkat çeken Selma Çalışır, çocukların toplumun ekonomik ve kültürel çeşitliliğinden uzak büyümesinin, erken yaşta “biz ve onlar” ayrımını besleyebileceğini söyledi. Tüketim kültürünün, marka ve statü odaklı bir kimlik inşasına dönüşmesinin de önemli bir tehlike olduğunu vurguladı.

“En Kritik Nokta Okulun Felsefesidir”

Çalışır’a göre, özel okul tartışmalarında gözden kaçırılan en kritik unsur okulun felsefesi. Veliyi bir müşteri olarak mı, yoksa eğitimin asli paydaşı olarak mı gördüğü; başarıyı tek ölçüt hâline mi getirdiği yoksa insanî değerlerle mi dengelediği, çocuğun nasıl bir birey olacağını doğrudan etkiliyor.

Denge Vurgusu: “En Sağlıklı Model Karma Yapıdır”

Selma Çalışır, ideal modelin “özel okul + kamusal hayat teması” olduğunu belirterek mahalle ilişkileri, akrabalık bağları ve farklı sosyoekonomik çevrelerle temasın çocuğun gerçek hayatla bağını güçlendirdiğini ifade etti. Akademik destekle birlikte duygusal okuryazarlığın, rekabetle birlikte dayanışma kültürünün mutlaka inşa edilmesi gerektiğini söyledi.

Sonuç: “Başarı Yetmez, Dayanıklı İnsan Yetiştirmek Gerekir”

Değerlendirmesini net bir mesajla tamamlayan Selma Çalışır, şu ifadeleri kullandı:

“Özel okul çocuğu parlatabilir; ama aynı zamanda onu hayattan izole de edebilir. Yetiştirmek, sadece başarıya hazırlamak değildir. Asıl mesele, hayata dayanıklı, vicdanlı ve dengeli bir insan inşa edebilmektir.”

Çalışır’ın bu kapsamlı değerlendirmesi, özel okul tercihi yapan veliler için önemli bir rehber niteliği taşırken, eğitimde nicelikten çok değer ve denge vurgusunu yeniden gündeme taşıdı.

ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

BİR YORUM YAZ