Her Şeyin Satılık Olduğu Bir Dünyada Vicdanın Fiyatı Var mı?
Köşe Yazısı: Gezgin-Yazar Fatma Elalmış / Bursa Vatan Medya Grubu
Dünyada artık neredeyse her şeyin bir bedeli var. Toprak, emek, bilgi, hatta zaman… Peki ya vicdan? Satılık olmayan, ölçülemeyen, tartılamayan tek şey vicdan mı kaldı, yoksa o da yavaş yavaş pazara mı çıkarılıyor?
Günümüzde çıkar, statü ve para uğruna sessiz kalanların sayısı artıyor. Göz göre göre adaletsizlik karşısında susanlar, haksızlıklara göz yumanlar çoğalıyor. Vicdanın değeri düşerken, bu sessizlik aslında en büyük çığlığa dönüşüyor.
Peki önümüzdeki yirmi yılda insanlar nasıl değişecek? Teknolojinin hızla geliştiği, yapay zekânın karar süreçlerine dahil olduğu bu yeni çağda, duyguların, sezgilerin, merhametin yeri ne olacak? Vicdan, geleceğin toplumlarında bir lüks mü, yoksa ihtiyaç mı sayılacak?
Eğer vicdan da satılabilirse, o zaman insanlığın elinde ne kalır?
Belki de şimdi en çok sormamız gereken soru bu:
“Paranın hükmettiği bir dünyada, vicdan ne kadar eder?”
İşte o yazı…
Her Şeyin Satılık Olduğu Bir Dünyada Vicdanın Fiyatı Var mı?..
Vicdanın Değeri Düşerken Önümüzdeki Yirmi Yıl İçinde İnsanlar Nasıl Değişecek?..
Günümüz dünyasında neredeyse her şeyin bir etiketi var. Evlerin, arsaların, makamların, hatta fikirlerin bile. Peki ya vicdanın? Onun da bir fiyatı var mı, yoksa çoktan indirim reyonuna mı kaldırıldı?
Artık soruların cevaplarından çok, cevapların alıcıları önemli. “Doğru mu?”dan önce “Kime yarar?” sorusu soruluyor. Hakikat, güçlü olanın cüzdanına sığacak kadar eğilip bükülebiliyor. Vicdan ise bu pazarlığın en sessiz kaybedeni. Çünkü vicdan bağırmaz; fısıldar. Ama bu çağ, fısıltıları duymayacak kadar gürültülü.
Bir zamanlar vicdan, insanı insan yapan son kale sayılırdı. Yanlışa dur diyebilmenin, güç karşısında eğilmemenin adıydı. Bugün ise çoğu insan için vicdan, zor zamanlarda askıya alınan bir lüks. İşler yolunda gitmediğinde ilk vazgeçilen değer. “Şartlar böyle”, “Herkes yapıyor”, “Ben yapmasam başkası yapacak” cümleleriyle susturulan iç ses.
Paranın satın alamayacağı şeyler vardı eskiden. Utanç gibi. Merhamet gibi. Şimdi onlar da taksitle veriliyor sanki. Biraz susarsan, biraz görmezden gelirsen, biraz eğilirsen… Vicdan da uyum sağlıyor deniliyor. Oysa vicdan uyum sağlamaz; ya yaşar ya ölür.
Asıl trajedi şurada: Vicdanını satanların çoğu, sattıklarının farkında bile değil. Çünkü satış işlemi bir anda olmuyor. Küçük tavizlerle başlıyor. Bir haksızlığa sessiz kalmakla. Bir yalanı “idare eder” saymakla. Bir kötülüğü “bana dokunmuyor” diye görmezden gelmekle. Sonra bakıyorsunuz, aynaya bakmak zorlaşıyor ama banka hesapları hiç olmadığı kadar net.
Vicdanın piyasa değeri yoktur aslında. Çünkü vicdan ölçülemez. Tartılamaz. Sayıya dökülemez. Tam da bu yüzden bu çağda değersiz sayılıyor. Oysa değeri, yokluğunda anlaşılan nadir şeylerdendir vicdan. Bir toplum vicdanını kaybettiğinde, kanunlar çoğalır ama adalet azalır.Herkes kazanıyor gibi görünür ama herkes biraz eksilir.
Belki de soruyu yanlış soruyoruz. “Vicdanın değeri var mı?” değil asıl mesele. Asıl soru şu: Vicdanını kaybeden bir insanın, kazandığı her şeyin ne değeri var?
Çünkü her şey satılık olabilir bu dünyada. Ama vicdanını satabilen bir insan, en pahalı şeyi en ucuza veren insandır.
Tarih bize şunu defalarca gösterdi: Vicdanını koruyanlar kaybetmiş gibi görünür, ama insan kalırlar. Vicdanını satanlar kazanmış gibi görünür, ama geriye bakacak bir yüzleri kalmaz.
Vicdanın Değeri Düşerken Önümüzdeki Yirmi Yılın İnsanı nasıl olacak? Bu Soruya Şöyle Yanıt Vermek Sanırım Yerinde Olacak…
Önümüzdeki yirmi yılda insanlık teknolojide çağ atlayacak; yapay zekâ düşünecek, makineler öğrenecek, şehirler akıllanacak. Peki ya insan? Vicdanen nereye gidecek?
Cevap pek iç açıcı değil.
Artık yanlış yapmak utanılacak bir şey değil, yakalanmamak başarının ölçüsü. Başkasının acısı, “trend” olana kadar görünmez. Bir çocuk ağlarken ekran kaydırıyoruz; bir haksızlık olurken “ben ne yapabilirim ki” diye omuz silkiyoruz. Vicdan, bireysel sorumluluk olmaktan çıkıp kolektif bir kaçış alanına dönüşüyor.
Önümüzdeki yirmi yılda vicdan, büyük ihtimalle üç şeye yenilecek:
Hıza, hazza ve haklılık illüzyonuna.
Hız… Düşünmeye vakit bırakmıyor. Düşünmeyen insan sorgulamaz, sorgulamayan insan da vicdanını kullanmaz.
Haz… “Ben mutlu olayım da gerisi önemli değil” anlayışı, başkasının canını kolayca önemsizleştirir.
Haklılık illüzyonu… Herkes kendince haklı. Sosyal medyada linç ederken de, görmezden gelirken de, susarken de.
Vicdan, sessizlikle aşınır. Ve bugün sessizlik hiç olmadığı kadar yaygın.
Ama asıl tehlike şu: Vicdanın kaybolduğunu fark etmiyoruz. Çünkü kayıp, yavaş gerçekleşiyor. Tıpkı düşük enflasyonlu bir çürüme gibi… Kimse panik yapmıyor ama değer sürekli eriyor.
Yirmi yıl sonra çocuklarımıza “ayıp”, “kul hakkı”, “merhamet” gibi kavramları anlatırken zorlanacağız. Çünkü onlar şunu soracak:
“Bana ne faydası var?”
Eğer vicdan sadece faydayla ölçülüyorsa, artık vicdan değil; kişisel çıkar algoritmasıdır.
Yine de umut var mı? Var. Ama bu umut kendiliğinden gelmeyecek.
Vicdan, öğretilecek bir ders değil; gösterilecek bir davranıştır.
Birinin haksızlığa karşı durduğunu görmek, bin vaazdan etkilidir.
Birinin bedel ödemeyi göze aldığını görmek, vicdanın hâlâ canlı olduğunu hatırlatır.
Önümüzdeki yirmi yıl insanlığı ikiye bölecek:
Vicdanını kaybedip rahatlayanlar ve vicdanını koruyup zorlananlar.
Tarih şunu gösteriyor:
Dünyayı değiştirenler hiçbir zaman çoğunluk olmadı. Ama vicdanı olan azınlık, her zaman yön tayin etti.
Soru şu:
Biz hangi tarafta olacağız?

Fatmacığım , tarafımız belli , heleki tamda en çok ihtiyacımız olan da bu , merhametli bir dünya lazım bize ama dahada acil adalet li bir dünya diye düşünüyorum yine kendimize ayna tutturan bir bakış açısı ile yazmışsın
Benim güzel arkadaşım… İnan senin gibi harika insanlara çok ihtiyacımız var….
Yazar Fatma Elalmış’ın Vicdan ile ilgili makalesini okudum. Çok beğendim yazılanlara katılıyorum Günümüzde ve Gelecek nesillerde vicdan kavramının hayatımızın tam ortasında olmasını diliyorum.
En mükemmel Adalet, vicdandır.
Victor Hügo
Sevginur Hanım, güzel yorumun için çok teşekkür ediyorum. Bence de en mükemmel adalet vicdandır. Dilerim yakın zamanda bu mükemmel adalete tüm insanlar kavuşur