EMPERYALİST ABD’NİN SALDIRGAN LİDERİ TRUMP SAYESİNDE DÜNYANIN ÇİVİSİ ÇIKTI.

  • 04 Ocak 2026
EMPERYALİST ABD’NİN SALDIRGAN LİDERİ TRUMP SAYESİNDE DÜNYANIN ÇİVİSİ ÇIKTI.

Geçmiş dönem PM Üyesi Güler Buğday makalesinde;

Ülkemizde Tek Adam rejiminde yaşatılan haksızlık, hukuksuzluk, despotluk, keyfilik, soygun düzeni ve halkımızı açlığa yokluğa ve çaresizliğe sokulması canımıza yetmişti.
ABD lideri saldırgan Trump’ın Venezuela’ya askeri saldırısı, bombalaması ve Başkan Maduro ve eşini esir alıp ABD’ye kaçırmasıyla dünyanın çivisinin çıktığını bizlere kanıtladı.
Saldırgan Trump’ın olaydan sonra yaptığı açıklaması ile artık demokrasinin ve insan haklarının kendileri için hiçbir öneminin kalmadığını tüm dünyaya kanıtlamıştır.
Trump’ın,akıl almaz açıklamasını tüm dünya hayretle ve endişeyle izler oldu:
Trump, “Maduro’yu yakaladık… Venezuela’yı biz yöneteceğiz” sözleri dünyayı şoka sokmuştur.
Saldırgan Trump, hangi hakla ve hangi yasayla bu faşizmi Venezüella halkına kurtuluş gibi sunup dünyaya da göz dağı verebiliyor.
Bu saldırgan ve kabul edilemez duruma tüm dünya isyan etmelidir.
ABD emperyalizminin saldırgan lideri Trump’ın Karakas’ı bombalayıp Maduro’yu kaçırdığı bu haydutça saldırı bizlere geçmişi anımsatıyor.
Akıllara Bolivarcı Devrim’in lideri Hugo Chávez’in 2009 tarihli röportajını getirdi:
“Bu bir paranoya değil, Latin Amerika’nın kanlı gerçeğidir.”
Hugo Chávez, Venezuela’da, emperyalizmin tüm tehditlerine rağmen Güney Amerika’da birlik fikrini ete kemiğe büründürdü.
Bu yüzden ABD doğrudan müdahaleye cesaret edemedi. Çünkü karşısında yalnız bir devlet başkanı değil, ayağa kalkmış halklar vardı.
Venezuela’da, emperyalizmin tüm tehditlerine rağmen Venezuela, Güney Amerika’da birliği sağlamayı başarıp ABD’nin saldırısına ve doğrudan müdahalesine engel olmuştu.
Sömürmeyi düşündüğü Venezuela’ya ABD bu nedenle saldırmaya veya işgale cesaret edememişti çünkü karşısında yalnız bir devlet başkanı değil, ayağa kalkmış halklar vardı.
Chávez, ABD’nin Venezuela’ya yönelik bitmek bilmeyen saldırganlığının arkasında yatan temel motivasyonun “demokrasi” değil, enerji kaynaklarına çökme arzusu olduğunu vurgulamıştı.
“Venezuela, gezegendeki en büyük petrol rezervlerine sahip.
Bu kaynak, bu ülkeye ve dünyaya 100 yıldan fazla yetebilir. Kendi petrolü tükenmekte olan ABD’nin temel amacı, burada Washington’a boyun eğen, petrolü emperyalizmin hizmetine sunacak bir kukla rejim kurmaktır.”
Chávez, o dönem ABD’nin Venezuela’yı “terörist listesine” ekleme girişimlerine de sert tepki göstermişti.
Hiroşima ve Nagazaki’ye atom bombası atarak yüz binlerce insanı katleden bir gücün kimseye “terörizm” dersi veremeyeceğini belirten devrimci lider, içerdeki işbirlikçileri de unutmamıştı.
Chávez işbirlikçi burjuvaziyi ve sağcı kesimleri, “dünyanın değişmeyeceğine inanan aklını kaçırmışlar” olarak nitelendiren Chávez, bu sömürü düzeninin halkların direnişiyle eninde sonunda yıkılacağını ilan etmişti.
3 Ocak 2026’da Karakas semalarında patlayan bombalar ve saldırgan Trump’ın Başkan Maduro’yu kaçırma operasyonu, Chávez’in 17 yıl önce yükselen sesinin ne kadar tarihsel bir haklılığa dayandığını bir kez daha kanıtladı.
Emperyalist merkez, enerji kaynaklarını kontrol etmek ve iktidarı tasfiye etmek için her zamanki kirli yöntemlerine başvururken, Venezuela halkı ve dünyadaki tüm anti-emperyalist güçler, Chávez’in “bağımsızlık” mirasına sahip çıkıyorlar.
Kısaca durumu açıklarken bu durum karşısında bizdeki Tek Adam “Kardeşim” dediği Madur’onun başına gelen ilkellik, hukuksuzluk ve haksızlık karşısında sesini çıkaramamıştır!!!!!
Çünkü ülkemizde uyguladığı demokrasi karşıtı hukuksuz uygulamalar sonucu tükenen ve halk nezdinde meşruiyetini kaybetmiş olan Tek Adam koltuğunu koruyabilmek için Saldırgan Trump’a teslim olmuştur.
Ayrıca dünyada da bu saldırganlığa karşı tavır koyacak yürekli, cesur ve devrimci liderler artık yoktu.
Örneğin:
O gün Bolivya’da Evo Morales vardı.
O gün Uruguay’da José “Pepe” Mujica vardı.
O gün Küba’da Fidel Castro vardı.
Oysa bu saldırı meydana gelirken bugün Venezuela’yı yöneten Maduro’nun tartışmasız ciddi hataları vardı.
Ancak bu saldırının sebebi Maduro’nun uyguladığı baskılar ve halkın yoksulluğu değildi.
Emperyalizm hiçbir zaman hiçbir ülkede halkın refahını ve haklarını savunmak için müdahale etmez ve yönetenlerin uyguladığı baskılar hatta faşizmle ilgilenmez.
ABD ve tüm emperyalistler o ülkelerin kaynaklarıyla ilgilenir.
Venezuela’nın petrolü, altını, koltanı ve yeraltı zenginlikleri ABD’nin iştahını kabartmaktadır.
Mesele demokrasi değil; mesele toprağın altındaki servetin kimin denetiminde olacağıdır.
Durumu iyice doğru anlamamız ve ülkemizdeki tükenen iktidarın koltuğunu korumak uğruna ABD’ye yalvar yakar gidip ülke kaynaklarını saldırgan Trump’a sunmasının ağır sonuçları olacağının farkına varıp bir an önce bu karanlık döneme ülkemizde son vermemiz gerekmektedir.
Sonuç olarak Nicolas Maduro New York’taki gözaltı merkezine götürüldü.
ABD’nin dayattığı bu durum hukuksuz ve haksız bir uygulamadır.
Venezuela bugün gece yarısı bombalanarak emperyalizm ile baskıcı rejim arasında boğulmak isteniyor.
ABD’nin dayattığı sistem demokrasi değildir.
Tüm dünya ülkeleri bu saldırgan barbarlığa ve Trump’ın saydığı devletlere müdahalesine izin vermeyip topyekûn karşı durmalıdır.
Ülkemizde ABD’nin uyguladığı bu barbarlığı doğru değerlendirmeli ve ülkemizi Dünya lideri Mustafa Kemal Atatürk’ün, devrimlerine sahip çıkarak yönetecek kadroları iş başına getirmelidir.
Sevgiyle saygıyla, eşit yurttaşlar olarak barış ve kardeşlik duyguları ile insanca, onurluca, özgürce, haksızlıklara ve hukuksuzluklara izin vermeden yaşayalım ve yaşatalım.
ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

BİR YORUM YAZ