Hasan Karabulut yazdı… Soruyorum NEDEN?
Hani bir şarkı var. ‘Beraber yürüdük biz bu yollarda, beraber ıslandık yağan yağmurda….’ Aslında. Şarkılarla, türkülerle, pek işim olmuyor şimdilerde. Önceden radyo programcılığı yaptığımız gençlik yıllarımızda daha içli-dışlıydım. Bu..
Hani bir şarkı var.
‘Beraber yürüdük biz bu yollarda, beraber ıslandık yağan yağmurda….’
Aslında.
Şarkılarla, türkülerle, pek işim olmuyor şimdilerde.
Önceden radyo programcılığı yaptığımız gençlik yıllarımızda daha içli-dışlıydım.
Bu şarkıyı slow parça olarak beğenen dinleyicilerimiz vardı.
Ara-kere istek yapırlırdı. Biz de play tuşuna basardık.
Günümüzde reis veya uzun adam denilen Recep Tayyip Erdoğan bu şarkıyı tekrar ülkemizin diline doladı.
Biz MGV’de yöneticiyken uzun adam da İstanbul’un belediye başkanıydı. O yıllara dayanır paralel Fetoş ile yollarda beraber yürümesi. Neredeyse her hafta ya bir açılışta ya bir konferansta Fetoş ile bir resim verirlerdi. Belediyenin imkanları da Fetoş’a hizmet etmekteydi. Kömür bunlara bir örnek. Zira yakalanan kaçak kömürler MGV’ye gönderilecek diye beklerken bir de bakmışsın Fetoş’un yurtlarına verilmiş.
İşte olayın iç yüzü. Bursa MGV’de yöneticiydim. Üniversite kız öğrenci yurdumuzda kışın yaklaşmasıyla ısınma ihtiyacı gündeme gelmişti. Bir kardeşimiz ‘İstanbul Belediyesi bizim her gün kaçak kömür yakalanıyor, Tayyip’i arayalım bize bir kamyon kömür göndersin bu seneyi böyle geçirebiliriz’ demişti. İstanbul ile yapılan görüşmede ‘biz kömürleri hoca efendinin (Fetoş’un) yurtlarına veriyoruz’ cevabı ile sarsılmıştık. Kömürleri istemeye hakkımız olduğunu düşünüyorduk. Çünkü belediye kazanıldığında dağ gibi çöp yığınlarını temizlemek için Bursa’dan bizler de gitmiştik. Ancak bir çöp poşetine dahi eli değmemiş Fetoş bizden değerliymiş.
Daha çok örnek verilebilir, bu örnekler var, ama reisi kandırdı denilen Fetoş’tan, bir örnek yeterli.
O yıllarda Fetoş ile el ele kol kola yürüdüler. Sonunda Fetoş’u ‘FETÖ’ diyerek terörist ilan ettiler. Şimdi de 50 Bin kişinin katilleri teröristlerle yol yürümeye başladılar. Bebek katilini muhatap almaya başladılar. Birini bırakıp diğerine sarıldılar tabiri tam da yerine oturuyor. Elbette bu durum şehitlerimizin gazilerimizin hepimizin kanına dokunuyor.
Neyse devam edelim, gel zaman git zaman Refah Partisi’nin prenslerinden bütün taban tarafından değer verilen reis, uzun adam, bir şiir okur ve mahkum edilir. Yer olarak Edirne seçilmiştir. Türkiye’nin her yerinden akın akın ziyaretçileri olur Refah tabanından.
Hapisten çıkınca O ise kendisine teveccüh eden Refah tabanının aksine bir şarkıcının evinde ardından da Güniz sokakta oturan şapkasıyla ünlü Süleyman babanın yanında alır soluğu. Refah tabanı ise Erbakan’ın yanına gitmemesine bir anlam verememişti, olacak olaylardan bi haber gelişmeleri takipteydiler.
Hiç de Milli Görüşçü gibi hareket etmemektedir aslında, lakin Kasımpaşalı olması boyunun uzun olması Talat Paşa gibi konuşurken kendini dinletir olması, bir bildiği vardır diye düşünülmesine neden olmuştu.
Aldığı cezadan dolayı muhtar bile olamayacakken gelinen nokta ne kadar enteresan değil mi?
AK Parti ile yollarda beraber yürüdükleri tarafından sırasıyla aldatıldığını bir bir açıklaması kadar enteresan.
Bakar mısınız hapishane öncesi ve sonrası farklılık ‘NEDEN’ kaynaklanıyor!
Zatları Milli Görüş tabanı tarafından “YUSUF MEDRESESİNDE” diye bilinip de ziyaret üstüne ziyarete gittikleri uzun adamın oda arkadaşının Edirne’de trafik kazasından hüküm giymiş! ABD’li bir Albay olduğunu bilmeleri halinde acaba aynı düşüncede olacaklar mıydı?
Acaba uzun adam Recep Tayyip Erdoğan, Edirne’de ABD’li albay tarafından kendilerine ve siyonizme hizmet ettirilmek amacıyla eğitilmiş olabilir miydi? Baktığımızda iktidarı süresince bölgemizde ABD ve israilin her istediği gerçekleşti.
Ne ilginç değil mi! Bir papazı bile elinde tutamıyorken ABD’li bir albay trafik kazasından Türkiye’de bir yıl boyunca hapishanede yatıyor! Papaz için ortalığı yıkan ABD, hapiste tutulan albayı için gıkını çıkarmıyor!
Hapishanede eğitilenlere bir iki örnek daha verebiliriz. Hapse girerken faklı eğitimden sonra farklı davranışlar sergilediler. Bir tanesi Adnan Oktar, Diğer örneğimiz. Cübbeli. Koğuş arkadaşı haham idi. İçeride birlikte kaldılar. Düşünsenize, ABD’li bir albayı hapse tıkıyoruz ABD’nin hahamı paketliyoruz israilin gıkları çıkmıyor.
Şimdi hapse tıkılanlar da eğitiliyor olabilir diye insanın aklına geliyor doğrusu.
Biz de bu olup bitenleri yiyoruz.
Geçen yaklaşık 25 yıla baktığımızda ister istemez bazı sorular geliyor akıllara.
Neden seni BOP(BİP) eş başkanı yaptılar? Neden üstün cesaret ödülü ile ödüllendirdiler? Neden Gazi meclisimizde israilin katilini konuşturdunuz ve ayakta alkışladınız? Neden Akdamar kilisenini açtınız? Neden papayı 1700 yıl sonra ülkemize soktunuz. Neden şehitlerimizin ardı arkası kesilmiyor? Neden kızlarımız sokaklarda göbeği açık geziyorlar? Neden PKK’yı meşrulaştırmak için canla başla çalışıyorsunuz. Neden “İSTİHBARAT PAYLAŞIM ANLAŞMASINI” imzaladınız? Neden şehit kanıyla sulanmış topraklarımızı yabancılara satışa çıkardınız?
Merhum Ferdi Tayfur’un şarkısında dediği gibi “NEDEN!” İle başlayan necip milletimize cevabını vermek zorunda olduğunuz bir çok sorumuz var.
‘Bize bu soruları kimse soramaz’ diyemezsiniz.
Hz. Ömer ‘yanlış yaptığımda beni kılıçlarınızla uyarınız’ diyorken biz bu soruları sana/size sorarız. Ahirette sıkıntı çekmeyin diye bu soruları sana/size soruyoruz. Dost acı söyler onun için bu soruları ve daha fazlasını sana/size sorarız!
Mesut Yılmaz ‘İmam Hatip Okullarını kapatmak siyasi hayatıma mal olsa da yapacağım’ dediydi. Korkarım bu yaptıklarınız da senin ve sizin ahiret hayatınızı kaybetmeye kadar gidiyor.
Yaptıklarınızın hepsi seni ve sizi uçuruma götürüyor. Hem de ‘ Seir, Hutame, Lezza, Sekar, Cahim, Haviye Cehennem’ uçurumuna!
Kandırıldık demekle bu işten dünyada da ahirette de kurtulamazsınız.
Hocası kandırmış, iş adamı kandırmış, açılım yaptıkları kandırmış, velhasıl “yollarda beraber yürüdükleri” kandırmış.
Erbakan hocamız haklıymış sizlere çoluk-çocuk derken.
Çocuk musunuz kandırılıyorsunuz, ya da kimi kandırıyorsunuz! Neden!
Acaba sen mi/siz mi necip milletimizi kandırıyorsunuz?
Ortada aşikar bir kandırma var!
Unutmayın dostlar; “Bizi aldatan bizden değildir.”(Hadis)
