POLİTİKA 

İktidar emekçileri işsizliğe, açlığa, yoksulluğa ve geleceksizliğe daha çok mahkum etti

Sosyal Medyada Paylaş

Sol Örgütü’nden gündeme dair basın açıklaması. Sol Parti Bursa Örgütü üyelerinden 15 Temmuz Demokrasi ve Şehreüstü Meydanı’nda gündemi ilgilendiren konularla ilgili yaptıkları basın açıklamasında;

KADINLAR-İSTANBUL SÖZLEŞMESİ- Parti Üyesi Sevgiye Özmen;

Bir gece kararnamesiyle İstanbul Sözleşmesi’nden hukuksuzca çıkıldığı duyuruldu. Doğrudan Cumhurbaşkanı’nın imzasıyla alınan kararla kadınların yaşamları bir kez daha tehdit altında. Uygulamamakta israrcı olunduğu için her gün kaybetiğimiz kız kardeşlerimizden, kadına yönelik şiddetten sorumlusunuz!

Kadına yönelik şiddeti bitirme sözü daha hafızalarda tazeyken İstanbul Sözleşmesi’nden çıkma kararı AKP iktidarının ve siyasal islamcı gericiliğin kadına yönelik şiddeti bitirmeyi bırakalım ancak sorumlusu olabileceğini bir kez daha göstermiştir. Her tartışmaya açtığınızda söylediğimiz gibi kadına yönelik şiddetin sorumlusu haklarımızı gasp etmeye çalışan, yasaları ve sözleşmeleri uygulamayan iktidardır. Tüm karalamalara rağmen İstanbul Sözleşmesi kadınların yaşamlarını güvence altına alan ve doğrudan ülkemizde hazırlanmış uluslararası bir sözleşmedir; sözleşmeden çıkmak için atılan imza doğrudan kadına yönelik şiddetin önünü açma beyanıdır.

Milyonların artık sırtında istemediği iktidar köşeye sıkıştıkça saldırganlaşıyor ve her gün bir hakkımıza saldırıyor ancak unutulmasın ki Kadınların yaşamlarının yanında tek adamın koltuk sevdası bir hiçtir. Her bir kız kardeşimizin yaşamı kirli koltuk oyunlarınızdan değerlidir; kadınları ateşe atmaktan vazgeçin. Söyledik yine söylüyoruz İstanbul sözleşmesi bizimdir, İstanbul sözleşmesi bütün kadınlarındır; vazgeçmiyoruz! Bütün kadınları yaşamlarımızı hedef alan bu saldırı karşısında İstanbul Sözleşmesi’ne sahip çıkmaya çağırıyoruz.

EMEKÇİLER –Parti üyesi Emin Burta;

Covid 19 pandemisinin bir yılını geride bırakırken geride emekçiler için maalesef kocaman bir yıkım tablosunu da geride bırakıyoruz. Geçtiğimiz bir yılın içinde iktidar emekçileri işsizliğe, açlığa, yoksulluğa ve geleceksizliğe daha çok mahkum etti. İşçilerin emeğinden alınarak oluşturulan işsizlik fonu yağmalanarak sermaye çevrelerine kaynak aktarımının bir aracı haline getirildi. Kısa çalışma ödeneğinden faydalanamayan emekçiler ücretsiz izine mahkum edildi. Kod 29 bahane edilerek göstermelik olan işten çıkarma yasağını delme imkanı yine bu dönemde sermayeye sağlandı. Gelinen noktada işsizlik fonunun içinin boşaltılmasıyla beraber ücretsiz izine çıkarmalarda büyük bir artış beraberinde geldi, emekçiler daha yoğun bir işsizlik ve belirsizlikle baş başa kaldı.

Herhangi bir destek paketi oluşturulmaksızın pek çok küçük işletme ve buradan geçimini sağlayan emekçiler kendi hallerine terk edildi. Önlem adı altında bu işletmelerin faaliyetlerine kısıtlama getiren iktidarsa lebalep kongrelerini yapmaya devam ederek her geçtikleri ildeki vaka sayılarını tırmandırdı, halk sağlığını hiçe sayarak 1 yılı aşkın süredir izin kullanmadan, gecesini gündüzüne katarak çalışan sağlık emekçilerinin de emeğini kendi siyasi çıkarları uğruna heba etti.

Tüm bu olan biten göstermektedir ki iktidarın masasında emekçiler lehine bir gündem ya da program yok. Büyük sermaye grupları ve kendi siyasal ikballeri dışında hiçbir ajandası olmayan AKP politikalarına karşı tüm işçileri aşağıdaki başlıklar altında SOL Parti çatısı altında mücadeleye çağırıyoruz.

1- Temel gıdadan, ısınma, barınmadan vergiler kaldırılmalıdır.

2- İşsizlik Sigortası Fonunun amaç dışı kullanımına son verilmeli. Fondan sermayeye aktarılan kaynak kesilerek işçilere aktarılmalıdır.

3- Tüm işçiler hiçbir şarta-kurala bağlı olmadan kısa çalışma ödeneğinden yararlandırılmalı, kısa çalışma ödeneği işçinin çalışırken aldığı ücret olmalıdır.

4- 7244 sayılı yasayla nakdi ücret desteği altında ücretsiz izne çıkarma bahanesiyle patronların işçileri işsizliğe, açlığa mahkum bırakan uygulamaları derhal sonlandırılmalı.

5- İş kanununda amacı dışında işçi kıyımına neden olan Kod29 derhal kaldırılmalıdır.

EĞİTİM- Parti üyesi Yaser Laçin;

Eğitim sistemi, iktidarın kendi varlığını sürdürebilmesi için kullandığı en önemli araç ve alanlardan biridir. Şu an iktidar, hem kendi politikalarını devam ettirmek, hem de dindar ve kindar nesil yaratma projesini hayata geçirmek üzere eğitim sistemini tahrip etmeye devam etmektedir.

Ayrıca eğitimde ticarileşme ve piyasalaşma giderek derinleşmektedir. Devlet okullarına bütçeden pay giderek azaltılarak paralel vakıf ve cemaatlere aktarılmakta, özel okullar desteklenmekte, bu durum da çocuklarımızın nitelikli eğitime ulaşmada fırsat eşitliğini ortadan kaldırmaktadır.

Yaşadığımız pandemi sürecinde de çocuklarımızın eğitime ulaşmadaki fırsat eşitsizliği daha fazla derinleşmiştir. Adına “uzaktan eğitim” dedikleri sistem, dezavantajlı öğrencileri, anadili Türkçe olmayan öğrencileri, göçmen çocuklarını ve çalışmak zorunda olan öğrencilerimizi yok saymış, erişim araçlarından yoksun olan milyonlarca öğrenci erişim sağlayamamıştır. MEB’ının öngörüden, bilimsellikten ne kadar uzak olduğu bir kez daha görülmüştür.

Eğitim alanında uzun yıllardır yaşanan bu karanlık gidişata son verebileceğimizi biliyoruz. Öğrencilerin, öğretmenlerin, velilerin ve tüm muhalif kesimlerin örgütlü mücadelesiyle laik, kamusal, bilimsel eğitim talebimizi yükselterek haykırmaya devam edeceğiz. Sol Parti olarak, tüm alanlarda olduğu gibi eğitim alanında da eğitim bileşenlerini Sol Partide mücadele etmeye davet ediyoruz.

Birlikte güçlüyüz, birlikte başaracağız, çocuklarımızın geleceğini birlikte kazanacağız.

GENÇLİK- Parti üyesi Uğur Güler ;

Türkiye ekonomisi uzunca süredir alarm vermektedir. Neo-liberal ekonomi politikalarının kaçınılmaz sonucu olarak giderek dışa bağımlı hâle gelen Türkiye ekonomisi yeni istihdam alanları yaratamaz hale gelmiştir. İşsizlik rekor seviyelerde seyrederken işsizler ordusunun en büyük kısmını gençler oluşturmaktadır. 2021 Mart ayı istatistiklerine göre Türkiye’de her iki gençten birisi, Dünya’da ise her altı gençten birisi işsizdir. İstihdam alanlarının hızla düştüğü, milyonlarca gencin iş bulabilmek umuduyla her sene üniversite sıralarını doldurduğu göz önüne alındığında meselenin vahameti daha iyi anlaşılacaktır. Bir şekilde iş bulabilen gençler ise neredeyse 19. yüzyıl kapitalizmini andıran güvencesiz koşullarda, ne bugününden ne de yarınından emin olmadan çalışır hale gelmiştir. Ücretsiz/ücretli stajyerliği, deneme süresini dayatan sözleşmeler aracılığıyla elde kalan son güvence kırıntıları da budanıyor.
Sözde genç işsizliği azaltmak için meclise getirilen yasa tasarısı, siyasi iktidarın emekçilere ama en çok genç emekçilere yönelik tavrını gözler önüne seriyor.

Genç işsizlikte durum böyleyken AKP iktidarının üniversiteler üzerinde yürütmekte olduğu anti-demokratik ve gerici politikaları hız kesmeden devam etmektedir. AKP’li Cumhurbaşkanı Erdoğan, 676 sayılı Kanun Hükmünde Kararname (KHK) ile üniversiteleri de tamamıyla kontrolü altına almıştır. Bu tarihten itibaren birçok üniversiteye rektörler demokratik yöntemler hiçe sayılarak, Erdoğan’ın şahsi tercihleriyle belirlenmiştir. 2016’dan bu yana üniversitelere rektör olarak atanan isimlerin 23 tanesi AKP’li, 19’u ise ilahiyat mezunudur. Rektör atama yetkisi Erdoğan’a verildiğinden beri üniversitelerin yerel ve uluslararası sıralamalarda gerilediği yapılan araştırmalarla tespit edilmiştir.
İktidarın üniversitelere yönelik eğitimin içini boşaltma ve kendi denetimine alma hamleleri gençlik tarafından hiçbir zaman benimsenmeyecektir. Yıllardır ODTÜ’de ve diğer üniversitelerde kayyum rektörlere yönelik yürütülen bir mücadele ekseninin yanı sıra pandemi döneminde yükselen Boğaziçi Üniversitesi bileşenlerinin kayyum rektör atamasına karşı sürdürdüğü direniş de iktidarın gençleri tahakküm altına alamadığının bir kanıtıdır. Gençlik içerisinde oluşan muhalif hat, iktidar tarafından gerçekleştirilen yüzlerce gözaltı ve ev hapsiyle bastırılmaya çalışılmaktadır. Biz Sol-Genç olarak buradan iktidarın tüm baskı ve zor uygulamalarına karşı sessiz kalmayacağımızı, demokratik, özerk üniversite talebimizi her alanda sürdürmeye devam edeceğimizi bir kez daha dile getiriyoruz.

SONUÇ -İl Başkanı Uğur Kurt;

Görüldüğü gibi, iktidarın politikaları yaşamın her alanını adeta sorun yumağı haline getirmiş durumda. Nereye el atsanız elinizde kalıyor. Ekonomi, eğitim, gençlik, dış politika, vs.

İşsizlik, yoksulluk, hayat pahalılığı diz boyu. İnsanlar kendi kaderlerine, açlığa ve ölüme terk edilmiş durumda.

Aşı konusundaki belirsizlikler aynen devam ediyor. İnsanlarımız yaygın aşıya ve sağlık hizmetlerine hala erişemiyor.

Hepiniz AKP kongrelerini televizyonlardan izlemişsinizdir. Hınca hınç dolu salonlarla övünen iktidar partisinin bakanı, kongre haberlerinden 5-10 dakika sonra aynı yayında utanmadan maske-mesafe-hijyen uyarısı yapabiliyor. “Pandemiyle mücadele sizin elinizde” diyerek gelinen noktada bir de halkı sorumlu tutuyor. Onlar pişkinlikte sınır tanımazken insanlarımız ölmeye, onlar da sefalarını sürmeye devam ediyor.

Gençlerin yarısından fazlası işsiz ve umutsuz. Birçoğu iş aramaya dahi gidemiyor. İktidarın yerel yönetimi de gençlere el uzatmak bir yana, toplu ulaşıma zam üstüne zam yapmayı tercih ediyor.

Bu iktidara ve iktidarın kötü kopyası olmaya çalışan düzen muhalefetine mecbur da değiliz, mahkûm da değiliz.

Bu sorunlar yumağından ancak ve ancak sol değerler etrafında örgütlenerek kurtulabiliriz.

Kendi kaderimizi elimize alarak, Sol politikalar etrafında örgütlenerek onları yenebilir, emekten, eşitlikten, özgürlükten yana bir yaşamı mümkün kılabiliriz.

SOL demek, emeğin çıkarlarını gözetmek demek, Sol demek kamuculuk demek, bağımsızlık, özgürlük ve eşitlik demek.

SOL demek bu ülkenin aydınlanma birikimini daha ileriye taşımak demek. Din sömürüsünün olmadığı, ayrımcılığın olmadığı bir yaşam demek.

Gelin böyle bir yaşamı birlikte kuralım. Gelin bu sömürücü zorbalardan kurtulalım.

Gelin, Sol Parti’de örgütlenelim.









Diğer Haberler

Yorum Yaz

shares