GÜNCEL 

Basın Meslek Örgütleri: Basın kartını biz vermeliyiz!

Sosyal Medyada Paylaş

Danıştay, Basın Kartı Yönetmeliği’nde bazı maddelerin yürütmesini durdurdu. Meslek örgütleri kararın olumlu olduğunu ancak basın kartlarını meslek örgütlerinin vermesi gerektiğinin altını çiziyor.

Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulu, Basın Kartı Yönetmeliği’nde bazı maddelerin yürütmesini durdurdu. Karara göre İletişim Başkanlığı “Milli güvenlik ya da kamu düzenine aykırı davranışlarda bulunması” ile “Bunları alışkanlık edindiği/edinmesi” gibi gerekçelerle basın kartı alınmasını engelleyemeyecek, alınan kartları iptal edemeyecek. Ancak Danıştayın verdiği karar sonrası İletişim Başkanı Fahrettin Altun Twitter hesabından “Basın Kartı Yönetmenliği’mizin bazı maddeleri Danıştay tarafından iptal edilmiş. Daha iyisini yapmak için derhal çalışmaya başladık. Görevde olduğumuz müddetçe “gazetecilik” adı altında “terörizm propagandası” yapanlarla mücadele edeceğiz. Terör seviciler boşuna sevinmesinler!” dedi. Basın meslek örgütleri ise kararın mutlaka uygulanması gerektiğini belirtiyor.

Çağdaş Gazeteciler Derneği dava açmıştı

Çağdaş Gazeteciler Derneği, yaklaşık iki yıl önce yürürlüğe giren yeni Basın Kartı Yönetmeliği’ne karşı dava açmış ve Danıştay 10. Dairesi, basın kartı için getirilen sigorta primlerinin basın iş yasasına göre yatırılması şartını kaldırmıştı.

Başka hükümlerin de yürütmesinin durdurulması talebi reddedilince İdari Dava Daireleri Kuruluna itirazda bulunulmuş, burada verilen karara göre ise İletişim Başkanlığı “Milli güvenlik ya da kamu düzenine aykırı davranışlarda bulunması” ile “Bunları alışkanlık edindiği/edinmesi” gibi gerekçelerle basın kartı alınmasını engelleyemeyecek, alınan kartları iptal edemeyecek.

“Keyfilik ve hukuksuzluk belgelendi”

Türkiye Gazeteciler Sendikası (TGS) Genel Başkanı Gökhan Durmuş, Danıştayın İletişim Başkanlığı tarafından değiştirilen Basın Kartları Yönetmeliği’ni basın özgürlüğüne aykırı bularak iptal etmesinin olumlu bir karar olduğunu belirterek “İletişim Başkanlığı basın kartları konusunda neredeyse 3 yıldır keyfi bir politika izliyor. Danıştayın verdiği bu karar, basın kartlarının veriliş sürecinde biz meslek örgütlerinin itiraz ettiği keyfiliği ve hukuksuzluğu belgeledi.” dedi.

Gazetecinin kim olduğunu karar verecek olan merciinin basın meslek örgütleri olduğunun altını çizen Durmuş “Dolayısıyla basın kartlarını verecek olan da meslek örgütleri olmalıdır. Danıştayın verdiği bu karardan sonra İletişim Başkanının ‘Hatalarımızı düzelteceğiz’ demesi beklenirken, ayrıştırıcı, hedef gösterici bir dil kullanmaktadır. Eleştirmek, yanlış politikaları kamuoyuna duyurmak ‘terör seviciliği’ değil gazeteciliğin gereğidir.” dedi.

“İsteniyor ki herkes iktidarı övsün”

Durmuş şöyle devam etti: “İktidarı övmeyen, haber yapan gazetecileri ‘terör propagandası’ yapmakla suçlamak en hafif tarifle vicdansızlıktır.  İsteniyor ki herkes iktidarı övsün, yaptığı hataları kamuoyuna duyurmasın, hep alkışlasın, hep alkışlasın… Bu zihniyetin gözünde alkışlamayan herkes terörist. Onlar kartı versin ya da hukuku çiğneyerek vermesin. Bu ülkede binlerce gazeteci gerçeklerin peşinde mesleklerinin gereğini yapmaya devam edecek, gazeteciler meslek örgütleri ile birlikte ceplerindeki kartın rengi için değil gerçeklerin kamuoyuna ulaşması için mücadele edecek.”

“Basın özgürlüğünü engellemektir”

Geçtiğimiz günlerde Çağdaş Gazeteciler Derneği Genel Başkanı Can Güleryüzlü yaptığı açıklamada “Basın kartı vermemek basın özgürlüğünü, gazetecinin çalışmasını engellemektir. Basın kartını komisyon kararı olmadan iptal etmek hukuki değildir. Gazeteci, bazı davranışları ‘Alışkanlık haline getirmesi’ gibi muğlak ifadelerle engellenemez. Gazetecinin kartını keyfi olarak iptal edemezsin, ‘Ömür boyu başvuru yapamaz’ diyemezsin. Basın ve ifade özgürlüğü vazgeçilmezdir, bunun için memura değil gazeteciye kart verilmelidir” dedi ve meslek örgütlerine ortak mücadele çağrısı yaptı.

“Gazeteciler kart almak için yıllardır bekliyor”

Türkiye Gazeteciler Cemiyeti (TGC) Genel Sekreteri Sibel Güneş ise Türkiye’de gazetecilerin, ne zaman toplanacağı belli olmayan, basın meslek örgütlerinin temsil edilmediği, tamamı iktidara yakın kurumların temsilcilerinden oluşan Basın Kartı Komisyonundan kart almak için yıllardır beklediğini hatırlattı. Güneş 50 yıldır gazetecilik yapan gazeteciler de dahil çok sayıda gazetecinin basın kartlarının ‘incelemede’ diyerek yıllardır verilmediğini, sürekli basın kartı olan gazetecilerin de keyfi gerekçelerle kartlarını alamadığını, Evrensel, Birgün, Cumhuriyet gibi gazetelerde çalışan gazetecilerin kartlarının da zorlukla verildiğine ya da hiç verilmediğine dikkat çekti.

“İletişim Başkanlığının açıklaması umut vermiyor”

Güneş; Danıştayın Basın Kartı Yönetmeliği’ndeki bazı maddeleri iptal ederek basın kartı verilmesinin önündeki engellerin hafifletecek kararlar almasının olumlu bir gelişme olduğunu ancak iktidarın bunu nasıl okuyacağı ve nasıl bir düzenleme yapacağının önem taşıdığını belirterek şöyle devam etti: “Bugüne kadar iktidar, halkın haber alma ve gerçekleri öğrenme hakkı adına olumlu bir adım atmadı. Atılan adamlar basın ve düşünceyi ifade özgürlüğünü engellemeye yönelik. Danıştayın kararının ardından İletişim Başkanlığı tarafından yapılan açıklamalar da umut vermiyor. Çünkü iktidarın kamu yararına olmayan faaliyetlerini haberleştiren gazetecileri terörist, gazetecilik faaliyetini terör faaliyeti gibi görme alışkanlığı, yapılacak düzenlemelerin kamu yararına olmasına engel oluyor. Basın Kartı Komisyonunun bağımsız gazetecilik meslek örgütlerinden oluşan önceki yapısına dönüşmesi, toplantı tarihlerinin kamuoyuna önceden duyurulması gerekiyor. Kart alan, alamayan tüm gazetecilerin isimlerinin şeffaf bir şekilde paylaşılması şart. Kart alamayan gazeteciler için de hukuki gerekçelerin ortaya konması gerekiyor.”

“Bu ayrımcılık bu kurumların utancıdır”

Sınır Tanımayan Gazeteciler (RSF) Türkiye Temsilcisi ve Bianet Medya Özgürlüğü Raportörü Erol Önderoğlu Anayasa Mahkemesi ve Danıştay gibi yüksek yargı kurumları, gazetecilik haklarını teslim etse de iktidara endeksli Basın İlan Kurumu ve Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanlığı gibi kurumların siyasi projelerine ters göründüğü için buna kulak tıkadığını aktardı.

Önderoğlu şöyle dedi: “Irkçılık ve kışkırtıcılık yapanlar basın kartı alabiliyor ancak 51 yıllık bir Gazeteci Aydın Engin’e sürekli basın kartı verilmediği için o da yargıya gitti. Bu ayrımcılık bu kurumların utancıdır. Eleştirel gazeteciyi düşman gören zihniyet değişmedikçe, Danıştay kararından sonra girişecekleri değişikliklerin yine bu kararı etkisiz kılmayı amaçlamasından endişeliyiz.”

“Basın kartlarını sendikalar vermeli”

DİSK Basın İş Başkanı Faruk Eren, Danıştay İdari Davaları Kurulunun basın kartıyla ilgili kararının kuşkusuz çok önemli olduğunu aktararak “Gazeteci meslek örgütleri var olan uygulamanın haksızlığı, partizanlığı konusunda her platformda itirazlarını dile getirdi. Danıştayın bu kararı da Çağdaş Gazeteciler Derneğinin başvurusuyla alındı” bilgisini verdi.

“Biz DİSK Basın İş olarak eski sistemin de şu anda var olan garabet sistemin de yanlış olduğunu savunuyoruz. Basın kartının bir gazetecilik ruhsatı olmadığını düşünüyoruz ve devlet tarafından verilmesine karşı çıkıyoruz” diyen Eren basın kartlarının başka ülkelerde olduğu gibi gazetecilik alanında örgütlenen sendikalar tarafından vermesi gerektiğini aktardı.

Danıştayın kararının hemen ardından Fahrettin Altun’dan gelen açıklamanın kendisini şaşırtmadığını aktaran Faruk Eren şunları söyledi: “Var olan hukuk sisteminin bir devamı Altun’un açıklamaları. Nasıl yeni hukuk sisteminde yerel mahkemeler Anayasa Mahkemesinin kararını uygulamıyorsa, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesinin kararları uygulanmıyorsa şimdi de Saray’ın İletişim Başkanı, bu kararı uygulamayacağını, yeni düzenleme yapacağını deklare ediyor. İstenen; kimin gazeteci olup olmadığına, kimin gazetecilik yapıp yapmayacağına sadece Saray’ın karar vermesi. Tabii ki biz gazeteciler ve DİSK Basın İş olarak böyle bir duruma asla boyun eğmeyeceğiz.”









Diğer Haberler

Yorum Yaz

shares