OYUNLAR
Bursa Vatan Medya Gurubu köşe yazarı Ahmet Koçak makalesinde; Günümüzde bilgisayardan, cep telefonundan oyun oynamayanımız yoktur. Çocukluğumuzda fiziki oyunlar oynardık. Fiziki oyunların fiziki sonuçları olurdu; Güneşte yanar, soğukta donar, emek verir yorulurduk. Şimdilerde evde yattığımız yerden sanal oyunlar oynanıyor ve sonuçları da sanal oluyor.
Oyun oynamak çocuklukta başlar. Yaşama oyunlarla hazırlanırız. Oyun yaşam boyu sürer. Çocuklukta oyunu kurallarına göre dürüst oynamak öğretilir. Büyüdüğünde oyuna hile karışır yenilir, yenilmeyi; yener yenmeyi öğreniriz. Hileciler her zaman yener. Mutlu olur mu? Bu görecelidir.
“Öyle bir yaşta idim ve öyle bir mizaçta idim ve çocukluğumda o kadar az oyun oynamıştım ve aldatmasını o kadar az öğrenmiştim ki, yalan bana suçların en ağırı gibi geliyordu ve bir yalan söylendiği zaman insanların değil, eşyanın bile buna nasıl tahammül ettiğine şaşırıyordum.” Peyami Safa.
Çocukluğumda çok oyun oynasam da yalana, hileye Peyami Safa gibi ben de alışamadım. İnsanların yalana nasıl inandıklarına, hileyi nasıl da görmezden gelebildiklerine; eşyaların buna nasıl dayandığına ben de hala şaşırıyorum.
Gençliğimde oyunlara kahvehanelerde devam ettim. İyi okey oynar, tavlada iyi zar tutardım.. Orada da hilecilerle tanıştım. O yıllarda sosyalleşmenin başka bir yolu kahveler ve lokallerdi..
Facebook’tan oyunlar oynuyorum. Çok oyuna başladım. İlgimi çeken uygun üç oyun kaldı. On yıldır oynadığım bu oyunlar: Candy Crush Saga, Farm Horeos Saga, Mahjong Trails. Her sabah jokerleri alır, oyun hakkım bitene kadar oynarım. Oyunlar öyle güzel ayarlanmış ki hiç haksızlık, hile yapmaz, jokerler hep verilirr.
Oynarken hem dinlenir, hem de günü planlarım. Yazılarımı, romanlarımı zihnimden geçiririm. Onlara ekleyeceğim tümceler aklıma hep oyun oynarken gelir. Oyunu beklemeye alır yazıya dönerim. Aklıma gelenleri yazar oyunlara tekrar dönerim. Sadece Majhoing Trails oyunu böyle bir olanak vermez. Bu oyunda sürekli dikkatli, hızlı olmam gereklidir. Bu oyunun unutkanlık hastalığına yakalanmamı önleyeceğine inanırım.
Oyun oynamak çocuklukta başlar yaşam boyu sürer. Ölünce sona erer. Bernard Shaw oyun için diyor ki: “Yaşlandığımız için vazgeçmeyiz oyun oynamaktan, oyun oynamaktan vazgeçtiğimiz için yaşlanırız.”
Ben de yaşlanmamak için oyun oynayanlardanım. Herkes gibi çocukken fiziki oyunlarla başladım. Çağa ayak uydurup sanal dünyaya daldım.
Çocuklarım dönemlerinin oyunlarını oynamak istediler. Onlara oyun aletleri aldım. Baktım bir hevesle başlayıp bıraktılar. Para boşa gitmesin diye başladım ben oynamaya. Anımsadığım oyunlar; Süper Mario, Road Fighter, Tetris… Bunlardan Road Fighter en uzun süre oynadığım oyundu. Okuldan eve döndüğümde yemekten sonra bu oyunu oynardım.
Zamanın Cumhurbaşkanı Kenan Evren için “Tetris’te bin yaptım” gülmecesi yayılmıştı. Ben iki bin yapmıştım. Aletler bozulana kadar devam ettim.
Oyunlar zihnimi sürekli uyanık halde tutmamı sağlar. Böyle bir yazı yazma fikri de oyun oynarken aklıma geldi.
Sapık insanlar yüzünden çocuklar bayram şekeri toplamaz, sokaklarda oynayamaz oldular. Bu durum onları evlere hapsetti. Çocuk evde nasıl zaman geçirecek? Bilgisayar çağındayız ve imdada İnternet oyunları yetişti. Fiziki oyunları oynayamadan sanal oyunlara geçtiler. Bu oyunların iyi yönleri: Zekâlarını, el becerilerini, sözcük dağarcıklarını geliştirdi ve yabancı dil öğrenmelerini kolaylaştırdı. Okullarda on altı yılda öğrenemedikleri İngilizceyi sanal oyunlardan ilkokul çağında öğrendiler. Kötü yönleri ise; Oyun nerede bitiyor, hayat nerede başlıyor, anlayamadılar. Gerçek yaşamla sanal yaşamı karıştırdılar.
Sanal saldırgan oyunlar ile saldırganlaştılar; gerçek dünyada cinayetler işlemeye başladılar. Bu da oyunlara sınırlamaya, engellemeye neden oldu.
“Çocuklar oyun oynama özgürlüğüne ve zamanına ihtiyaç duyarlar. Oyun bir lüks değil, bir zorunluluktur.” — Kay Redfield Jamison
