Nilüfer Kent Konseyi’nden Kuruçeşme Katı Atık Tesisi Projesine Bilimsel İtiraz

  • 15 Eylül 2026
Nilüfer Kent Konseyi’nden Kuruçeşme Katı Atık Tesisi Projesine Bilimsel İtiraz

Nilüfer Kent Konseyi, Bursa Çevre Mühendisleri Odası tarafından hazırlanan teknik rapor üzerinden Kuruçeşme’de yapılması planlanan Entegre Katı Atık Bertaraf Tesisi projesine ilişkin bilimsel ve teknik çekinceleri kamuoyuyla paylaştı.

Nilüfer Kent Konseyi, Kuruçeşme’de yapılması planlanan Entegre Katı Atık Bertaraf Tesisi’nin; aktif fay hattına yakınlığı, içme suyu havzaları açısından taşıdığı riskler, topografya ve eğim verilerindeki çelişkiler ile yetersiz kapasitesi nedeniyle çevre ve kent sağlığı açısından ciddi riskler barındırdığını açıkladı.

Nilüfer Kent Konseyi Yürütme Kurulu Başkanı Doç. Dr. Mustafa Berkay Aydın, Üniversite Temsilcisi Dr. Öğr. Üyesi Okan Aydın, Akademik ve Meslek Odaları Temsilcisi Murat Yaşar ve Genel Sekreter Arzu Tan’ın katılımıyla gerçekleştirilen basın açıklamasında, Bursa Çevre Mühendisleri Odası tarafından hazırlanan “Kuruçeşme Entegre Katı Atık Tesisi Teknik Değerlendirme Raporu” kamuoyuna sunuldu.

Açıklamada, Bursa’nın mevcut katı atık depolama alanı olan Hamitler (Yenikent) sahasının yüzde 86 doluluğa ulaştığı ve 2030 yılı itibarıyla kullanım ömrünü tamamlayacağının öngörüldüğü belirtilerek, kentte yeni bir atık bertaraf tesisine duyulan ihtiyacın açık olduğu ifade edildi. Ancak Kuruçeşme Projesi’nin bilimsel, teknik ve çevresel açıdan uygun olmadığı savunuldu.

“Bilimsel kriterler yerine bürokratik kolaycılık tercih edildi”

Bursa Çevre Mühendisleri Odası’nın teknik raporunda yer alan değerlendirmelere göre, Batı Havzası için gerçekleştirilen Analitik Hiyerarşi Süreci (AHP) puanlamasında Karacabey Muratlı sahası yüzde 16,58 puanla birinci öncelikli alan olarak öne çıktı.

Raporda, buna rağmen idari süreçleri ve ÇED kararı daha önce tamamlandığı gerekçesiyle Kuruçeşme sahasının öne çıkarıldığı ve bu yaklaşımın “bürokratik kolaycılık” anlamına geldiği ileri sürüldü.

Saha seçiminin ilk aşamasını oluşturan 2014 tarihli KTÜ raporunun ise sahaya özel toprak, jeoloji ve yeraltı suyu verilerini yeterince içermediği, genel Coğrafi Bilgi Sistemleri (CBS) filtreleri üzerinden hazırlandığı ve sonraki revizyonlarda Kuruçeşme sahasının yeniden puanlanmadığı belirtildi.

Proje alanında belirsizlikler ve hidrojeolojik riskler

Projenin teknik ve mekânsal incelemelerinde de önemli belirsizlikler bulunduğu ifade edildi.

Toplam 197 hektarlık proje alanının 117 hektarlık bölümünün (6362 ada/180 parsel) ÇED raporunda hangi tesis veya faaliyet amacıyla kullanılacağının açık biçimde belirtilmediği kaydedildi. Bu durumun, yerleşim alanlarına olan mesafelerin ve projenin olası çevresel etkilerinin sağlıklı biçimde değerlendirilmesini güçleştirdiği savunuldu.

Raporda ayrıca sahada yeraltı suyu izleme altyapısının bulunmadığı, yaklaşık 199 hektarlık alan için yalnızca 5 adet ve 8 metre derinliğinde sondaj yapılmasının yetersiz olduğu ve hidrojeolojik modellemenin eksik kaldığı belirtildi.

“Fay hattı ve su kaynakları açısından ciddi risk var”

Projenin sismik açıdan da değerlendirilmesi gerektiğine dikkat çekilen açıklamada, 2024 yılında bilimsel literatürde yer alan ve 1855 Bursa depremlerinin kaynaklarından biri olarak değerlendirilen yaklaşık 95 kilometre uzunluğundaki Kayapa-Yenişehir Fay Hattı’nın proje alanının yakınından geçtiği ifade edildi.

Açıklamada ayrıca, 27 Ocak 2025 tarihinde Nilüfer merkezli meydana gelen 4,0 büyüklüğündeki deprem hatırlatılarak bölgenin deprem riski açısından ayrıca değerlendirilmesi gerektiği belirtildi.

Deprem senaryolarında sızdırmazlık sisteminin bütünlüğünü doğrulayacak yeterli verinin bulunmadığı öne sürülürken, olası bir atık sızıntı suyunun karstik zemin ve Küçükkaraağaçlı Deresi üzerinden Kayapa ve Hasanağa bölgelerine, buradan da Bursa’nın önemli içme suyu kaynaklarından biri olan Çınarcık Barajı’na ulaşabileceği yönündeki riskin göz ardı edilmemesi gerektiği vurgulandı.

Eğim ve koku yayılımı konusunda da itiraz

Projenin topografik verilerinde de ciddi çelişkiler bulunduğu öne sürüldü.

Düzenli depolama alanları için yasal üst sınırın yüzde 15 eğim olduğu belirtilirken, ÇED raporundaki arazi diyagramlarında eğimin yüzde 12 ile yüzde 20 arasında değiştiği ifade edildi.

Hakim rüzgâr yönünün kuzeydoğu olması nedeniyle özellikle ilkbahar ve yaz aylarında oluşabilecek kokunun Kayapa Mahallesi’ni doğrudan etkileyebileceği öngörüsüne de açıklamada yer verildi.

“Tesis daha yapılmadan kapasite açısından yetersiz”

Açıklamada projenin kapasitesine ilişkin de dikkat çekici bir değerlendirme yapıldı.

ÇED raporunda günlük 3.650 ton atık giriş kapasitesine göre tasarlanan tesisin, Bursa’nın 2026 yılı itibarıyla günlük 4.038 ton seviyesine ulaştığı belirtilen mevcut atık miktarını dahi karşılayamayacağı ifade edildi.

Rapordaki hesaplamalara göre tesisin mevcut kapasitesi, 2035 yılı için öngörülen günlük 5.711 tonluk atık miktarının yalnızca yüzde 64’ünü, 2050 yılı için öngörülen günlük 8.963 tonluk atığın ise yaklaşık yüzde 41’ini karşılayabilecek durumda.

“Yeni ve şeffaf bir yer seçimi süreci başlatılmalı”

Nilüfer Kent Konseyi ve Çevre Mühendisleri Odası, tüm bu değerlendirmeler ışığında Bursa’nın atık yönetimi konusunda yeni bir yaklaşıma ihtiyaç duyduğunu belirtti.

Açıklamada, kentin sağlık standartlarının korunması ve su kaynaklarının güvence altına alınması için siyasi ve idari dayatmalardan uzak, mühendislik disiplini, çevre mevzuatı ve bilimsel veriler temelinde yeni ve şeffaf bir yer seçimi sürecinin başlatılması çağrısında bulunuldu.

Nilüfer Kent Konseyi, Bursa’nın katı atık sorununa kalıcı çözüm üretilmesi gerektiğini vurgularken, seçilecek yeni alanın çevresel etkiler, deprem riski, su kaynakları, jeolojik yapı, ulaşım ve gelecekteki kapasite ihtiyacı gibi tüm kriterler birlikte değerlendirilerek belirlenmesi gerektiğini kamuoyuna duyurdu.

ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

BİR YORUM YAZ