“Değişen Yalnızca Takvim, Sorunlar Aynı”
Büro-İş Sendikası Bursa Şube Başkanı Zeynep Alper’den Yeni Adli Yıl Mesajı: “Değişen Yalnızca Takvim, Sorunlar Aynı”
Yargı emekçilerinin artan iş yükü, personel yetersizliği, ekonomik kayıplar, kreş sorunu ve özlük haklarını gündeme taşıyan Zeynep Alper, “Adalet hizmetini güçlendirmek istiyorsanız, o hizmeti üreten emeği güçlendirin” çağrısında bulundu.
BURSA – Yeni adli yılın başlamasıyla birlikte yargı sisteminin işleyişi ve adalet hizmetlerinin niteliği yeniden gündeme gelirken, yargı emekçilerinin yıllardır devam eden sorunları da bir kez daha tartışmaya açıldı.
Büro-İş Sendikası Bursa Şube Başkanı Zeynep Alper, yeni adli yıl dolayısıyla yaptığı açıklamada, yargı çalışanlarının artan iş yükü, personel yetersizliği, ağırlaşan çalışma koşulları, ekonomik kayıplar, sosyal ve özlük haklarındaki sorunlar ile adliyelerdeki kreş ihtiyacına dikkat çekti.
Alper, yeni adli yıla yargı emekçileri açısından yeni sorunlarla değil, yıllardır çözüm bekleyen sorunların gölgesinde girildiğini belirterek, adalet hizmetinin yalnızca yeni adliye binaları ve yeni yargı birimleri oluşturulmasıyla güçlendirilemeyeceğini söyledi.
“Yeni bir adli yıl başlıyor. Ancak yargı emekçileri açısından değişen yalnızca takvim” diyen Alper, yargının sağlıklı, hızlı ve etkin biçimde işlemesinin doğrudan doğruya adliyelerde görev yapan personelin çalışma koşullarıyla bağlantılı olduğunu vurguladı.
“Adalet hizmeti yalnızca binalardan ibaret değildir”
Büro-İş Sendikası Bursa Şube Başkanı Zeynep Alper, adalet sisteminin işleyişinde kamuoyunun çoğu zaman görünmeyen ancak hayati görevler üstlenen binlerce yargı çalışanının bulunduğuna dikkat çekti.
Alper, adliye çalışanlarının dosyaların hazırlanmasından duruşmaların yürütülmesine, kararların yazılmasından tebligat ve müzekkerelerin düzenlenmesine, kalem hizmetlerinden diğer idari işlemlere kadar yargılama sürecinin çok önemli aşamalarında görev yaptığını ifade etti.
Alper, açıklamasında şu değerlendirmede bulundu:
“Adalet hizmetinin sağlıklı, hızlı ve etkin yürütülmesi; yalnızca yeni adliye binaları yapmakla, yeni mahkemeler ve müdürlükler kurmakla mümkün değildir. O binalarda çalışan, dosyaları hazırlayan, duruşmaları yürüten, kararları yazan, tebligatları ve müzekkereleri düzenleyen, kalem hizmetlerini yerine getiren binlerce yargı emekçisinin çalışma koşulları iyileştirilmeden yargının sorunları çözülemez.”
Alper’e göre yargı sisteminin fiziki kapasitesinin artırılması kadar, bu sistemin içerisinde görev yapan insan kaynağının güçlendirilmesi de temel bir gereklilik olarak öne çıkıyor.
İş yükü artıyor, personel yetersiz kalıyor
Yargı emekçilerinin en önemli sorunlarından birinin artan iş yükü olduğunu belirten Alper, özellikle mahkemeler ve icra müdürlüklerinde dosya yoğunluğunun giderek arttığını söyledi.
Ceza ve aile mahkemeleri ile icra müdürlüklerinin sayısındaki ve dosya yoğunluğundaki artışa rağmen personel sayısının aynı oranda artırılmadığını belirten Alper, yeni birimlerin açılmasının tek başına yeterli olmadığını ifade etti.
Alper, personel açığının mevcut çalışanların daha fazla çalıştırılması yoluyla kapatılmaya çalışıldığını savunarak şöyle konuştu:
“Ceza ve aile mahkemelerinin, icra müdürlüklerinin sayısı ve dosya yoğunluğu artarken personel sayısı aynı ölçüde artırılmamaktadır. Yeni birimler açılmakta ancak bu birimlerin ihtiyaç duyduğu insan kaynağı yeterince sağlanmamaktadır. Eksik personelin yarattığı açık, mevcut çalışanların daha fazla çalıştırılmasıyla kapatılmaya çalışılmaktadır.”
“Aşırı iş yükü yalnızca çalışanların sorunu değil”
Zeynep Alper, bir çalışanın kapasitesinin çok üzerinde dosya ve işlemle karşı karşıya bırakılmasının yalnızca çalışma hayatına ilişkin bir problem olarak değerlendirilemeyeceğini söyledi.
Personel yetersizliği ile aşırı iş yükünün doğrudan adalet hizmetinin niteliğini de etkilediğini belirten Alper, vatandaşların hızlı ve nitelikli adalet hizmetine erişiminin çalışanların çalışma koşullarından bağımsız düşünülemeyeceğini vurguladı.
“Aşırı iş yükü ve personel yetersizliği, vatandaşın hızlı ve nitelikli adalet hizmetine erişimini de doğrudan etkilemektedir” diyen Alper, yargı hizmetindeki personel açığının faturasını hem çalışanların hem de adalet hizmetinden yararlanan yurttaşların ödediğini ifade etti.
“Sorumluluğumuz artıyor, emeğimizin karşılığı azalıyor”
Yargı çalışanlarının görevleri nedeniyle ciddi idari, hukuki ve cezai sorumluluk taşıdığını belirten Alper, yapılan işin niteliği ile çalışanların ekonomik ve sosyal hakları arasında önemli bir dengesizlik bulunduğunu ileri sürdü.
Bir işlemin süresinde yapılmaması ya da eksik veya hatalı gerçekleştirilmesinin ciddi sonuçlar doğurabileceğine dikkat çeken Alper, yargı çalışanlarının dosyanın açılmasından kararın yazılmasına kadar sürecin birçok aşamasında sorumluluk üstlendiğini söyledi.
“Dosyanın açılmasından duruşmanın hazırlanmasına, kararların yazılmasından tebligat ve müzekkerelere kadar yargılama sürecinin her aşamasında yargı çalışanlarının emeği ve sorumluluğu bulunmaktadır” diyen Alper, buna karşılık artan sorumluluğun ekonomik ve sosyal haklara yeterince yansımadığını savundu.
“Yargı emekçisinin emeğinin karşılığı yoksulluk olmamalıdır”
Ekonomik koşulların kamu çalışanları üzerindeki baskısını da gündeme getiren Alper, ücretlerin hayat pahalılığı karşısında giderek eridiğini belirtti.
Yıllarını kamu hizmetine vermiş yargı çalışanlarının temel ihtiyaçlarını karşılamakta, barınma ve aile geçimini sağlamakta zorlandığını ifade eden Alper, kira, gıda, ulaşım ve fatura giderlerinin çalışanların gelirleri üzerindeki yükünü artırdığını söyledi.
Alper, “Kamu emekçisinin maaşı daha cebine girmeden kira, gıda, ulaşım ve faturalar karşısında tükenmektedir. Yargı emekçisinin emeğinin karşılığı yoksulluk olmamalıdır” ifadelerini kullandı.
Adliyelerde kreş sorunu: “Kreş lüks değil, ihtiyaç”
Büro-İş Sendikası Bursa Şube Başkanı Zeynep Alper’in açıklamasında öne çıkan başlıklardan biri de adliyelerdeki kreş yetersizliği oldu.
Binlerce personelin görev yaptığı adliyelerde çalışanların çocuklarını güvenli, erişilebilir ve nitelikli koşullarda bırakabilecekleri kreşlerin yetersiz olduğunu belirten Alper, özellikle özel kreş ücretlerinin yüksekliği nedeniyle çocuk bakımının çalışanların kişisel ekonomik imkânlarına bırakılmasının kabul edilemez olduğunu söyledi.
Çocuk bakım sorumluluğunun hâlâ büyük ölçüde kadınların üzerinde olduğuna dikkat çeken Alper, kreş meselesinin yalnızca sosyal bir hak değil, aynı zamanda çalışma yaşamında kadın-erkek eşitliği açısından da ele alınması gerektiğini ifade etti.
“Hiçbir çalışan, mesleği ile çocuğunun bakımı arasında seçim yapmak zorunda bırakılmamalıdır” diyen Alper, Adalet Bakanlığı bünyesinde çalışan sayısı ve ihtiyaçlar dikkate alınarak yeterli kapasitede, nitelikli ve erişilebilir kreşlerin açılması gerektiğini savundu.
Mevcut kreşlerin kapasitesinin de artırılmasını isteyen Alper, kreş hakkının bir ayrıcalık olmadığını belirterek, “Kreş bir ayrıcalık değil, çalışanların en temel ihtiyaçlarından biridir” dedi.
Büro-İş Sendikası’nın 12 maddelik talep listesi
Yargı emekçilerinin sorunlarının uzun süredir bilindiğini ve artık sorunların tespit edilmesi aşamasının geride bırakılması gerektiğini belirten Alper, çözüm için 12 maddeden oluşan taleplerini kamuoyuyla paylaştı.
1. Adalet Hizmetleri Sınıfı oluşturulmalı
Alper, yargı hizmetlerinin niteliği, taşıdığı sorumluluk ve çalışma koşulları dikkate alınarak Adalet Hizmetleri Sınıfı’nın bir an önce hayata geçirilmesini istedi.
2. Adalet Hizmetleri Tazminatı artırılmalı
Adalet Hizmetleri Tazminatı’nın artırılması ve tüm yargı çalışanlarını kapsaması gerektiğini belirten Alper, merkez ve taşra ayrımı yapılmaksızın yargı hizmetlerinin yürütülmesinde görev alan bütün çalışanların bu haktan yararlanmasını talep etti.
3. 3600 ek gösterge ayrım yapılmadan uygulanmalı
Yıllarını kamu hizmetine veren çalışanlar arasında unvan ayrımı oluşturulmaması gerektiğini belirten Alper, 3600 ek göstergenin tüm kamu çalışanlarını kapsayacak şekilde düzenlenmesini istedi.
4. Fiili hizmet süresi zammı verilmeli
Yoğun iş yükü, stres, yüksek sorumluluk ve çalışma koşullarının dikkate alınmasını isteyen Alper, yargı çalışanlarına fiili hizmet süresi zammı hakkı tanınması gerektiğini söyledi.
5. Yargı ödeneği çalışanları da kapsamalı
Yargı hizmetinin bir bütün olduğunu belirten Alper, hâkim ve savcıların yanı sıra yargı hizmetinin diğer aşamalarında görev yapan çalışanların da yaptıkları işin niteliği ve sorumluluğuyla uyumlu şekilde yargı ödeneğinden yararlanmasını talep etti.
6. Fazla mesai ve nöbet ücretleri artırılmalı
Fazla çalışma ve nöbet karşılığında ödenen ücretlerin günümüz ekonomik koşullarına göre yeniden düzenlenmesi gerektiğini belirten Alper, bu ödemelerin merkez ve taşra ayrımı yapılmaksızın tam ve zamanında gerçekleştirilmesini istedi.
7. Kaldırılan havuz ödemeleri yeniden düzenlenmeli
Geçmişte yargı çalışanlarının yararlandığı havuz ödemelerinin günümüz ekonomik koşulları dikkate alınarak yeniden düzenlenmesini isteyen Alper, söz konusu ödemelerin çalışanlara yeniden verilmesi çağrısında bulundu.
8. Görevde yükselme sınavlarında sözlü sınav kaldırılmalı
Görevde yükselme ve unvan değişikliklerinde liyakat ve objektifliğin esas alınması gerektiğini vurgulayan Alper, çalışanların bilgi ve birikimini ölçme sürecinde tartışmalara neden olabilecek sözlü sınav uygulamasına son verilmesini istedi.
9. Personel açığı gerçek iş yüküne göre giderilmeli
Yeni mahkeme ve müdürlükler açılırken yeterli sayıda personel görevlendirilmesi gerektiğini belirten Alper, personel ihtiyacının yalnızca kadro sayıları üzerinden değil, dosya ve iş yoğunluğu dikkate alınarak belirlenmesi gerektiğini söyledi.
10. Adliyelerde yeterli ve erişilebilir kreşler açılmalı
Çalışanların çocuklarını güvenle bırakabileceği, nitelikli ve ekonomik açıdan erişilebilir kreşlerin oluşturulmasını isteyen Alper, mevcut kreşlerin kapasitesinin de çalışan sayısına göre artırılmasını talep etti.
11. Sendikal temsil güçlendirilmeli
Yargı çalışanlarını doğrudan ilgilendiren komisyonlarda ve çalışma koşullarına ilişkin karar süreçlerinde sendika temsilcilerinin bulunması gerektiğini belirten Alper, çalışanların söz ve temsil hakkının güvence altına alınmasını istedi.
12. Soruşturma usulündeki eşitsizlik giderilmeli
Yargı çalışanlarının görevlerinden kaynaklanan soruşturmalarda tabi oldukları usule ilişkin de değerlendirmelerde bulunan Alper, hâkim ve savcılar için öngörülen özel soruşturma usullerinin yargı çalışanlarına uygulanmasına son verilmesi gerektiğini savundu.
Alper, kamu görevlisi statülerine uygun olarak çalışanların 4483 sayılı Memurlar ve Diğer Kamu Görevlilerinin Yargılanması Hakkında Kanun kapsamında soruşturma izni güvencesinden yararlanmaları gerektiğini belirtti.
“Yargı çalışanları, hâkim ve savcı statüsünde olmadıkları hâlde soruşturma ve kovuşturma süreçlerinde bu statünün sonuçlarına tabi tutulmamalıdır” diyen Alper, taleplerini “Yetkide ayrı, sorumlulukta aynı anlayışından vazgeçilmelidir” sözleriyle özetledi.
“Sorunların değil, çözümlerin başlangıcı olsun”
Yeni adli yılın yalnızca takvimde yeni bir dönemin başlangıcı olmaması gerektiğini belirten Alper, yargı sisteminin işleyişine ilişkin değerlendirmelerde çalışanların sorunlarının da merkeze alınması gerektiğini söyledi.
Her adli yıl açılışında hukukun üstünlüğü, adaletin etkinliği ve yargının hızlandırılması gibi başlıkların gündeme geldiğini hatırlatan Alper, ancak adalet hizmetinin niteliğinin, bu hizmeti günlük olarak üreten çalışanların koşullarından bağımsız düşünülemeyeceğini vurguladı.
“Yorgun, ekonomik kaygılarla boğuşan, sürekli artan iş yükü altında çalışan ve emeğinin karşılığını alamayan personelden daha hızlı ve daha nitelikli hizmet beklemek çözüm değildir” diyen Alper, çözümün yeterli personel istihdamı, daha iyi çalışma koşulları, liyakat, sosyal hakların geliştirilmesi ve emeğin karşılığını veren ücret politikalarından geçtiğini ifade etti.
“Taleplerimizin hiçbiri ayrıcalık değil”
Büro-İş Sendikası Bursa Şube Başkanı Zeynep Alper, yargı emekçilerinin taleplerinin herhangi bir ayrıcalık istemi olmadığını özellikle vurguladı.
Alper, “İnsanca yaşayabileceğimiz bir ücret, güvenceli ve sağlıklı çalışma koşulları, liyakat, yeterli personel ve emeğimizin karşılığını istiyoruz” dedi.
Adalet Bakanlığı’na da çağrıda bulunan Alper, yıllardır gündeme getirilen sorunların artık ertelenmemesi gerektiğini belirtti.
“Adalet hizmetini güçlendirmek istiyorsanız, o hizmeti üreten emeği güçlendirin”
Açıklamasının sonunda adalet hizmeti ile yargı emekçisinin çalışma koşulları arasındaki doğrudan ilişkiye dikkat çeken Alper, yeni adli yılın sorunların yeniden sıralandığı değil, çözüm adımlarının atıldığı bir dönem olması gerektiğini söyledi.
Alper, çağrısını şu sözlerle tamamladı:
“Yeni adli yılın başlangıcında Adalet Bakanlığı’na çağrımız açıktır:
Yargı çalışanlarının yıllardır biriken sorunlarını artık ertelemeyin.
Adalet hizmetini güçlendirmek istiyorsanız, o hizmeti üreten emeği güçlendirin.
Çünkü iyi işleyen bir adalet sistemi; ancak emeğinin karşılığını alan, çalışma koşulları iyileştirilmiş ve geleceğe güvenle bakabilen yargı çalışanlarıyla mümkündür.
Yeni adli yılın; hukukun üstünlüğünün güçlendiği, adalete güvenin arttığı ve yargı emekçilerinin haklarının teslim edildiği bir yıl olmasını diliyoruz.”
Büro-İş Sendikası Bursa Şubesi’nin yeni adli yıl mesajı, böylece yargı sisteminin yalnızca mahkeme ve adliye binalarından oluşmadığına, adalet hizmetinin görünmeyen yükünü taşıyan binlerce çalışanın koşullarının da yargının etkinliği açısından belirleyici olduğuna dikkat çeken kapsamlı bir çağrı niteliği taşıdı.
