“Türkiye’nin Gerçek İhtiyacı Ahlakı Merkeze Alan Bir Devlet Anlayışıdır”
Zafer Partisi GİK Üyesi Mahmut Kara’dan Ekonomi ve Adalet Vurgusu…
Zafer Partisi Genel İdare Kurulu (GİK) Üyesi Mahmut Kara, Türkiye’nin ekonomik sorunlarının yalnızca üretim ve enflasyon üzerinden değerlendirilemeyeceğini belirterek, kamu kaynaklarının kullanımı, liyakat, şeffaflık, adalet ve yolsuzlukla mücadele konularında sert eleştirilerde bulundu. Kara, “Bir ülke sadece üretmediği için fakirleşmez. Bir ülke, ürettiğini adil paylaşamadığında, emeği değil rantı ödüllendirdiğinde, alın terini değil torpili ve yolsuzluğu normalleştirdiğinde fakirleşir” dedi.
Zafer Partisi GİK Üyesi Mahmut Kara, Türkiye’nin ekonomik ve toplumsal geleceğine ilişkin değerlendirmelerde bulunarak, ülkedeki ekonomik sorunların yalnızca enflasyon, büyüme veya üretim rakamları üzerinden ele alınmasının yeterli olmadığını söyledi.
Ekonomik kalkınmanın temelinde adalet, güven, şeffaflık ve liyakat bulunması gerektiğini vurgulayan Kara, kamu kaynaklarının etkin ve doğru kullanılmasının devlet yönetiminin en temel sorumluluklarından biri olduğunu ifade etti.
“Bir ülke ürettiğini adil paylaşamadığında fakirleşir”
Türkiye’nin yaşadığı ekonomik sıkıntıların önemli nedenlerinden birinin kaynakların adil ve verimli kullanılmaması olduğunu savunan Mahmut Kara, üretimin tek başına refah için yeterli olmadığını belirtti.
Kara, açıklamasında şu ifadeleri kullandı:
“Bir ülke sadece üretmediği için fakirleşmez. Bir ülke, ürettiğini adil paylaşamadığında, emeği değil, rantı ödüllendirdiğinde, alın terini değil, torpili ve yolsuzluğu normalleştirdiğinde fakirleşir.”
Türkiye’nin ekonomik geleceğinin yalnızca yeni ekonomik programlarla değil, devlet yönetiminde güven ve adaletin yeniden tesis edilmesiyle mümkün olacağını belirten Kara, ekonomik sistemin toplumun tamamına güven vermesi gerektiğini söyledi.
“Türkiye’nin en ağır yükü yalnızca enflasyon değil”
Kara, Türkiye’nin karşı karşıya bulunduğu sorunların ekonomik göstergelerle sınırlı olmadığını belirterek, toplumsal güven duygusunun zedelenmesinin de ciddi bir sorun olduğunu savundu.
“Bugün Türkiye’nin en ağır yükü yalnızca enflasyon değildir. Asıl yük, toplumun omuzlarına çöken ahlaki çöküştür” diyen Kara, kamu kaynaklarının kullanımında ortaya çıkabilecek her türlü usulsüzlük ve israfın doğrudan vatandaşın yaşamını etkilediğini ifade etti.
Kara, kamu kaynaklarının toplumun ortak serveti olduğunu vurgulayarak, devletin yaptığı her harcamanın millet adına ve millet yararına gerçekleştirilmesi gerektiğini söyledi.
“Kamu kaynağındaki israf, milletin cebinden çıkıyor”
Kamu ihaleleri üzerinden örnek veren Mahmut Kara, kamu kaynaklarının gerçek değerinin üzerinde kullanılması durumunda ortaya çıkan farkın doğrudan toplumun geleceğinden eksildiğini savundu.
Kara, şöyle konuştu:
“Düşünün… Kamunun 10 liraya yaptırabileceği bir iş 30 liraya ihale ediliyorsa, o 20 liralık fark milletin cebinden çıkıp birilerinin kasasına gidiyorsa, bunun adı sadece israf değildir. Bunun adı milletin hakkını gasp etmektir.”
Kamu kaynaklarının doğru kullanılması halinde eğitimden sağlığa, tarımdan istihdama kadar çok sayıda alanda toplumun ihtiyaçlarının karşılanabileceğini belirten Kara, devlet bütçesindeki her kaynağın vatandaşın yaşamına doğrudan veya dolaylı olarak dokunduğunu söyledi.
“O kaynaklarla okul, hastane ve istihdam yapılabilirdi”
Kamu kaynaklarının israf edilmesinin alternatif maliyetine dikkat çeken Kara, aynı kaynakların toplumun temel ihtiyaçları için kullanılabileceğini ifade etti.
Kara, açıklamasında şu değerlendirmeyi yaptı:
“O parayla yeni okullar yapılabilirdi. Hastanelere cihaz alınabilirdi. Emeklilerin maaşı artırılabilirdi. Çiftçinin yükü hafifletilebilirdi. Gençlere iş kapıları açılabilirdi. Fakat milletin alın teri, millet için değil, ayrıcalıklı bir düzen için harcanıyorsa, ortada sadece ekonomik bir sorun değil, ciddi bir vicdan ve ahlak sorunu vardır.”
Türkiye’nin kaynaklarının sınırsız olmadığını belirten Kara, sınırlı kaynakların toplumun ortak yararına göre değerlendirilmesi gerektiğini vurguladı.
“Yolsuzluk karşısında sessiz kalmak da toplumsal bir sorundur”
Mahmut Kara, ekonomik ve siyasi sistemde yaşanan sorunların yalnızca yöneticilerin sorumluluğuna bırakılamayacağını belirterek, toplumun da haksızlıklar karşısında duyarlı olması gerektiğini söyledi.
Kara, özellikle yolsuzluk iddiaları veya kamu kaynaklarının kötüye kullanılması karşısında sessiz kalınmasının, zaman içerisinde yanlışların normalleşmesine yol açabileceğini savundu.
“Daha düşündürücü olan ise, bu tablo karşısında sessiz kalınmasıdır. Yolsuzluğu duyup susan, ‘Herkes yapıyor’ diyerek meşrulaştıran, ‘Bana ne?’ diyerek sırtını dönen aslında farkında olmadan kendi geleceğinden vazgeçmektedir.”
Toplumun kamu kaynaklarına sahip çıkmasının demokratik ve hukuki düzen açısından da önemli olduğunu ifade eden Kara, vatandaşların hesap sorabilen, denetleyebilen ve hakkını arayabilen bir toplum olmasının güçlü devlet anlayışının temel unsurlarından biri olduğunu söyledi.
“Kamu malı sahipsiz değildir”
Kamu malının toplumun tamamına ait olduğunu vurgulayan Kara, devlet kaynaklarının belirli kişi veya grupların çıkarları için kullanılmaması gerektiğini ifade etti.
Kara, “Çünkü kamu malı, sahipsiz değildir. Kamu malı, yetimin hakkıdır, emeklinin maaşıdır, işçinin alın teridir, çiftçinin umududur, öğrencinin geleceğidir” dedi.
Devlet yönetiminde kamu yararının temel ölçüt olması gerektiğini belirten Kara, vatandaşın ödediği her verginin ve kamuya aktarılan her kaynağın hesabının verilebilir olması gerektiğini savundu.
“Toplumlar haksızlık karşısındaki sessizlikleriyle de kaybeder”
Toplumsal duyarlılığın önemine dikkat çeken Mahmut Kara, haksızlık karşısında sessiz kalmanın zaman içerisinde sorunların büyümesine neden olabileceğini ifade etti.
Kara, “Toplumlar, sadece yöneticilerinin hatalarıyla değil, haksızlık karşısındaki sessizlikleriyle de kaybeder” değerlendirmesinde bulundu.
Bu kapsamda toplumun hesap sorma kültürünün güçlendirilmesi gerektiğini belirten Kara, vatandaşların kamu yönetiminden şeffaflık ve hesap verebilirlik talep etmesinin demokratik sistemin doğal bir gereği olduğunu söyledi.
“Her toplum layık olduğu şekilde yönetilir sözü ağır bir uyarıdır”
Kara, kamu yönetimi ile toplum arasındaki ilişkiye dikkat çekerek, sıkça kullanılan “Her toplum layık olduğu şekilde yönetilir” sözünün bir hakaret olarak değil, toplumsal sorumluluğa yönelik ağır bir uyarı olarak değerlendirilmesi gerektiğini söyledi.
Kara, açıklamasında şu ifadeleri kullandı:
“Haksızlığa ses çıkarmayan, hesap sormayan, emanete sahip çıkmayan toplumlar, sonunda o düzenin bedelini hep birlikte öder. Bu nedenle vatandaşın yalnızca seçim dönemlerinde değil, hayatın her alanında kamu yönetimini sorgulayan ve denetleyen bir anlayışa sahip olması gerekir.”
“Türkiye’nin ihtiyacı sadece yeni ekonomik paketler değil”
Türkiye’nin ekonomik sorunlarının çözümünde yalnızca yeni ekonomik paketlerin yeterli olmayacağını savunan Mahmut Kara, yapısal sorunların çözümü için devlet yönetiminde temel ilkelerin güçlendirilmesi gerektiğini ifade etti.
Kara’ya göre Türkiye’nin ihtiyacı olan temel unsurlar şöyle sıralanıyor:
- İhalelerde şeffaflık
- Yönetimde hesap verebilirlik
- Görevlerde liyakat
- Hukuk önünde mutlak eşitlik
- Kamu kaynaklarının etkin ve verimli kullanılması
- Yolsuzlukla etkin mücadele
- Kamu yararının her türlü kişisel çıkarın üzerinde tutulması
Kara, özellikle liyakat ilkesinin devlet yönetimindeki önemine dikkat çekerek, kamu görevlerinin siyasi veya kişisel ilişkiler üzerinden değil, ehliyet ve yeterlilik temelinde yürütülmesi gerektiğini söyledi.
“Milletin bir kuruşunu kendi namusu gibi koruyan yöneticiler”
Devlet yönetiminde görev alan kişilerin kamu kaynaklarını kendi kaynakları gibi koruması gerektiğini belirten Kara, bunun yalnızca ekonomik değil, aynı zamanda ahlaki bir sorumluluk olduğunu vurguladı.
“Ve en önemlisi, milletin bir kuruşunu bile kendi namusu gibi koruyan yöneticiler” diyen Kara, devlet yönetiminde görev alan herkesin kamu emanetine karşı yüksek bir sorumluluk bilinci taşıması gerektiğini ifade etti.
“Devlet emanete sadakatle büyür”
Türkiye’nin yeniden ekonomik ve toplumsal anlamda güçlenebilmesi için güven ortamının oluşturulması gerektiğini belirten Kara, hukuk ve adaletin ekonomik kalkınmanın da temel şartları arasında yer aldığını söyledi.
Kara, değerlendirmesinde şu ifadeleri kullandı:
“Çünkü devlet, ancak emanete sadakatle büyür. Millet, ancak adaletle güçlenir. Ekonomi, ancak güvenle ayağa kalkar.”
Hukukun zayıfladığı bir ortamda ekonomik yatırımların, üretimin ve toplumsal huzurun da olumsuz etkileneceğini belirten Kara, “Ahlakın kaybolduğu yerde hukuk zayıflar. Hukukun zayıfladığı yerde adalet kaybolur. Adaletin olmadığı yerde yatırım da olmaz, üretim de olmaz, huzur da olmaz” ifadelerini kullandı.
“Türkiye’nin yeniden yükselişi betonla değil, vicdanla başlayacak”
Türkiye’nin geleceğinin yalnızca büyük projeler, yüksek büyüme rakamları veya ekonomik göstergeler üzerinden değerlendirilmemesi gerektiğini savunan Mahmut Kara, kalkınmanın temelinde adalet ve toplumsal güvenin bulunduğunu söyledi.
Kara, açıklamasını şu sözlerle tamamladı:
“Türkiye’nin yeniden yükselişi; betonla değil, vicdanla. Rakamlarla değil, adaletle. Sloganlarla değil, ahlakla başlayacaktır. Çünkü bir milletin gerçek serveti kasasındaki para değil, vicdanındaki doğruluktur.”
Mahmut Kara, Türkiye’nin geleceği açısından ekonomik kalkınmanın yanında hukuk, adalet, liyakat, şeffaflık ve toplumsal güvenin yeniden güçlendirilmesi gerektiğini belirterek, kamu yönetiminde milletin menfaatinin her şeyin üzerinde tutulması çağrısında bulundu.
