Dünya Beyin Günü’nde Güçlü Mesaj: “Beyin Sağlığını Korumak, Hayatı Korumaktır”
Epilepsi ve Yaşam Derneği Kurucusu ve Başkanı Ebru Öztürk: “Toplum olarak beynimize hak ettiği değeri vermeli, epilepsi konusunda doğru bilgiyle hareket etmeliyiz.”
İSTANBUL – Dünya genelinde milyonlarca insanı etkileyen nörolojik hastalıklar, yaşam süresinin uzamasıyla birlikte sağlık gündeminin en önemli başlıkları arasında yer alırken, Dünya Beyin Günü kapsamında düzenlenen etkinliklerde beyin sağlığının korunmasına yönelik önemli mesajlar verildi. Uluslararası Epilepsi Bürosu (IBE) tarafından gerçekleştirilen toplantılarda, epilepsi konusunda toplumsal farkındalığın artırılması, doğru bilgiye erişimin yaygınlaştırılması ve sağlıklı yaşam alışkanlıklarının desteklenmesi çağrısı yapıldı.
Etkinliklere katılan Epilepsi ve Yaşam Derneği Kurucusu ve Başkanı Ebru Öztürk, beyin sağlığının yalnızca sağlık çalışanlarının değil, toplumun her bireyinin ortak sorumluluğu olduğunu belirterek, hastalık ortaya çıkmadan önce alınacak önlemlerin önemine dikkat çekti.
“Beynimiz; düşünmemizi, konuşmamızı, öğrenmemizi, karar vermemizi, hareket etmemizi, duygularımızı yönetmemizi sağlayan ve yaşamımızın her anını kontrol eden en önemli organımızdır. Kısacası vücudumuzun direksiyonudur. Buna rağmen çoğu zaman beynimizi ancak bir hastalıkla karşılaştığımızda hatırlıyoruz. Oysa beyin sağlığını korumak, hastalık başladıktan sonra değil, sağlıklı olduğumuz dönemlerde başlamalıdır.” dedi.
“Kalbin Atması Tek Başına Yetmez”
Öztürk, insan yaşamının merkezinde beynin bulunduğunu vurgulayarak şu değerlendirmede bulundu:
“Kalbimiz atabilir, diğer organlarımız sağlıklı olabilir. Ancak beyin görevini yerine getiremediğinde yaşamın tüm dengesi değişiyor. Hafızamız, düşünme becerimiz, konuşmamız, hareketlerimiz ve kararlarımız beynimizin sağlıklı çalışmasına bağlıdır. Bu nedenle toplum olarak beynimize çok daha fazla önem vermek zorundayız.”
Uzmanların da yıllardır aynı noktaya dikkat çektiğini ifade eden Öztürk, beyin sağlığının korunmasının yalnızca nörolojik hastalıkların önlenmesi açısından değil, yaşam kalitesinin artırılması açısından da büyük önem taşıdığını söyledi.
Sağlıklı Yaşam BeyBeyin sağlığını korumanın yalnızca ilaç kullanımıyla mümkün olmadığınıni Koruyor
Beyin sağlığını korumanın yalnızca ilaç kullanımıyla mümkün olmadığını belirten Öztürk, sağlıklı yaşam alışkanlıklarının tedavinin ayrılmaz bir parçası olduğunu söyledi.
“Düzenli uyku, dengeli beslenme, fiziksel aktivite, zihinsel egzersizler, stresten mümkün olduğunca uzak durmak, sigara ve alkol gibi zararlı alışkanlıklardan kaçınmak ve hekimlerin önerdiği tedavilere eksiksiz uyum göstermek beynimize yapabileceğimiz en değerli yatırımlardır.”
Bu alışkanlıkların yalnızca sağlıklı bireylerde hastalık riskini azaltmadığını, nörolojik hastalık tanısı almış bireylerin tedavi başarısını da önemli ölçüde artırdığını belirten Öztürk, koruyucu sağlık yaklaşımının yaygınlaştırılması gerektiğini dile getirdi.
Epilepsi Hakkındaki Yanlış Bilgiler Hâlâ Devam Ediyor
Konuşmasında epilepsi hastalarının karşılaştığı toplumsal önyargılara da dikkat çeken Ebru Öztürk, toplumda hastalıkla ilgili yanlış inanışların hâlen devam ettiğini söyledi.
“Epilepsi bulaşıcı değildir. Akıl hastalığı değildir. Doğru tedaviyle büyük ölçüde kontrol altına alınabilen kronik bir nörolojik hastalıktır. Ancak ne yazık ki hastalarımız yalnızca nöbetlerle değil, toplumdaki yanlış bilgilerle de mücadele etmek zorunda kalıyor.”
Öztürk’e göre epilepsili bireyler eğitimden çalışma hayatına, sosyal yaşamdan evliliğe kadar birçok alanda ayrımcılıkla karşılaşabiliyor. Bu nedenle yalnızca tıbbi tedavinin değil, toplumsal bilincin de güçlendirilmesi gerekiyor.
“Bilgi En Güçlü İlaçlardan Biridir”
Epilepsi ve Yaşam Derneği olarak yıllardır Türkiye’nin farklı illerinde bilgilendirme çalışmaları yürüttüklerini ifade eden Öztürk, Dünya Beyin Günü kapsamında da birçok noktada vatandaşlarla buluştuklarını söyledi.
Kurulan bilgilendirme stantlarında vatandaşlara epilepsi hastalığı, nöbet sırasında yapılması gereken ilk yardım uygulamaları, düzenli ilaç kullanımının önemi ve sağlıklı yaşam alışkanlıkları hakkında bilgiler verildi.
“Bilgi, korkunun en büyük ilacıdır. İnsanlar doğru bilgiye ulaştıkça önyargılar azalıyor. Toplum bilinçlendikçe epilepsili bireylerin yaşam kalitesi de yükseliyor.”
“Asıl Engel Zihnimizde Oluşturduğumuz Engellerdir”
Toplantının en dikkat çeken mesajlarından biri de umudu ve yaşam motivasyonunu öne çıkaran ifadeler oldu.
Öztürk, insanların önce kendi potansiyellerini görmeleri gerektiğini belirterek şunları söyledi:
“Hiç kimse kusursuz değildir. Hepimizin güçlü ve geliştirilmesi gereken yönleri vardır. Hayatta eksiklerimize değil, yapabileceklerimize odaklanmalıyız. Hastalığımızın bizi tanımlamasına izin vermemeliyiz.”
Epilepsiyle yaşayan bireylerin toplumdan uzaklaşmak yerine sosyal yaşamın içinde yer almalarının önemine dikkat çeken Öztürk, sözlerini şöyle sürdürdü:
“Kendi durumunda olduğu için kenara çekilen insanlara değil; ‘Ben hastalığımdan daha güçlüyüm.’ diyerek yaşamın içinde kalan insanlara bakmalıyız. Bir buzdağının yalnızca görünen kısmına değil, görünmeyen güçlü tarafına da odaklanmalıyız. İnsan beynini doğru kullandığında, hastalığından çok daha güçlüToplumun engelli bireylere bakış açısının da değişmesi gerektiğini ifade eden Öztürk, fiziksel veya nörolojik hastalıkların bireyin yaşam olduğunu fark eder.”
“Engelin, Engelin Olmasın”
Toplumun engelli bireylere bakış açısının da değişmesi gerektiğini ifade eden Öztürk, fiziksel veya nörolojik hastalıkların bireyin yaşamdan kopmasına neden olmaması gerektiğini belirtti.
“Bazen en büyük engel, çevremizin oluşturduğu önyargılar değildir. İnsan önce kendi zihnindeki engelleri aşmalıdır. Kendimize koyduğumuz sınırları kaldırabildiğimizde hayat çok farklı bir noktaya ulaşabilir. Bu nedenle her zaman söylediğimiz gibi; engelin, engelin olmasın.”
Türkiye Genelinde Farkındalık Çalışmaları Sürüyor
Epilepsi ve Yaşam Derneği, yalnızca Dünya Beyin Günü’nde değil yıl boyunca düzenlediği sosyal sorumluluk projeleriyle epilepsi konusunda toplumsal farkındalığı artırmayı hedefliyor.
Alışveriş merkezlerinden meydanlara, üniversitelerden kamu kurumlarına kadar farklı noktalarda gerçekleştirilen bilgilendirme etkinliklerinde binlerce vatandaşa ulaşılıyor.
Dernek ayrıca hasta ve hasta yakınlarına yönelik eğitim programları, seminerler, sosyal destek çalışmaları ve kamuoyu bilgilendirme faaliyetlerini de sürdürüyor.
Uluslararası İş Birliği Vurgusu
Dünya Beyin Günü kapsamında gerçekleştirilen Uluslararası Epilepsi Bürosu (IBE) toplantısında ise beyin sağlığının korunması, epilepsili bireylerin yaşam kalitesinin artırılması, tedaviye erişimin kolaylaştırılması ve toplumsal farkındalığın güçlendirilmesi yönündeki ortak hedefler bir kez daha dile getirildi.
Uluslararası kuruluşların iş birliğiyle yürütülen çalışmaların yalnızca tedavi süreçlerine değil, hasta haklarının geliştirilmesine, eğitim olanaklarının artırılmasına ve ayrımcılığın önlenmesine de önemli katkılar sunduğu ifade edildi.
“Her Zaman Yanınızdayız”
Konuşmasının sonunda epilepsiyle yaşayan bireylere ve ailelerine seslenen Ebru Öztürk, derneğin her zaman yol gösterici olmaya devam edeceğini belirterek şu çağrıyı yaptı:
“Epilepsi yalnızca bireyin değil, ailenin ve toplumun birlikte mücadele ettiği bir konudur. Bilgi paylaşıldıkça güçlenir. Dayanışma arttıkça umut büyür. Biz Epilepsi ve Yaşam Derneği olarak, gerektiğinde bir pusula olup doğru bilgiyi göstermek, hastalarımıza ve ailelerine destek olmak için her zaman yanlarında olmaya devam edeceğiz. Beyin sağlığını korumak yalnızca bugünün değil, geleceğimizin de en önemli yatırımıdır.”
Epilepsi ve Yaşam Derneği Kurucusu ve Başkanı Ebru Öztürk’ten Kıbrıs Barış Harekâtı’nın 52. Yılı Mesajı
“Tarih, yalnızca geçmişi hatırlamak için değil; geleceği daha güçlü inşa edebilmek için de en önemli rehberdir.”
ANKARA – Epilepsi ve Yaşam Derneği Kurucusu ve Başkanı Ebru Öztürk, Kıbrıs Barış Harekâtı’nın 52. yıl dönümü dolayısıyla yayımladığı mesajda, Türk milletinin hafızasında derin izler bırakan 20 Temmuz 1974’ün yalnızca askerî bir operasyon değil, aynı zamanda Kıbrıs Türk halkının güvenlik, özgürlük ve var olma mücadelesinin dönüm noktalarından biri olduğunu ifade etti.
Öztürk, tarih boyunca yaşanan acıların unutulmaması gerektiğini, ancak bu acılardan kin değil, barış ve kardeşlik adına dersler çıkarılması gerektiğini belirterek, geçmişin gelecek nesillere doğru aktarılmasının toplumsal hafızanın korunması açısından büyük önem taşıdığını söyledi.
Kıbrıs’ta Gerilim Yıllar İçinde Tırmandı
Mesajında Kıbrıs’ta yaşanan tarihsel sürece de değinen Öztürk, adada uzun yıllar boyunca Türk ve Rum toplumlarının birlikte yaşamını sürdürdüğünü, ancak zaman içerisinde artan etnik gerilimler, toplumlar arası çatışmalar ve güvenlik sorunlarının Kıbrıs Türkleri açısından ciddi bir hayati tehdide dönüştüğünü ifade etti.
Köylerin boşaltıldığı, ailelerin parçalandığı, çok sayıda sivilin yaşamını yitirdiği bu dönemin, yalnızca siyasi bir kriz değil aynı zamanda büyük bir insani dram olarak tarihe geçtiğini belirten Öztürk, yıllarca süren diplomatik girişimlerin ise kalıcı çözüm üretmekte yetersiz kaldığını dile getirdi.
Diplomatik Çabaların Ardından Harekât Kararı
Ebru Öztürk, 1974 yılına gelindiğinde uluslararası görüşmelerden sonuç alınamaması üzerine Türkiye’nin, 1960 Garanti Antlaşması’ndan doğan garantörlük haklarını kullanarak harekete geçtiğini hatırlattı.
Dönemin Başbakanı Bülent Ecevit ile Başbakan Yardımcısı Necmettin Erbakan liderliğindeki hükümet tarafından alınan karar doğrultusunda, Türk Silahlı Kuvvetleri’nin 20 Temmuz 1974 sabahı Kıbrıs Barış Harekâtı’nı başlattığını belirten Öztürk, kamuoyunun hafızasında yer eden “Ayşe tatile çıksın” parolasının da harekâtın sembollerinden biri hâline geldiğini ifade etti.
Kıbrıs Türkleri İçin Yeni Bir Dönem
Öztürk, harekât sürecinde Türk birliklerinin Beşparmak Dağları’nın zorlu coğrafyasında ilerleyerek Kıbrıs Türk yerleşim bölgelerine ulaştığını, bu gelişmenin uzun yıllar güvenlik endişesi içinde yaşayan Kıbrıs Türkleri için yeni bir dönemin başlangıcı olarak değerlendirildiğini söyledi.
Askerî kaynaklarda da harekât boyunca sivillerin korunmasına yönelik hassasiyetin önemle vurgulandığını belirten Öztürk, savaşların en ağır bedelini her zaman masum insanların ödediğine dikkat çekerek, kalıcı barışın korunmasının tüm insanlığın ortak sorumluluğu olduğunu ifade etti.
Barbarlık Müzesi Geçmişin Sessiz Tanığı
Mesajında Kuzey Kıbrıs’ta bulunan Barbarlık Müzesi’ne de değinen Öztürk, müzenin yalnızca bir bina değil, yaşanan acıların hafızasını canlı tutan önemli bir sembol olduğunu belirtti.
Geçmişte yaşanan sivil kayıpların unutulmaması gerektiğini ifade eden Öztürk, tarihin doğru okunmasının ben ortamının oluşturduğu belirsizlik, mayınlı bölgeler, güvenlik kaygıları ve ailelerin yaşadığı endzer trajedilerin tekrar yaşanmaması açısından büyük önem taşıdığını söyledi.
Çocukluk Hafızasında Silinmeyen İzler
Ebru Öztürk, Kıbrıs Barış Harekâtı’nın yalnızca tarih kitaplarında yer alan bir olay olmadığını, o dönemi yaşayan insanların hafızasında derin izler bıraktığını ifade etti.
Savaş ortamının oluşturduğu belirsizlik, mayınlı bölgeler, güvenlik kaygıları ve ailelerin yaşadığı endişelerin bir neslin hafızasında unutulmaz izler bıraktığını belirten Öztürk, geçmişi yaşayanların tanıklıklarının gelecek kuşaklar için önemli bir tarihsel miras olduğunu söyledi.
Şehitler Unutulmuyor
Kıbrıs meselesinin sembol isimlerinden biri olan Hava Pilot Yüzbaşı Cengiz Topel’i de anan Öztürk, Topel’in Türk milletinin hafızasında cesaretin, fedakârlığın ve vatan sevgisinin simgelerinden biri olarak yaşamaya devam ettiğini ifade etti.
Vatan uğruna görev yapan tüm şehitlerin ve gazilerin milletin gönlünde her zaman müstesna bir yere sahip olduğunu belirten Öztürk, onların fedakârlıklarının gelecek nesillere aktarılmasının milli hafızanın korunması açısından büyük önem taşıdığını söyledi.
Geçmişten Geleceğe Uzanan Sorumluluk
Aradan geçen yarım asrı aşkın sürede Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nin kendi kurumları, demokratik yapısı, eğitim kuruluşları ve kamu sistemiyle varlığını sürdürdüğünü ifade eden Öztürk, geçmişte yaşanan acıların yalnızca hatırlanmak için değil, geleceğin daha güvenli ve barışçıl inşa edilmesi adına ders alınması gereken olaylar olduğunu belirtti.
“Tarih, düşmanlık üretmek için değil; insanlığın ortak hafızasını güçlendirmek, geçmişin hatalarından ders çıkarmak ve geleceği daha sağlam temeller üzerine kurmak için vardır.” diyen Öztürk, toplumların barış içinde yaşayabilmesinin karşılıklı saygı, diMesajının sonunda Kıbrıs Barış Harekâtı’nın 52. yıl dönümünü anan Ebruyalog ve insan haklarına bağlılıkla mümkün olacağını ifade etti.
Anma ve Vefa Mesajı
Mesajının sonunda Kıbrıs Barış Harekâtı’nın 52. yıl dönümünü anan Ebru Öztürk, şu ifadelere yer verdi:
“20 Temmuz 1974, Türk milletinin tarihindeki önemli dönüm noktalarından biridir. Bugün, vatan uğruna canlarını feda eden aziz şehitlerimizi rahmet ve minnetle, kahraman gazilerimizi ise sonsuz şükranla anıyorum. Geçmişte yaşanan acılar hiçbir zaman unutulmamalıdır. Ancak bu acılar, gelecekte benzer trajedilerin yaşanmaması için barışın, insan haklarının, karşılıklı anlayışın ve kardeşliğin değerini bizlere hatırlatmalıdır. Kıbrıs Türk halkının güven, huzur ve barış içerisinde yaşayacağı nice yıllar diliyor, tarihimizin kahramanlarını saygı ve minnetle yad ediyorum.”
