AYDINLIK DÜŞÜNCEYE BIÇAK DARBESİ
Bursa Vatan Medya Gurubu köşe yazarı Zeki Baştürk makalesinde;
Bir ülkenin geleceği sınıflarda filizlenir. Tahta başında, tebeşirin tozunda, defter aralarında büyür yarınlar. Ve bir öğretmen; yalnızca ders anlatan değil, karanlığa karşı yakılmış nır mumdur, bir ışıktır.
Kimileyin o mum üflenir, söndürülür. Hem de en beklenmedik yerden.
Aydınlık yüzlü, aydınlık düşünceli bir öğretmen… Adı Fatma Nur ÇELİK
“Can güvenlimiz yok” diye haykırdı. Yetkililere seslendi. Önlem alınmasını istedi. Çığlığı koridorlarda yankılandı ama duyan olmadı. Gözler kör, kulaklar sağır, vicdanlar suskundu.
Oysa öğretmenin çığlığı yalnız kendisi için değildir. O çığlık; sınıftaki çocuklar içindir, eğitimin onuru içindir, toplumun yarını içindir. Bir öğretmen “korkuyorum” diyorsa, aslında bir toplum alarm veriyor demektir.
“Not düşüyorum” dedi. “Ömrüm yeterse eğer geçtiğimiz yolların ne denli güç ve zor olduğunu günü gelince anlatmak için…”
Yetmedi ömrü.Yollar kapatılmıştı.Geçemedi.
Bir öğretmenin kara toprağa verilmesi, yalnız bir insanın ölümü değildir. O, aydınlığa indirilen bir darbedir. Çünkü öğretmen; bilginin, aklın, eleştirinin, düşüncenin temsilcisidir. Ona yönelen şiddet, aslında düşünceye yönelir. Kaleme yönelir. Kitaba yönelir.
Şiddet bir anda ortaya çıkmaz. Toplumun dilinde, siyasetinde, ekranlarında, sokaklarında birikir. Normalleşir. Meşrulaşır. Ve en sonunda okul kapısından içeri girer. İşte o zaman artık hiçbirimiz güvende değilizdir.
⁸
Bir zamanlar öğretmenini görünce ayağa kalkan öğrencilerin ülkesinde, bugün öğretmenini bıçaklayan bir genç yetişiyorsa; burada yalnız bir bireyin öfkesini değil, bir sistemin yarasını konuşmalıyız. Eğitimdeki değer kaybını, otorite boşluğunu, rehberlik eksikliğini, aile içi şiddetin gölgesini, toplumsal kutuplaşmayı, cezasızlık algısını…
Öğretmen korunmuyorsa, eğitim korunmuyor demektir.
Eğitim korunmuyorsa, gelecek korunmuyor demektir. Fatma Nur Öğretmen’in yarım kalan tümcesi şimdi hepimizin omzunda bir sorumluluktur. O “not düştü.” Biz o notu okumak zorundayız. Geçtiğimiz yolların ne denli zor olduğunu görmek, kabul etmek ve değiştirmek zorundayız. Çünkü aydınlık kendiliğinden büyümez.
Onu korumak gerekir.Sahip çıkmak gerekir.Bedel ödeyenleri unutmamak gerekir.
Bir öğretmenin toprağa verilmesiyle kapanmamalı bu öykü. Tam tersine, oradan başlamalı. Şiddetin değil aklın; korkunun değil bilimin; karanlığın değil aydınlığın egemen olduğu bir eğitim düzeni kurma iradesiyle…
Aksi halde her yitirilen öğretmenle birlikte biraz daha kararacak bu ülkenin sabahı.
Elbette sabah olur, olacaktır. Geceler, mahşere dek sürmez. Karanlığın en yoğun olduğu an, sabahında en yakın oldugu andır Fatma Nur öğretmenin ışığı aydınlatsın yolumuzu. Işıklar içinde uyu cumhuriyetin aydınlık yüzü
Zeki BAŞTÜRK
