“Dağın Ruhu Bir Patikadır” Sergisi 7 Mart’ta Greenhouse’da İzleyiciyle Buluşuyor

  • 05 Şubat 2026
“Dağın Ruhu Bir Patikadır” Sergisi 7 Mart’ta Greenhouse’da İzleyiciyle Buluşuyor

Green House Art Days oluşumunun üçüncü sergisi olan “Dağın Ruhu Bir Patikadır”, 7 Mart 2026 Cumartesi günü, Antalya Geyikbayırı’nda bulunan Greenhouse’da gerçekleşiyor. Oksitosin Tıp ve Sanat Platformu iş birliğiyle Melike Bayık küratörlüğünde hayata geçecek olan sergi, Eser Epözdemir ve Handan Akyürek’i ağırlıyor.

24 saatlik gerçekleşen sergi serisi bu edisyonda bir misafir sanatçı ağırlama deneyimine dönüşüyor. Sergiden iki hafta öncesinde Greenhouse’da, misafir sanatçı programı olarak planlanan edisyon özelinde araştırma ve üretimlerine başlayacak olan sanatçılar, bölgeyi deneyimleyerek güncel üretimlerinde yeni bakışları tartışmaya açacaklar.

Şubat’ın son haftası başlayacak olan misafir sanatçı programında Eser Epözdemir ve Handan Akyürek, Geyikbayırı’ndaki nehirler, antik kent, dağlar, ormanlar üzerine kadim kültürlerin gündelik yaşamı içinde çalışmalarını sürdürecekler. Bu iki haftalık programda aynı zamanda Helene Olympe’nin Derin Zaman Yürüyüşü adlı psikocoğrafya etkinliği, Alican Abacı’nın Geyikbayırı’nı anlatan Uçurumun Kıyısında belgeseli gösterilecek. 7 Mart’ta ise 24 saatlik “Dağın Ruhu Bir Patikadır” sergisi açılacak.

“Dağın Ruhu Bir Patikadır”, doğa ile kurulan ilişkinin yalnızca çevresel değil; etik, bedensel ve düşünsel bir mesele olduğunu vurguluyor. Doğaya hak tanımanın, yalnızca tabiatı korumak için değil; insanın yavaşlamayı, dinlemeyi ve sınırlarını kabul etmeyi öğrenmesi için olduğunu hatırlatıyor.

“Kadim Yörük kültüründe, tabiata saygı ve hürmet büyük bir bilgeliktir. Eskiler ağaca saygı, kuşa övgü, ormana sevgi, dağa ve suya yaşamın sihri olarak bakarlardı. Yörükler için dağ aşılacak bir engel değil, barınılan bir bedendir. Su sahip olunan bir kaynak değil, birlikte yaşanan bir varlıktır. Patikalar, yalnızca göç yolları değil; doğayla kurulan ilişkinin hafızasıdır, eve çıkılan yoldur. Doğa burada yönetilmez, ruhu dinlenir. Kadim Yörük yaşamında da bu denge gözetilir: suya zarar vermeden içilir, dağa yük olmadan barınılır. İnsan, doğanın merkezinde değil; onunla birlikte akan bir parçasıdır. Nitekim insan naçiz bir beden olarak doğaya sığınandır.

Bu bakış, bugün ekolojik haklar olarak adlandırılan yaklaşımın köklerini taşır. Doğayı korunması gereken edilgen bir alan olarak değil; hak sahibi, duyarlı ve ilişkisel bir varlık olarak düşünür. Aksine, dağ ve suyu insanla ilişki kuran, hatırlayan ve karşılık veren yaşayan bedenler olarak ele alır. Bu yaklaşım, sağlıklı bir çevrede yaşama hakkımızdan önce, çevrenin sağlıklı kalma hakkını tanımaya çağırır. Onarmaktan çok önlemeyi, müdahaleden çok geri durmayı önerir.

Dağ ve su, biri hafıza biri akış olarak bu çağrının taşıyıcılarıdır, bir varoluş biçimidir. Dağ durur, su hareket eder. Biri tutar, diğeri taşır. Dağ tırmanır, su dolanır. İnsan ise bu ikisinin arasında, bir patikada yürüyendir.” Melike Bayık

Sanatçılar hakkında:

Eser Epözdemir: Eser Epözdemir, İstanbul’da yaşayan bir sanatçı, sanat ve kültür erişilebilirliği danışmanı ve kültürel üreticidir. Bağlantısallık — “şeylerin” birbirleriyle ilişki kurma biçimleri— üzerine çalışır. Pratiği, bizi çevremize/çevremizi bize bağlayan o görünmez iplerle ilgilidir. İster mimarinin katı ağırlığından ister kültürel belleğin değişken manzaralarındaki malzemelerden ilham alıyor olsun; ilişkilerin kıvamın ve ilk bakışta fark edilmeyen katmanlarını anlamaya ilgi duyar.

Onun için sanat, bir “çeviri” aracına dönüşmüştür. İçinde yaşadığımız sistemlerin katmanlarını soymak için mekana özgü yerleştirmelerden mercek tabanlı medyumlara kadar farklı araçlarla çalışmakta; empati ile ilgisizlik ya da boşluk ile doluluk arasındaki o tuhaf gerilimi araştırmaktadır. Yerleşik algı biçimlerini zorlayarak, çevremizde olup bitenleri nasıl “gördüğümüze” dair yeni olasılıklara bakmaktadır. Sanatsal birikimi, ilgi alanları ve hayata geçirdiği projelerin bir sentezi olarak, Türkiye’nin ilk kültür sanat erişilebilirliği danışmanı rolünü üstlenmiştir. Sesli betimlemeyi sadece teknik bir görev olarak değil; “görsel çeviri” için ham ve yaratıcı bir potansiyel olarak görmektedir.

Çalışmaları ve araştırmaları Arter Araştırma Programı (AAP) (2019-2020) , SAHA Studyo (2021-2022), The Octopus Programme (2021-2022) ve British Council Yapımcılar (Creative Producers) (2023), Horizon 2020, İspanya (2018) vb gibi çeşitli ulusal, uluslararası platformlar tarafından desteklenmiş ve bu platformlarda sergilenmiştir. Üretimleri Türkiye’nin yanı sıra Singapur (2025), Amerika Birleşik Devletleri (2025), İsviçre (2024), Birleşik Krallık (2015, 2024), Avusturya (2022), Tunus (2022), Fransa (2021), İtalya (2018) gibi ülkelerde sergilenmiştir.

Handan Akyürek: Eskişehir merkezli mimar ve görsel sanatçı Handan Akyürek, Yıldız Teknik Üniversitesi Mimarlık Bölümü’nden mezun olduktan sonra yüksek lisans eğitimini Orta Doğu Teknik Üniversitesi’nde (ODTÜ) tamamladı. “Kentsel Bağlamda Kullanıcı İzlerinin Takibi: Stigmerjik Yaklaşım ve Bir Makine Öğrenimi Uygulaması” başlıklı tezinde, kullanıcıların fiziksel izlerini belgelemeye ve bu mekânsal örüntüleri makine öğrenimi algoritmalarıyla yorumlamaya odaklandı.

Akyürek’in sanat pratiği, mimarlığın yapısal hassasiyeti ile zanaatın dokunsal ve kusurlu doğası arasındaki melez alanda şekillenir. Üretimlerinde; dijital çizim ve haritalama tekniklerini nakış, kağıt yapımı ve analog fotoğraf gibi organik süreçlerle çarpıştırarak “mekânsal kayıt tutmanın” alternatif yollarını araştırır.

Sanatçı, kişisel ve kolektif hafızanın mekana yansımalarını sorgular. Memories ve Threshold serilerinde mimari temsili salt bir belge olmaktan çıkarıp duygusal bir anlatı aracına dönüştürürken; sanatçı kitabı projesi Co-existence(Biraradalıklar) ile doğa ve insan bedeni arasındaki ölçek ve hiyerarşi ilişkisine odaklanır.

İşleri Lokal 02 (Eldem Sanat Alanı, 2025) ve 4.5. Antalya Mimarlık Bienali (2025) gibi seçkilerde yer alan Akyürek, malzeme odaklı ve süreç temelli üretimlerine devam etmektedir. Sanatsal çalışmalarına paralel olarak, 2024 yılında kurduğu Studio Fandam çatısı altında profesyonel mimarlık ve tasarım pratiğini sürdürmektedir.

Küratör hakkında:

Melike Bayık: Bağımsız küratör, sanat yazarı ve akademisyen. Kamusal alan, kentsel adalet, imece, sosyal eşitlik, sürdürülebilirlik ve katılımcı, dayanışma temelli sanat ekosistemleri üzerine çalışmaktadır. AICA Türkiye, CIMAM ve ICOM üyesi olup, sosyo-kültürel ve toplumsal dinamikleri irdeleyen araştırma temelli küratöryel projelere odaklanmaktadır.

Yeditepe Üniversitesi Sanat ve Kültür Yönetimi Programı’nda akademik çalışmalarını sürdürmekte, Mimar Sinan Güzel Sanatlar Üniversitesi Sanat Tarihi Anabilim Dalı, Batı Sanatı ve Çağdaş Sanat Programı’nda doktora çalışmasına devam etmektedir.

2018’den bu yana Eldem Sanat Alanı’nın kurucu danışmanı, 2020’den bu yana Hitay Vakfı ve Koleksiyonu’nun sanat danışmanıdır. Aynı zamanda EKSAV Vakfı danışmanı olarak sanatın katılımcı ve dayanışma temelli yapılar içinde nasıl var olabileceğine dair araştırmalar yapmakta, bu doğrultuda kâr amacı gütmeyen inisiyatifler ve kolektiflerle iş birlikleri geliştirmektedir. 2025 yılı itibariyle Bir Adım Var Vakfı danışma kurulu üyesi, görsel sanatlar danışmanı ve koleksiyon yöneticisi olarak görevini sürdürmektedir.

Küratöryel pratiğinde disiplinlerarası işbirliklerini ve kolektif üretim süreçlerini merkeze alarak, Eldem Sanat Alanı, Adas.ist, Casa Botter, Bilsart ve Millî Reasürans Sanat Galerisi, Green House Art Days gibi farklı sanat alanlarında sergiler gerçekleştirmiştir. 2024 yılında 9. Sinop Bienali’nin eş küratörlüğünü üstlenmiştir. Küratöryel projelerinde akademik araştırmaların önemini gözeterek söyleşi ve seminer programları düzenlemiş, farklı yaş gruplarına yönelik çocuk atölyeleri tasarlayarak eğitsel faaliyetler geliştirmiştir.

2023-2024 yıllarında Baksı Müzesi Genç Yönetim Kurulu’nda yer alarak, müzenin sergi ve eğitim programlarında aktif rol üstlenmiştir.

Sanat yazıları Aposto, Oksijen Gazetesi, Sanat Dünyamız, Artfulliving ve Milliyet Sanat gibi basılı ve dijital platformlarda yayımlanmakta; kitaplar, kataloglar, dergiler ve gazeteler için sanatçı metinleri, sergi değerlendirmeleri ve kavramsal araştırmalar üretmektedir. Akademik, küratöryel ve yazınsal çalışmalarına İstanbul’da devam etmektedir.

Kurucular hakkında:

Prof. Dr. E. Elif Vatanoğlu-Lutz                                       

Prof. Dr. E. Elif Vatanoğlu-Lutz, 1999 yılında Istanbul Üniverstiesi Cerrahpaşa Tıp Fakültesi’nden mezun oldu. 2007 yılında İstabul Üniverstiesi Cerrahpaşa Tıp Fakültesi’nde Tıp Tarihi ve Etik alanındaki doktorasını tamamladı. 2008-2014 yılları arasında Yeditepe Üniversitesi Tıp Fakültesi’nde, 2014-2020 arasında Koç Üniversitesi Tıp Fakültesi’nde öğretim üyesi olarak görev yaptı.  2008-2011 yılları arasında Kadir Has Üniversitesi Hukuk Fakültesi’nde sağlık hukuku yüksek lisans programında ders verdi. Bütün sosyal bilim disiplinlerinin tıp ile ilişkisine duyduğu ilgi “tıpta insan bilimleri” alanında, özellikle “tıp ve sanat” disiplini ile ilgili verdiği birçok farklı başlıkta dersler ve araştırmalarından sonra 2019 yılında Oksitosin Tıp ve Sanat Platformu’nu kurdu. 2021 yılında Gusi Barış Ödülü’nü ülkemize kazandıran ilk Türk Kadını oldu. Halen Yeditepe Üniversitesi Tıp Fakültesi’nde öğretim üyesidir.

Züleyha Geels  

Züleyha Geels 1975 yılında Hollanda’da Vitray sanatçısı Hendrik Geels ve Ressam Nancy Henriette Emilie Van der Straeten’ın kızı olarak dünyaya gelmiştir. Çocukluğu annesi ve babasıyla Fransa, İrlanda ve Hollanda arasında geçmiş, 1984 yılında ailesi İstanbul’a taşınmıştır. Mesleği çevirmenliktir, insanların doğayla iç içe buluşup çalışabileceği, antrenman yapabileceği ya da eğitime katılabileceği Greenhouse’in yaratıcısı ve sahibidir.

Greenhouse

Websitesi: https://greenhouseartdays.com

Instagram: https://www.instagram.com/thegreenhousegeyikbayiri/

Adres: Geyikbayırı 3601 Sok No: 24 07070 Antalya

ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

BİR YORUM YAZ