“Bu Bir Disiplin Süreci Değil, Açık Bir Kumpastır”
CHP üyesi Erdoğan Kaçar, hakkında yürütülen disiplin sürecine ilişkin Bursa kamuoyuna ve parti tabanına hitaben son derece sert ifadeler içeren bir açıklama yaptı. Kaçar, şahsına yönelik sürecin hukuki ve etik olmaktan uzak olduğunu savunarak, yaşananları “organize edilmiş bir disiplin kumpası” olarak nitelendirdi.
Açıklamasında Bursa’nın 81 ilden insanın bir arada, kardeşçe yaşadığı bir “dünya kenti” olduğuna dikkat çeken Kaçar, buna rağmen parti içindeki tüm kritik mekanizmaların kapalı bir devre sistemi ile yönetildiğini iddia etti. Kaçar, kamuoyuyla paylaştığı isimler üzerinden parti yönetimindeki tekelleşmeye dikkat çekti:
-
CHP Bursa İl Başkanı Nihat Yeşiltaş
-
CHP Gençlik Kolları Başkanı Berkcan Bora
-
CHP İl Disiplin Kurulu Başkanı Adil Öztürk
-
CHP Yüksek Disiplin Kurulu (YDK) Üyesi Yasemin Rençber
Bu isimlerin aynı hemşehri çevresinden geldiğini vurgulayan Kaçar, konunun etnik ya da memleket temelli bir tartışma olmadığının özellikle altını çizdi. “Sivaslı olmak suç değildir, başımızın tacıdır” diyen Kaçar, asıl sorunun partinin adalet mekanizmasının tek bir hemşehri ve akraba grubuna teslim edilmesi olduğunu ifade etti. Kaçar, bu durumu açıkça “siyasi ve etik bir suç” olarak tanımladı.
“BU BİR AİLE ŞİRKETİ DÜZENİDİR”
Erdoğan Kaçar, İl Disiplin Kurulu Başkanı Adil Öztürk ile Ankara’da görev yapan YDK üyesi Yasemin Rençber arasındaki akrabalık bağlarına dikkat çekerek, disiplin sürecinin adalet amacıyla değil, mevcut yapıyı ve ilişkiler ağını korumak için işletildiğini savundu. Kaçar’a göre bu tablo, partide kurumsal işleyişin yerini aile ve hemşehri ilişkilerine dayalı bir düzenin aldığının göstergesi.
“BU SİYASİ İKİYÜZLÜLÜKTÜR”
Açıklamasının en sert bölümünde Kaçar, CHP’nin İstanbul’da hukuksuzluk ve talimatlı yargı eleştirileri yaparken, Bursa’da aynı anlayışı bizzat uyguladığını öne sürdü. Ekrem İmamoğlu hakkında açılan davaları hatırlatan Kaçar, kendi disiplin süreciyle bu davalar arasında benzerlik kurarak şu ifadeleri kullandı:
“İstanbul’da ‘hukuksuzluk var, talimatlı yargı var’ diye feryat edenler, Bursa’da şahsıma karşı beş dakikada infaz kararı vermiştir. Bu, açık bir siyasi ikiyüzlülüktür.”
Kaçar, İmamoğlu’na yönelik kamuoyunda “ahmak davası” olarak bilinen süreci örnek göstererek, Bursa’da kendisine yönelik disiplin işlemini de aynı zihniyetin ürünü olarak değerlendirdi.
“PİR SULTAN’IN YOLU DEĞİL, HIZIR PAŞA’NIN YOLU”
Açıklamasında sert tarihsel göndermelere de yer veren Erdoğan Kaçar, kendisine karşı hareket edenleri Pir Sultan Abdal’ın değerleriyle değil, onu idama götüren Hızır Paşa’nın anlayışıyla hareket etmekle suçladı. Kaçar, bu yapının talimatlı yargı, akraba kayırmacılığı ve siyasi saltanat anlayışıyla yoluna devam ettiğini savundu.
“TARİHE NOT DÜŞÜYORUM”
Kaçar açıklamasını, mücadeleden geri adım atmayacağını vurgulayarak tamamladı. “O otobüs elbet bir gün duracak” diyen Kaçar, adalet, liyakat ve eşitlik mücadelesinin süreceğini ifade etti. Açıklamasını, bu süreci yalnızca kişisel bir mesele olarak değil, CHP’nin geleceği ve parti içi demokrasi açısından bir kırılma noktası olarak gördüğünü belirterek noktaladı.
Erdoğan Kaçar’ın bu sert çıkışı, CHP Bursa örgütünde disiplin süreçleri, parti içi adalet ve yönetim anlayışı konularının önümüzdeki dönemde daha da hararetli biçimde tartışılacağını gösteriyor.
