Dağlar Ardında Kalsa da: Tesellinin Adresi Dostluktur

  • 27 Ocak 2026
Dağlar Ardında Kalsa da: Tesellinin Adresi Dostluktur

Bulgaristan Türkleri Kültür ve Hizmet Derneği Genel Başkanı Ulutürk makalesinde;

“Dost selamında teselli bulan her yürek…” diye başlıyor cümle. Devamını siz zaten hissediyorsunuz. Çünkü bu söz, bir cümleden çok bir hayat tecrübesi. Dağlar ardında kalmış olsak da, gözümüz görmese de, yüreğimizin tanıdığı bir ses, bir selam, bir hatırlayış insanın içini baştan başa ısıtmaya yetiyor.

Teselli, çoğu zaman yanlış yerde aranıyor. Gözün gördüğünde, elde tutulan şeylerde, yakınlıkta, fiziki mesafede… Oysa gerçek teselli, yüreğin bildiğinde saklı. İnsan, kalbinin dost bildiğiyle ayakta kalıyor. Uzaklık, hasret, yollar, sınırlar… Hepsi kâğıt üstünde kalıyor. Yürek için mesafe yok.

Balkanlar bunun yaşayan hafızasıdır.

Koca Balkan coğrafyası, özellikle Bulgaristan, bu duygunun en derin yaşandığı topraklardan biridir. Köyler dağların ardında kalmış olabilir, insanlar şehirlerden şehirlere savrulmuş olabilir, sınırlar değişmiş, bayraklar inmiş, yenileri çekilmiş olabilir. Ama dostluk, akrabalık, hatıra ve gönül bağı hiçbir haritaya sığmamıştır.

Bulgaristan’ın dört bir yanına dağılmış Türk köylerinde, bir selam hâlâ kapıdan içeri buyur edilir. Bir çay hâlâ “hoş geldin” demenin en samimi yoludur. Bir yaşlının gözünde, yıllar önce Türkiye’ye göç etmiş komşusunun adı hâlâ tazedir. Çünkü dostluk, zamanı da aşar.

Bir mektup, bir telefon, bir haber, bazen sadece bir isim… İnsan yılların yükünü bir anda hafiflemiş hisseder. “Bizi unutmadılar” duygusu, dağları yerinden oynatacak kadar güçlüdür. Teselli tam da budur. Gözün görmediğini, yüreğin tanımasıdır.

Balkan insanı bunu çok iyi bilir.

Çünkü onlar için dostluk sadece birlikte oturulan günlerin değil, ayrı düşülen yılların da bağını taşır. Aynı sofrayı paylaşmamış olsan bile, aynı kaderi paylaşmış olmak yeter. Aynı acıları yaşamış olmak, aynı türküyü bilmek, aynı ağıdı duymak… Bunlar görünmez ama kopmaz bağlardır.

Bulgaristan’ın köylerinde gezerken, duvarlarda asılı eski fotoğraflar görürsünüz. Kimisi Türkiye’de, kimisi Avrupa’da, kimisi artık hayatta değil. Ama hepsi evin bir parçası gibidir. Çünkü o fotoğraflar, yüreğin dost bildiklerini temsil eder. Ve insan, onlara bakarken yalnız olmadığını hisseder.

İşte teselli budur.

Gözün görmediği, ama yüreğin bildiği.

Bugün teknoloji var, yollar kısa, mesafeler eskisi kadar zor değil. Ama yine de insanların içindeki hasret dinmiş değil. Çünkü mesele uzaklık değil, mesele hatırlanmak. Bir dostun “aklımdasın” demesi, kilometreleri sıfırlar. Bir selam, yılların sessizliğini bozar.

Balkanlar, Bulgaristan ve oralardan kopup dünyanın dört bir yanına savrulan insanlar bize şunu öğretiyor: İnsan, yüreğinde dost bildiği sürece hiçbir zaman gerçekten yalnız değildir.

Dağlar ardında kalsa da…

Teselli, gözün gördüğünde değil; yüreğin dost bildiğindedir.

ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

BİR YORUM YAZ