Hadım ile Zürafa: Tarihten Yapay Zekâ Çağına Uzanan Sert Bir Uyarı
Araştırmacı Mühendis, Yazar Ekrem Hayri Peker gözüyle…
“Ruhunu satmış insanın aşkı bile steril olur.”
Necmi Gürsakal’ın Hadım ile Zürafa adlı romanı, daha ilk cümlesiyle okuru yalnızca bir edebiyat metnine değil; tarih, teknoloji, iktidar ve insanlık üzerine sert bir yüzleşmeye davet ediyor.
Gürsakal bu romanı yazacağını söylediğinde kendisine, “Bırak Bursa’yı, Türkiye’de kaç kişi Hadım’ı hatırlar?” demiştim. Bugün gelinen noktada görüyorum ki Hadım ile Zürafa, unutturulmuş bir tarih figürünü merkeze alarak, aslında bugünün dünyasını anlatan çarpıcı bir zihinsel harita sunuyor.
Hadım: Çin’in Dışa Açılan Kapısı
Romanın tarihsel arka planında, Batı merkezli tarih anlatılarının bilinçli şekilde görmezden geldiği bir figür var: Zheng He. Müslüman asıllı, çocuk yaşta kaçırılıp hadım edilen, ancak Çin sarayında imparatorun ardından gelen en güçlü isim hâline yükselen bir amiral.
Zheng He, 15. yüzyılda Çin’in devasa Hazine Filosu’na komuta etti. Bugün hâlâ “keşif” denildiğinde Kolomb’un Santa Maria’sı anılırken, Zheng He’nin gemileri Santa Maria’yı bir kurtarma filikası gibi bırakacak ölçüdeydi. Dokuz direkli, 120 metreyi aşan uzunluklarıyla, binlerce asker ve mürettebat taşıyan bu gemiler; yalnızca birer deniz aracı değil, birer medeniyet vitriniydi.
Çin kaynaklarına göre Zheng He, 300’den fazla gemi ve yaklaşık 30 bin kişilik bir güçle en az yedi büyük sefer gerçekleştirdi. Sumatra’dan Malakka’ya, Seylan’dan Hindistan’a, İran’dan Arap Yarımadası’na, Kızıldeniz’den Afrika kıyılarına kadar uzanan bu yolculuklar, Çin’in dünyaya açıldığı kısa ama etkili bir dönemi simgeler.
Bazı tarihsel spekülasyonlar, Zheng He filosunun Ümit Burnu’nun ötesine geçtiğini ve hatta Amerika kıtalarına ulaşmış olabileceğini dahi öne sürer. Fra Mauro’nun 1457 tarihli haritasında, “Hindistan’dan gelen büyük bir Çin jungunun Atlas Okyanusu’nda 2000 mil ilerlediği” notu, bu iddiaları tamamen göz ardı edilemez kılar.
Bir Medeniyetin Kapanışı
Zheng He’nin denize gömülmesiyle birlikte yalnızca bir amiral değil, Çin’in dışa açılma iradesi de gömülmüştür. Ondan sonra Çin içine kapanmış, yüzyıllar boyunca dünyayı başkalarına bırakmıştır. Gürsakal’ın romanı tam da bu noktada tarih ile bugünü ustaca birbirine bağlar.
Hadım, Çin’de dışa açılmanın simgesidir. Onun ardından gelen içe kapanma ise, bugün hâlâ süren küresel güç mücadelelerinin tarihsel zeminini oluşturur.
Zürafa: Modern Dünyanın Metaforu
Roman yalnızca geçmişi anlatmaz. Gürsakal’ın kurgusal kahramanı Clark Kane, adıyla bile modern mitolojilere gönderme yapar: Superman ve Citizen Kane. Sevgilisinin babası bir Rus oligarktır; adı Romanov’dur. Yani eski imparatorluklar, yeni sermaye biçimleriyle karşımızdadır.
Yazar, ABD–Çin ticaret savaşlarını grafiklerle analiz eder ve bu savaşların sanıldığı gibi tek taraflı kaybedilmediğini ortaya koyar. Kitabın ilerleyen bölümlerinde ise okur, Gazze’de yapay zekâ destekli savaş teknolojileri, Nvidia destekli algoritmalarla yapılan “insan avı” gerçeğiyle yüzleşir.
Dark web, dijital gözetim, korku politikaları ve “Bize bizden başka dost yok” söylemi, toplumsal bilinçlere nasıl enjekte ediliyor sorusu, romanın karanlık omurgasını oluşturur.
Teknoloji, İktidar ve Yeni Hadımlar
Gürsakal’ın belki de en çarpıcı tespiti şudur:
Bugünün dünyasında teknolojiyi yönetenler büyük güçlere sahiptir; ancak aynı zamanda sistemin kuralları içinde hareket eden modern “hadımlar”dır.
Kitapta alıntılanan Elon Musk, Henry Kissinger, Churchill, Amartya Sen, Alex Karp gibi isimler; yapay zekânın, ticaret savaşlarının ve ahlaki çöküşün çerçevesini çizer. Özellikle şu uyarı ürperticidir:
“İnsan, ilk kez gereksiz olduğu düşüncesiyle yüzleşecektir.”
Bugün ABD, Arizona’dan yönetilen İHA’larla hedef vururken, yarın cinayetleri algoritmalar işleyecek ve suç makinelere yüklenecektir. Bu, yalnızca teknolojik değil; ahlaki bir çöküştür.
Bir Duvar Nasıl Yıkılır?
Gürsakal, Berlin Duvarı örneğiyle çok net bir gerçeği hatırlatır:
Duvarlar top mermileriyle değil, inanç kaybıyla yıkılır. Batı, sabırla öğütmeyi bilir. 19. yüzyılda bilimde, 20. yüzyılda sosyolojide sınıfta kalan toplumlar, bugün bu bedeli ödemektedir.
Hüzünlü Ama Gerekli Bir Final
Hadım ile Zürafa, mutlu bir roman değildir. Bilakis, rahatsız edicidir. Okuru teselli etmez; silkeler. Finali hüzünlüdür çünkü gerçek hüzünlüdür.
Ve kitap şu soruyla baş başa bırakır bizi:
“Belki de hayatın anlamı, bu sistemi bilmek ve yine de insan kalmayı seçmektir. Başka bir umut kaldı mı ki?”
Kitap: Hadım ile Zürafa
Yazar: Necmi Gürsakal
Yayınevi: Dora Yayınları
Yıl: 2025
Haber–İnceleme:
Ekrem Hayri Peker
Araştırmacı Mühendis – Yazar
